Bu, savaş boyunca, her ne pahasına olursa olsun, kentin korunacağı anlamına geliyordu.Wszyscy za wszelką cenę bronią swojego miasta.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Te operacje mogłyby być zbyt kosztowne obliczeniowo dla CPU.
Biletler 26 yaşından büyükler için daha pahalıdır.Bilety dla dzieci w wieku do 12 lat były o połowę tańsze.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Była bardzo kosztowna.
Hindistan'da üretilen en pahalı filmlerden birisidir.Był najdroższym filmem wyprodukowanym w Republice Chińskiej.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Był to najdroższy w historii transfer pomiędzy dwoma duńskimi klubami.
Askerleri Avrupa'dan satın alabilirsiniz ama bu çok pahalıya patlar.Budynki można odpowiednio zabezpieczyć, lecz podnosi to znacznie koszt.
Süperspor otomobil, yüksek performanslı pahalı spor otomobiller için kullanılan bir terimdir.Jego największym marzeniem, bliskim realizacji, jest zakup używanego, sportowego auta.
Taretli araçlar, taretsiz araçlara nazaran daha pahalıya üretiliyorlardı.Samochody zaczęły sprzedawać się w ilościach większych, niż Genaro mógł sam zbudować.
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Chce tego za wszelką cenę uniknąć.
Bu yüzden yatırımcılar gittikçe daha pahalı sözleşmeler almışlardır.Zachęcało to najeźdźców do coraz odważniejszych działań.
Ay seferleri boyunca toplanan ay taşları paha biçilmez olarak kabul edilmektedirler.Skały zebrane w okresie eksploracji Księżyca są obecnie uważane za bezcenne.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.Byłby to zatem najdroższy film polskiej kinematografii.
Belarus Halk Cumhuriyeti zamanında kullanılan ambleme Pahonya denirdi.Uważa się, że zwyczaj ten powstał na Białorusi w czasie unii.
Bu transfer aynı zamanda Bursaspor tarihinin en pahalı transferidir.Jego transfer jest jednocześnie najdroższym w obrębie jednej ligi w historii.
Düello sahnesi ise pahalıya mal olmuştur.Wojenna działalność księcia była kosztowna.
Bu sayede zaman itibarıyla Britanya'daki en pahalı transfer gerçekleşmiş oldu.Wypadek ten okazał się najdroższym zdarzeniem drogowym w Niemczech.
Tedavi ise çok pahalıdır.Koszty leczenia były ogromne.
Atari 400 ve 800 donanım bakımından C64'e bayağı benziyordu ama üretimi pahalıydı.Z zewnątrz C16 przypominał komputery VIC-20 czy C64, jednak obudowa była czarna z szarymi klawiszami.
Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.Tom jadł sushi w drogiej restauracji za rogiem.
Atom enerjisi pahalı ve tehlikeli.Energia jądrowa jest droga i niebezpieczna.
Bu daire çok pahalı.To mieszkanie kosztuje za dużo.
Ama ne pahasına?Och till vilket pris?
Ancak bu testler daha pahalıdır, bu yüzden her yerde mevcut değildir.Men dessa tester kostar mer, så de är inte tillgängliga på många ställen.
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Hemligheten om honom måste bevaras till varje pris.
Ksenon pahalı olmasına rağmen genel anestezik olarak kullanılır.Xenon har använts som ett generellt anestetikum, men det är dyrt.
Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer.En pyrrhusseger är en dyrköpt seger, en seger med stora egna förluster.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.De är även fysiskt större och betydligt dyrare.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Det gjorde den till den dyraste tavla som dittills hade sålts.
Avukat kasabaya gelir ve en pahalı otele yerleşir.Han reste i första klass och tog in på Berlins dyraste hotell.
Taretli araçlar, taretsiz araçlara nazaran daha pahalıya üretiliyorlardı.Vagnar med kanontorn är dyrare att tillverka än sådana utan torn.
Bilgi yönetimi pahalıdır.Maktutövning är kostsam.
"Mars'a gitmek neden o kadar pahalı oluyor?Varför emigrerar de till Sverige?
Mars için en pahalı görev oldu.Den är månadssten för mars.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Breda Gatan såg helt enkelt snyggare ut än Breda gatan.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Charles Haugheys tid som taoiseach var dock inte den lättaste möjliga.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Övergången gick trots allt igenom och blev den dyraste så långt mellan två svenska klubbar.
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Geväret är relativt dyrt.
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Men Hitler gav ordern: "Håll Wien till varje pris!"
PAH; Bir çeşit hastalık.Det är en egen form av sjukdom.
1926'da 14 yaşındayken Dorset'te ünlü çok pahalı bir özel okul olan Sherborne Okuluna girdi.1926, vid 14 års ålder började han på Sherborne School i Dorset.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Vår lösen är Fred till varje pris.
Tedavi ise çok pahalıdır.Behandlingen är helt kostnadsfri.
Öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.Detta är också ett av de dyraste i Europa.
Zor tarafı ise, HDD'lere göre çok pahalı olması.För andra betydelser, se Khallet es Sâqié.
Dezavantajları ise, çok pahalı olması ve çok karmaşık işlem süreçleri içermesidir.Nackdelen är att sådana sikten är mycket dyra och kräver aktiv kylning.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Mobiltelefoni kan dock komma att bli dyrare.
Kentte hayat pahalılığı çok yüksektir.Levnadsstandarden i unionen är mycket hög.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Den ansågs alltför dyr.
1983'ten itibaren yerini daha modern ve pahalı olan AGM-88 HARM'a bırakmıştır.Den är numera ersatt av AGM-88 HARM.
Ne pahasına olursa olsun politikadan katiyyen uzak kalınız.Тримайтеся подалі від політики будь-якою ціною.
Ama ne pahasına?Але якою ціною.
LDPE, HDPE'den çok daha pahalıdır.LDPE значно дорожчий, ніж HDPE.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Найбільші та найдорожчі квартири виходили на вулицю.
Son 12 yılda (2000-2012), Coca-Cola dünyanın en pahalı markası adını kazanmıştır.Протягом останніх дванадцяти років (2000—2012) Соса-Cola є найвартіснішим брендом у світі.
Et ve et ürünleri ekmekten dört kat daha pahalı olabilirdi.М'ясо могло бути в чотири рази дорожчим, ніж хліб.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Це став найдорожчий трансфер, вчинений між двома британськими клубами.
Tek amacı, ne pahasına olursa olsun Kira'yı bulmak.Рі вирішує розшукати його за будь-яку ціну.
Bu ilaçlar çok pahalıdır.Дуже дорого коштували ліки.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Тому він виходить трохи більш дорогим.