Ana içeriğe geç
Sözlük

pa ile cümle

pa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bundan sonra parti yok.No more parties.
Henüz pasaport için başvuru yaptınız mı?Have you applied for a passport yet?
O pazar günü nadiren dışarı çıkar.Rarely does he go out on Sunday.
Meg'i partiye davet etmeye ne dersin?How about inviting Meg to the party?
Meg kot pantolon giyen tek kızdı.Meg was the only girl that was wearing jeans.
Meksika'da bir devrim patlak verdi.A revolution broke out in Mexico.
Onlardan her biri kendi paketini taşıyordu.Each of them carried their own pack.
Mary Japonya'ya gitmek için para biriktiriyor.Mary is setting by money to go to Japan.
Mary geçen pazartesinden beri yatakta hasta.Mary has been ill in bed since last Monday.
Mary parayı çaldığını inkar etti.Mary denied having stolen the money.
Mary'nin doğum günü için bir pasta yapacağım.I'm going to make a cake for Mary's birthday.
Mademki hepimiz buradayız veda partisine başlayabiliriz.Now that we are all here, we can start the farewell party.
Az pişmiş et ve bir patates, lütfen.Medium-rare and a potato, please.
Bay Mitchel geri kalan parayı hafta sonuna kadar ödememi talep etti.Mr Mitchel demanded that I pay the rest of the money by the end of the week.
Sanki patronmuşsun gibi konuşuyorsun.You talk as if you were the boss.
Bütün hafta çalıştıktan sonra pazar günü ağırdan aldık.After working all week, we took it easy on Sunday.
Maria kıyafetlere çok para harcıyor.Maria spends a lot of money on clothes.
Mayuko'nun parmağında bir kesiği var.Mayuko got a cut on her finger.
Ayakkabılarını paspasta sil.Wipe your shoes on the mat.
Mac bir yabani at almak istediğinden beri, parasını biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Mac bir yabani at almak istediğinden dolayı para biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Mac yeni bir Mustang almak istediği için, para biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Max Julie'ye veda partisine niçin gidemediğini açıkladı.Max explained to Julie why he could not go to her farewell party.
Paris'te hiç bulunmadım.I've never been to Paris.
Her şeyden önce, o çok pahalı.First of all, it is too expensive.
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Mike'dan başka herkes partide idi.All but Mike were present at the party.
Mike'tan başka herkes partide mevcuttu.All but Mike were present at the party.
Mike'tan başka herkes partide hazır bulundu.All but Mike were present at the party.
Mike işini çok sevmesine rağmen, iyi para getirmiyor.Though Mike likes his job very much, it does not pay well.
Mike Pazartesi basketbol çalışmaz.Mike doesn't practice basketball on Monday.
Mike, sınıftaki en parlak öğrenci.Mike is the brightest student in class.
Martin Luther King siyah bir papazın oğluydu.Martin Luther King, Jr., was the son of a black minister.
Yangın çıktığında pazar henüz açılmıştı.Scarcely had the market opened when the fire broke out.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Bu sadece gayri resmî bir parti idi.It was only an informal party.
Bob partinin Çarşambaya kadar ertelenmesini önerdi.Bob suggested that the party be put off till Wednesday.
Ne kadar çok patlamış mısır yersen, o kadar çok istersin.The more popcorn you eat, the more you want.
Patlamış mısır üzerine eritilmiş tere yağını dökün.Pour melted butter over the popcorn.
Patronun çalışmanız hakkında iyi bir fikri var.The boss has a good opinion of your work.
Beni patrona bağla lütfen.Put me through to the boss, please.
Cebimde kalmış para bulmadım.I found no money left in my pocket.
Ayak parmaklarıma kolayca dokunabilirim.I can easily touch my toes.
Ben biraz para istiyorum.I want some money.
Paraya ihtiyacım var.I'm in need of money.
Parka gidip orada oynadık.We went to the park, and we played there.
Park edecek başka bir yer yok.There isn't anywhere else to park.
Başka kim partiye geldi?Who else came to the party?
Paul randevusuna geç kalmamayı bir kural olarak benimsiyor.Paul makes it a rule not to be late for his appointments.
Paul ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.Paul stood with his hand shading his eyes.
Paul babasının yerine partiye gitti.Paul went to the party in place of his father.
Paul İngilizceyi matematiğe tercih eder.Paul prefers English to math.
Paul, yeni bir plan sundu.Paul offered a new plan.
Paul dışarı çıkmadan önce eldivenlerini giydi.Paul put on gloves before going out.
Paul saat gibi dakiktir.Paul is punctual like a clock.
Paul geçen yıl çok para kazandı.Paul made a lot of money last year.
Paul bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Paul studies very hard these days.
Paul kızardı ve başını çevirdi.Paul blushed and turned away.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod