Bilgi yönetimi pahalıdır.Nossa contabilidade é transparente.
Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır.Mas custa muito caro.
Bu teknik özel donanım gerektirir ve pahalıya mal olmaktadır.A infraestrutura necessária é especializada e cara.
Genellikle fiyatları da normal kahveye göre çok daha pahalıdır.São também comumente mais caros devido à matéria-prima.
Alex hayatı pahasına eski aşkı Müslüman kadın Hana'nın kızını kendi akrabalarından kurtarmış olur.Carinhosamente, Juan ainda se preocupa com a garota muçulmana que ele resgatou.
Antoine, pahalı yapımlar nedeniyle mali sıkıntılar yaşadı.Tommy trabalha pesado, mediante dificuldades financeiras.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Porém, sendo um pouco maior.
1978'de pahalı olmayan bir floppy disk kontrol ünitesi ekler.Em 1978, projetou um drive de disquete de baixo custo.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Dias depois Bingley propõe casamento a Jane.
Köylüleri diğer medeniyetlerin köylülerinden daha pahalıdır.Vale ressaltar que as fazendas do povo atlante são mais caras do que as das outras civilizações.
AMG modelleri, her Mercedes-Benz sınıfının en pahalı ve en yüksek performanslı modelleridir.Financeiramente é a festa/romaria mais rentável de toda a freguesia.
Bazı sorgular daha fazla gerçekleştirim süresi gerektirir, yani daha pahalı olurlar.Nesses casos, o procedimento pode requerer uma preparação mais extensa e levar mais tempo para ser realizado.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.Esta fábrica tornou-se conhecida e respeitada graças à qualidade de seus produtos e serviços.
Oteller pahalı mı?Os hotéis são caros?
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Dit hoeft niet tegen elke prijs te gebeuren.
Üretimi de çok pahalıydı.De productie was ook enorm duur.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Dit lukte, maar ten koste van vele slachtoffers.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.ERP-systemen kunnen behoorlijk duur zijn.
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Spaarlampen waren duur in aanschaf.
Birçok paha biçilemez ikon, eser ve diğer nesneler çoğu Venedik'e gitmek üzere Batı Avrupa'ya götürüldü.Vele onbetaalbare iconen, relikwieën en andere objecten doken later in West-Europa op, de meeste in Venetië.
Kentte hayat pahalılığı çok yüksektir.Het levensniveau in de stad is hoog.
Ama ne pahasına?Wat mag het kosten?
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Toevoegen iets duurder, maar wel redelijk.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Het is echter wel duurder.
Ayrıca pahalıydı.Bovendien was het duur.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Het is populair omdat het veilig is, goed werkt en niet veel geld kost.
Kişiliğinin paha biçilemez ayrıntılarını bize, Ambrosius Theodosius Macrobius, (Saturnalia 2.5) aktarır.Zijn kaart gaf lengte en breedte aan.Ambrosius Theodosius Macrobius (ca.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Het latere werk van Junior Murvin was minder succesvol.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.Ten tijde van de opnames was het de duurste Poolse film ooit.
Bu durum genel olarak daha pahalı ve kısıtlanmış faydalar sunar.Het spreekt vanzelf dat dit systeem duurder is en slechts beperkte mogelijkheden biedt.
İpekten üretilen kitaplar ise oldukça pahalıydı.De met de hand geschreven boeken waren duur.
Termoplastiklerin termosetlere kıyasla hammaddesi daha pahalıdır.Dit maakt het productieproces voor thermoharders ingewikkelder dan voor thermoplasten.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.In de stad waren verse groenten echter schaars en erg duur; men moest het vaak doen met gedroogde groenten.
Bu transfer, o zamana kadar Everton'ın yaptığı en pahalı transfer oldu.De transfer maakte Walker op dat moment de duurste verdediger ooit.
Pahang, Malezya'nın Sarawak, Sabah ve Batı Malezya'dan sonraki en büyük eyaletidir.Pahang is na Sarawak de grootste staat van Maleisië.
İyi bir kimono çok pahalıdır.De kimono wordt gemaakt van zijde en is dan ook zeer kostbaar.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.De waterput op het pleintje wijst op hun rijkdom, want zulke luxe konden weinigen zich permitteren.
Dışarıda pahalı oyuncularla ilgili değiliz.Er is geen relatie met de Deltawerken.
Şimdi yoğun turist çeken bu alan pek çok hotel, banka ve pahalı Dükkanlara ev sahipliği yapar.Vandaag de dag is het gebied sterk toeristisch, waardoor er veel hotels, dure winkels, banken enzovoort zijn.
Et ise sebze ve tahıllardan daha pahalı ve seçkin bir yiyecekti.Vlees was prestigieuzer en duurder dan graan of groente.
Gözü yükseklerde ve pahalı elbiselere düşkün bir kızdır.Ze kijkt op naar een rijke vriendin die dure kleren en spullen koopt.
LDPE, HDPE'den çok daha pahalıdır.De verkoop zal veel minder opbrengen dan BHP zelf heeft betaald.
Bakım ve idamesi oldukça pahalı bir uçaktır.Door zijn veelzijdigheid en betrouwbaarheid is het een waardevol vliegtuig.
Kiralık devreler çok pahalı olabilmektedir.Strijkstokken kunnen duur zijn.
Alman kuvvetleri, bu bölgeyi ne pahasına olursa olsun elde tutmaya çalıştılar.De Noordelijken wilden deze stad koste wat het kost innemen.
Maliyet hesabı olarak biraz pahalı bir teknolojik yöntemdir.Nadeel is dat het een vrij dure techniek is.
Özellikle büyükşehirlerde evler oldukça pahalıdır.In Huizen zijn vooral de luifelvormige mutsen erg opvallend.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Het is daarmee het duurste schilderij dat ooit is geveild.
Ekonomik olarak pahalı olması.Hij heeft het financieel moeilijk.
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Toch kan dit een interessante langetermijnspaarformule zijn.
Londra bölgesinde en pahalı mülklerden bazıları bu bölgede bulunur.Enkele van de duurste huizen van de VS staan in deze wijk.
Bu ilaçlar çok pahalıdır.Deze zijn heel duur.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Vervanging is vaak duur.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Voor de tijd waarin de auto werd geproduceerd, was de auto erg duur.
Biletler 26 yaşından büyükler için daha pahalıdır.De hoogst geregistreerde leeftijd is 26 jaar.
Noel'i yalnız başına kendine pahalı hediyeler alarak geçirir.De arme kerstman geeft iedereen dure cadeaus.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Bingley vraagt Jane daarna vrijwel onmiddellijk ten huwelijk en Jane is in de wolken.
Tedavi ise çok pahalıdır.De behandeling met Rituximab is tevens heel duur.
Adalet pahalıdır.Gerechtigheid is duur.
O çok pahalı!Dat is zeer duur!