Ana içeriğe geç
Sözlük

pa ile cümle

pa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Avrupa para birimleri dolar karşısında zayıfladı.European currencies weakened against the dollar.
Onun karısı onu parmağında oynatır.His wife leads him by the nose.
Lütfen pastaya buyrun.Please help yourself to the cake.
Uzakta bir silahın patladığını duydum.They heard a gun go off in the distance.
Maruyama Parkı pek çok insanın toplandığı bir yerdir.Maruyama Park is a place where a lot of people gather.
İstasyonun önünde büyük bir park yeri vardır.There is a large parking lot in front of the station.
Birçok bisiklet istasyonun önünde yasa dışı olarak park edilmektedir.A lot of bicycles are illegally parked in front of the station.
Bir salgın hastalık patlak verdi.An epidemic has broken out.
Bazı uydular patladılar veya çarpıştılar.Some satellites have exploded or collided.
1971 de Britanya Kırallığı parasını ondalık sisteme çevirdi.In 1971 the United Kingdom changed its currency to the decimal system.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Eğer yağmurda bırakırsan, bir bisiklet paslanır.A bicycle will rust if you leave it in the rain.
Yağmur yağmaya başlıyor. Lütfen şemsiyemi paylaş.It's beginning to rain. Please share my umbrella.
Bay Mitsubishi içki parasını tasarruf etmek için evde içiyor.Mr. Mitsubishi is drinking at home to save his drinking money.
O, bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
En pahalı araba ne kadar?How much is the most expensive car?
En pahalı şey arazidir.The most expensive thing is land.
Kimse bir yılda israf ettiğimiz paranın miktarını belirleyemez.No one can determine the amount of money we waste in a year.
Bir grup çete parayı çaldı.A group of gangsters stole money.
Bir milletin para ve mali politikalarının yeterli karışımına sahip olması önemlidirIt is important for a nation to have an adequate mix of monetary and fiscal policies.
Parti deniz yoluyla Çin'e gitti.The party went to China by sea.
Parti kötü havaya bakılmaksızın düzenlendi.The party set out regardless of the bad weather.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Partinin lideri ünlü bir bilim adamıdır.The leader of the party is a famous scientist.
Parti için sandalyeler ayırtıldı.The seats were reserved for the party.
Sana bir parça tavsiye vereyim.Let me give you a piece of advice.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Evvela hiç param yok ve ikinci olarak hiç boş vaktim yok.For one thing, I've no money, and for another, I've no leisure.
Ben yasadışı otopark için 20 dolar para cezasına çarptırıldım.I was fined 20 dollars for illegal parking.
Istakozlara çok düşkünüm ama onlar çok, çok pahalı.I am very fond of lobsters, but they are very, very expensive.
Kız kardeşimle parkta oynardım.I used to play with my sister in the park.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Aşağıdaki parça iyi bilinen bir fabldan bir alıntıdır.The following passage is a quotation from a well-known fable.
Karanlıkta bir kırmızı ışık parlıyordu.A red light was glowing in the dark.
Ucuz satın alın ve paranızı boşa harcamayın.Buy cheap and waste your money.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
Sevgi paranın üstündedir. Sonraki önceki kadar çok mutluluk veremez.Love is above money. The latter can't give as much happiness as the former.
Onu partiye davet ettik ama gelmedi.We invited him to the party, but he did not show up.
Biz parti için sabırsızlandık.We looked forward to the party.
Biz kazayı kıl payı ıskaladık.We narrowly missed the accident.
Biz kazadan kıl payı kurtulduk.We narrowly missed the accident.
Ne pahasına olursa olsun özgürlüğümüzü savunmalıyız.We must defend our freedom at all cost.
Uçağımız Pasifik okyanusu üzerinde uçuyordu.Our plane was flying over the Pacific Ocean.
Dünyamız yalnızca evrenin küçük bir parçasıdır.Our world is only a small part of the universe.
Planımız çok para gerektirecek.Our plan will call for a lot of money.
Paramızın çoğunluğu yiyeceğe gidiyor.Most of our money goes for food.
Ona ödünç para verecek kadar aptal değilim.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar akıllıyım.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar mantıklıyım.I know better than to lend him money.
Toplantıyı önümüzdeki pazara kadar ertelemeye karar verdik.We decided to put off the meeting until next Sunday.
Yanımda neredeyse hiç param yok.I have almost no money with me.
Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same.
Partide gerçekten eğlendim.I really enjoyed myself at the party.
Partide yoktum.I was absent from the party.
Onları partiye davet ettim.I invited them to the party.
Geçen Pazar arabayla Hakone'ye gittik.We drove to Hakone last Sunday.
Bir kenara konulmuş biraz parası var.She has a little money put aside.
Bir şişe şarap almak için yeterli para var mı?Is there enough money to get a bottle of wine?
Londra Paris ile karşılaştırıldığında büyüktür.London is large, compared with Paris.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod