Hükümet yasadışı yabancıları yasaklamanın bir parçası olarak kovuyor.The government is expelling illegal aliens as part of a crackdown.
Yıldızlar parlak.The stars are bright.
Yıldızlar gökte parlıyordu.The stars were twinkling in the sky.
Gökyüzünde yıldızlar parlıyor.The stars are shining in the sky.
Yıldızlar gökyüzünde parıldıyorlar.Stars shine above in the sky.
Dürüst bir adam asla para çalmaz.An honest man never steals money.
Geçen sene hayat pahalılığı tavan yaptı.The cost of living has shot through the ceiling in the last year.
Pazar günü kiliseye giderdim.I used to go to church on Sunday.
Burada büyük bir park vardı.There used to be a large park here.
Pazar günleri kiliseye giderdim.I used to go to church on Sundays.
Bebeğin güzel küçük parmakları var.The baby has pretty little fingers.
Pazartesiden Cumaya kadar kar yağdı.It snowed from Monday to Friday.
Soy tükenmesi, evrimin bir parçasıdır.Extinction is part of evolution.
Geçen Pazartesiden beri yağmur yağıyor.It has been raining since last Monday.
Ben geçen Pazar Hanako ile karşılaştığımda, üç gün önce döndüğünü söyledi.When I met Hanako last Sunday, she said she had returned three days before.
Geçen Pazardan beri yağmur yağıyor.It has been raining since last Sunday.
Geçen Pazar komik bir film izledik.We saw a funny movie last Sunday.
Geçen pazar ailem pandaları görmek için hayvanat bahçesine gitti.My family went to the zoo to see pandas last Sunday.
Geçen Pazar ne yaptın?What did you do last Sunday?
Geçen hafta partide Mary ile karşılaştım.I ran into Mary at a party last week.
Öğretmen sınıfa İncil'den bir pasaj okudu.The teacher read a passage from the Bible to the class.
Zil çaldığında, öğretmen sınıfını paydos etti.The teacher dismissed his class when the bell rang.
Öğretmen parmağıyla beni işaret etti ve onunla gelmemi istedi.The teacher pointed her finger at me and asked me to come with her.
Öğretmen öğrencilerin ikili grup halinde diyaloğu patik yapmalarını istedi.The teacher asked the students to practice the dialogue in pairs.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da patlak verdiğini söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Geçen geceki partide kardeşim biraz fazla içti ve kendinden geçti.At the party the other night, my brother drank a bit too much and passed out.
Geçen gün parkta karşılaştığım kızla tekrar karşılaştım.I met again the girl who I had met in the park the other day.
Geçen gün parkta kızla tanıştım ve onu tekrar gördüm.I met the girl in the park the other day, and I saw her again.
Ulaşmaya çalıştığınız partinin sayısı nedir?What's the number of the party you are trying to reach?
Nehir Pasifik Okyanusu'na dökülüyor.The river flows into the Pacific Ocean.
Savaş patlak verdiğinde, o, Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Umarım savaş patlak vermez.I hope war doesn't break out.
Savaş aniden patlak verdi.War suddenly broke out.
Savaş 1939'da patlak verdi.The war broke out in 1939.
Savaş, 1939'da patlak verdi.The war broke out in 1939.
Savaş 1939 yılında patlak verdi.War broke out in 1939.
Ne pahasına olursa olsun savaştan kaçınılmalı.War must be avoided at all costs.
Eğer onu yıkarsan, araban güneşte parlayacaktır.If you wash it, your car will shine in the sun.
Gemi Panama Kanalından geçti.The ship went through the Panama Canal.
Geçen Pazar iyi vakit geçirmedim.I didn't have a good time last Sunday.
Ülke çapında bir ekonomik patlama ile ziyaret edildik.We have been visited by a nation-wide economic boom.
Depremden dolayı şehir paniğe kapıldı.The city was alarmed by the earthquake.
Ofis bir veda partisi veriyor.The office is having a farewell party.
Her şeyi hesaba katarsak, partide iyi bir zaman geçirdik.All in all, we had a good time at the party.
Genel olarak, partide iyi eğlendik.All in all, we had a good time at the party.
Bir bütün parçalardan oluşur.A whole is made up of parts.
Lütfen parayı bana yirmi dolarlık banknotlar halinde verin.Please give me the money in twenty-dollar bills.
Babam parkta yürüyüş yapar.My father takes a walk in the park.
Büyükannem bir elbiseyi paçavra olana kadar giyer.My grandmother wears a dress to rags.
Ne güzel bir araban var! Onun için çok para ödemiş olmalısın.What a nice car you have! You must have paid a lot for it.
Sendika yönetimle pazarlık yaptı.The union bargained with the management.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Brown ikizleri, son zamanlarda her ikisi de evlendi, bir parti düzenledi.The Brown twins, both of whom got recently married, held a party.
Her iki partinin ne söylemek zorunda olduğunu işitmedikçe gerçeği öğrenemezsin.You cannot learn the truth unless you hear what both parties have to say.
Depo, bir mobilya parçası dışında boştu.The warehouse was empty except for a piece of furniture.
Bu masayı sizinle paylaşabilir miyim?May I share this table with you?
Bir çiçeğin kökü bir bebeğin parmağı kadar zayıftır.The root of a flower is as weak as a baby's finger.
Onu bir hediye olarak paketlememi ister misiniz?Do you want me to wrap it up as a gift?
Hediye paketi yapabilir misiniz?Would you mind wrapping it up as a gift?
Ayak parmaklarımda hiç his yok.There is no feeling in my toes at all.