Chelsea, Rothen için 25 milyon $'ı gözden çıkardı ancak pahalı olduğu için transfer etmekten vazgeçti.Cosmo sa však bránil, že 5 libier im skutočne ponúkol, ale len za bezpečnú plavbu.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Praktická spolupráca bubeníka Nicka Masona bola minimálna.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.Patrí medzi najdrahšie ulice na svete.
İpekten üretilen kitaplar ise oldukça pahalıydı.Navyše dostať ho do Vegas bolo finančne veľmi nákladné.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Pričom sa zohľadňovalo, že úspechu bolo dosiahnuté za nízkych strát.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Nekatere Picassove slike uvrščajo med najdražje slike na svetu.
Tedavi ise çok pahalıdır.Poleg tega so te terapije zelo drage.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Le najbogatejši so si lahko privoščili skromne količine teh dragocenih izdelkov.
Kiralık devreler çok pahalı olabilmektedir.Cena strojne opreme je lahko zelo draga.
Ayrıca bu meslek, yüklü bir sermaye ister, zira hayvanlar epey pahalıdır.Potrebuje tudi nekaj v kar se lahko zateče po občutek varnosti, saj so morski prašički zelo plašne živali.
Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer.Pírova zmága je zmaga s pogubnimi posledicami za zmagovalca.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.V tem času je zaradi velikih stroškov skoraj docela obubožal.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi luwak je najdražja vrsta kave, ki jo pridelujejo v Indoneziji.
Paha biçilememektedir.Dragoševac je lahko.
Geçmişte uğranılan yenilgiler paha biçilmez deneyimler sağlamıştı.Bitnje v preteklosti ni imelo veliko pomembnih ljudi.
Çok basit ve ucuz imal edilip, çok pahalıya pazarlanmaktadır.Je zelo poceni, varen za uporabo in široko dostopen.
Bunu yapmak için pahalı inşa teknikleri kullandı.Zaradi teh razlogov so bile uporabljene posebne gradbene tehnike.
Mars için en pahalı görev oldu.Tai buvo pati brangiausia misija, kada nors siųsta į Marsą.
Birçok paha biçilemez ikon, eser ve diğer nesneler çoğu Venedik'e gitmek üzere Batı Avrupa'ya götürüldü.Daugybę neįkainojamų ikonų, reliktų atsidūrė Vakarų Europoje, ypač Venecijoje.
Tavuk eti ve koyun eti, dana etinden daha sık kullanılmaktadır, çünkü dana eti pahalıdır.Šiuo metu vištiena ir ėriena yra daug labiau naudojama nei jautiena, kuri yra brangesnė.
Emsallerinden daha pahalıdır.Reikšmingesnis kaip prieskonis.
Bu cihazlar oldukça büyük ve pahalıdırlar.Segmentai turi būti pakankamai dideli ir pelningi.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.Didelė arbaletų kaina stabdė jų plitimą – tik turtingi kariai galėjo sau leisti tokius ginklus.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Būgnininko N.Meisono indėlis į darbą nebuvo didelis.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Vietoj to mes tikimės jums duoti kažką žymiai sotesnio ir labiau patenkinančio.
Kiraları ise oldukça pahalıdır.Šio tipo kortelės gana brangios.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Ši kaina sumušė tuo metu brangiausio parduoto kūrinio rekordą.
İlacın yapımı çok pahalıdır.Todėl vakcinų kūrimas yra labai brangus procesas.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.Nuo jų kokybės priklauso gaminamo produkto kokybė ir kaina.
Ekonomik olarak pahalı olması.Kraštas smuko ekonomiškai.
Bu güne kadar İsrail'de yapılan en pahalı yapıdır.Ši estakada – didžiausias iki šiol Lietuvoje įgyvendintas transporto investicinis projektas.
Ayrıca pahalıydı.Tai brangu.
Bu düşük tüketimin sebebi, zeytinyağının pahalı oluşundandır, çünkü ayçiçek yağı 4-5 kat daha ucuzdur.Mišinys pasirodė tinkamas, be to, jis buvo 3-4 kartus pigesnis už benziną.
Et, sebzelere göre daha pahalı idi.Mitybos požiūriu gyvūniniai baltymai yra vertingesni negu augaliniai.
Maliyeti 1.1 milyar doları aşan bu yapı döneminde Güney Yarımküre’deki en pahalı inşaat unvanını almıştı.Statybų kaina atsiėjo 1,5 mlrd. JAV dolerių, jis tapo vienu brangiausiu visų laikų stadionu.
Hastaneler çok pahalıdır.Ligoninės yra labai brangios.
Pahalı bir gerdanlık takıyor.Ji nešioja brangų vėrinį.
Bu yüzden yatırımcılar gittikçe daha pahalı sözleşmeler almışlardır.Seetõttu ostsid investorid üha kallimaid lepinguid.
En pahalı soğanlar 30 yıl içinde değerlerinin %1’ine indi.Kõige kallimate sibulate hind langes 30 aastaga 1–2 protsendini nende tippväärtusest.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Tänapäeval on van Goghi maalid maailma kõige kallimate seas.
Bu kullanım nadirdir çünkü sıvı argon daha az pahalıdır.Selline kasutus on siiski haruldane, sest pigem kasutatakse odavamat vedelat argooni.
Apollo Projesi, en pahalı Amerikan bilimsel programlarından biridir.Apollo oli Ameerika Ühendriikide kallemaid teadusprogramme.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Korpuse loomine võib osutuda kulukaks.
Renklendirme işlemi hem zaman alıcı hem de pahalı bir işlemdi.Kirjutamine oli aeganõudev ja kulukas tegevus.
Askerleri Avrupa'dan satın alabilirsiniz ama bu çok pahalıya patlar.Neid materjale on võimalik importida Maalt, kuid see on väga kallis.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.See on frantsiisi seni neljast filmist kõige kõrgemalt hinnatud film.
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Ja vajavad seda iga hinna eest.
Bunu yapmak için pahalı inşa teknikleri kullandı.Hoone ehitamisel kasutati vahvärktehnikat.
Pahalı ve komplike bir sistemdir.Kliima on väga keerukas ja kompleksne süsteem.
Öyle ki, albüm sadece Japonya'dan pahalı olarak satın alınabilmektedir.Comicu markerid saab osta ainult Jaapanis.
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Ning kaubad olid vägagi kallid osta.
Kiraları ise oldukça pahalıdır.Kõige uuemad telefonid on küllaltki kallid.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Gian Gastone ei olnud läbirääkimistel Toscana tuleviku üle nii vankumatu, kui oli tema isa.
Turistik atraksiyonlar, adaya giriş coğrafi açıdan zor ve pahalı olduğu için ender olarak yapılır.Turism on raske ligipääsetavuse tõttu harv ja kallis.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.Seda värvi kangaid sai endale lubada ainult kõige rikkamad inimesed ja nii sümboliseeris see värv rikkust.
Bu sistem oldukça pahalıdır, üstelik çalışmadığı zamanda da maliyetli olmaktadır.See meetod on küll väga kallis, kuid siiski ka tänapäeval kasutusel.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.우리가 10년을 기다리면, 매년 15%를 감소시켜야합니다 -- 정말 어렵고 고비용을 들여야하거나, 어쩌면 불가능 할지도 모르죠.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Als we 10 jaar wachten, is het 15% per jaar -- buitengewoon moeilijk en duur, wellicht onmogelijk...
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Kymmenen vuoden kuluttua 15 % vuodessa -- äärettömän vaikeaa ja kallista, ehkä mahdotonta.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Poczekajmy 10 lat - 15% rocznie, niezwykle trudne i kosztowne, może niewykonalne.