Depremden sonra yaygın bir panik vardı.There was widespread panic after the earthquake.
Kalabalık, panik içindeydi.The crowd was in a panic.
Emlak piyasasının sönmesi nedeniyle Tokyo'daki ev sahipleri panik içindedirler.Tokyo landlords are in a panic because the real estate market went soft.
Tren raydan çıktı, ve panik oldu.The train was derailed, and panic ensued.
Haberi duyunca panikledi.She panicked when she heard the news.
O adam panik halinde.That man is in a panic.
1920 yazına doğru Kızıl Panik bitmişti.By the summer of 1920, the Red Scare was over.
Panik yapmayın!Don't panic!
Tom panik yapmamaya çalışıyordu.Tom was trying not to panic.
Karım aniden panik olmaya başladığında uçağın henüz kalkmıştı.The plane had just taken off when my wife suddenly started to panic.
Titanikte panik hüküm sürer.Panic rules on the Titanic.
Tom panik atak geçirdi.Tom had a panic attack.
Panik yapmayın.Don't panic.
Mary'nin panik atağı vardı.Mary had a panic attack.
Panik nedir?What's the panic?
Ben panik yapmıyorum.I'm not panicking.
Tom'un panik yapacağını düşündüm.I thought Tom would panic.
Panik yapmak yardım etmeyecek.Panicking isn't going to help.
Tom paniklemiş.Tom's panicked.
Tom panik yapıyor.Tom's panicking.
Ben panikledim.I panicked.
Herkes panikledi.Everybody panicked.
Kim panik yaptı?Who panicked?
Tom panik yaptı.Tom panicked.
Tom panik içinde.Tom is panicking.
Panik yapmaya başlama.Don't start panicking.
Az önce panikledim.I just panicked.
Panik yapmış değilim.I'm not alarmed.
Lütfen panik yapma.Please don't panic.
Şimdi, panik yapmayın.Now, don't panic.
Çok fazla panik olmayın.Don't be too alarmed.
Panik yapmaya başladım.I began to panic.
Tom'un panik yapacağını biliyordum.I knew that Tom would panic.
Paniklediğini düşünüyorum.I think you panicked.
Her şeyden önce, panik yok!Above all, don't panic!
Tom panik yapmaya başlıyor.Tom is starting to panic.
Tom panik olmamaya çalıştı.Tom tried not to panic.
Tom panik halinde.Tom is in a panic.
Panik yapmaya gerek yok.There's no need to panic.
O başka bir adam tarafından öpüldüğünde panikledi.She panicked when she was kissed by another man.
Tom panik yapmaya başladı.Tom started to panic.
Tom paniklemeye başladı.Tom began to panic.
Panik yapmayın. Tom'un bu problemin üstesinden nasıl gelineceğini bildiğine eminim.Don't panic. I'm sure Tom will know how to handle this problem.
Panik yapmamaya çalış.Try not to panic.
Tom bir panik atak geçiriyor.Tom is having a panic attack.
Tom biraz paniklemiş görünüyordu.Tom sounded slightly panicked.
Bütün şehir panik içinde.The whole city is in panic.
Marie panikledi - şüpheli bir adam onu takip ediyordu.Marie panicked – a suspicious guy was following her.
Tom haberi duyduğunda panikledi.Tom panicked when he heard the news.
O panikteydi ve anlaşılamayan bir şey bağırdı.She was in a panic and yelled something inarticulate.
İnsan, panik durumunda filogenetik köklerine döner.Man returns to his phylogenetic roots in panic situations.
Salı akşamı hepimiz panikledik.Tuesday evening we all panicked.
Bu bir panik başlatabilirdi.This could start a panic.
Panik yapma, Dan.Don't panic, Dan.
Panik yapmamalısın.You don't need to panic.
Panik yapmana gerek yok.You don't need to panic.
Panik yapmak için hiçbir neden yok.There's no reason to panic.
Panik yapmaya gerek... henüz yok.There's no reason to panic... yet.
Panik yapmak için hiçbir neden yok...henüz.There's no reason to panic... yet.
Hiç kimse panik yapmadı.No one has panicked.