Ana içeriğe geç
Sözlük

palavra ile cümle

palavra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ben palavra dinlemekten bıktım.I'm tired of listening to your bragging.
Palavra atmıyorum.I'm not bragging.
Tom bir palavracı.Tom is a braggart.
Mary bir palavracı.Mary is a braggart.
Fransız palavralarına katlanmak zordur.It's hard to endure the boastings of the French.
Onun palavra olduğunu düşünüyorum.I think that's a lot of malarkey.
O bir palavra.That's a bunch of malarkey.
Bu ne palavra!What a bunch of malarkey!
O olay palavra çıktı.That story turned out to be a hoax.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.The story that I told myself was that adventurers looked like this.
Ne palavra attın be!What a crock!
Yiğit Jin, umarım kızmadın palavra sıkmayı bırakınHero Jin, I hope you don't mind Stop fooling around with me
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Laughter) (Applause)
Tam dengede olması gerekir, yaratıcı olacak kadar, ama palavralara kanmayacak kadar.Just right, you're creative, and yet you don't fall for too much baloney.
Kahrolsun palavracılar,Perish will those who just guess and speculate,
Türk-Kürt kardeşliği palavrasına inanmıyorum!Erinnerungen an die Dschihadisierung der deutsch-türkischen Waffenbruderschaft.
"Palavra (Parole, Parole)" "Kaç Yıl Geçti Aradan?"Par exemple de cette façon : combien d’années sont passées depuis lors ?
Bunlar, "Pravda yalanları, palavraları" diye anılırdı..Luego se lo leyeron: Difamaciones y mentiras.
"Palavra (Parole, Parole)" "Kaç Yıl Geçti Aradan?"Например, так: сколько лет прошло с тех пор?
Bunlar, "Pravda yalanları, palavraları" diye anılırdı..Я говорю: «Это сплошное враньё, ложь».
Türk-Kürt kardeşliği palavrasına inanmıyorum!Не доверял критским туркам.
"Palavra (Parole, Parole)" "Kaç Yıl Geçti Aradan?"Hvor lang tid efter begivenheden er den opstået (tidsmæssig afstand)?
"ama içinde çok az baloney (salam) olurdu." dedim. (baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)[baloney, i.e. conversa fiada]" (Risos)
"ama içinde çok az baloney (salam) olurdu." dedim. (baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)"Да, но намного меньше копчёной колбасы [перен. ерунда]" (Смех)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Gelach)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(웃음)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(nevetés)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Râsete)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Risate)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)"Sí, pero mucho menos mortadela payasa".
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Śmiech)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Tawa)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)Unsinn] (Gelächter)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Γέλια)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(Смях)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(צחוק)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)(ضحك)
(baloney:argoda zırva, palavra) (Gülüşmeler)実際には
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.Credo la risposta sia di onorarlo tirando fuori quanta più mortadella possibile dai nostri panini.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.Ik denk dat we Feynman moeten eren door zo veel mogelijk kletskoek uit onze eigen broodjes te weren.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.제 생각에 그 해답은 바로 이것입니다. 우리가 샌드위치를 먹을 때 가능한 한 발로니를 빼고 먹는 겁니다.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.Pienso que debemos rendirle homenaje poniendo tanta mortadela como sea posible en nuestros emparedados.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.Sądzę, że powinniśmy oddawać mu hołd starając się, by nasze kanapki były jak najmniej nadęte.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.Я считаю, мы должны почтить память Фейнмана, убрав как можно больше копчёной колбасы из наших сэндвичей.
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.اعتقد ان افضل طريقة لذلك هي بان نزيل الهراء من الأشياء السالبة في دواخلنا كلما استطعنا
Bence Feynman'ı onurlandırmanın en iyi yolu sandviçlerimizdeki baloneyleri (palavraları) çıkarıp atmak.ばかげた具材を できるだけ取り除くことで ファインマンをたたえるべきだと思います ありがとうございました
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.파인만 샌드위치는 햄이 엄청 많았습니다. 발로니는 전혀 들어있지 않았죠.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.La verdad es que el emparedado Feynman tenía mucho jamón y nada de mortadela, en absoluto.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.הוא שבסדנוויץ' פיינמן היה אכן המון שינקן, אבל היה נטול בולוני.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.هو ان " فينمان " ربما لديه قبس من "هام" ولكنه لا يتحدث بالهراء على الاطلاق
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.ハムが山盛りで ボローニャ・ソーセージは入っていません ファインマンは何よりも
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.A történet amit magamnak mondtam, az, hogy a kalandozók így néznek ki.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Câu chuyện mà tôi đã tự kể chính là những người phiêu lưu như thế này.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Dicevo a me stessa che gli avventurieri erano così.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Die Geschichte, die ich mir erzählte, besagte, dass Abenteurer so aussehen.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Ik vertelde mezelf dat avonturiers er zo uitzagen.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Je me disais que les aventuriers, ça se lisait sur leurs visages.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.Kisah yang saya katakan kepada diri saya adalah petualangan terlihat seperti ini.
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.스스로에게 말하기를 모험가는 이렇게 생겨야하고
Kendi kendime anlattığım hikaye, maceracıların böyle göründüğü palavrasıydı.La historia que me contaba a mí misma era que los aventureros se veían así.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod