Pazar günleri çoğunlukla şekerleme yapardım.I would often take naps on Sundays.
Sahip olduğum az miktarda parayı ona ödünç verdim.I lent him what little money I had.
Pazar günü onunla tenis oynardım.I would play tennis with him on Sunday.
Her zamankinden daha çok zamanım, ve daha az param var.I have more time, and less money than ever.
Paramı bir hastaneye vasiyet edeceğim.I shall will my money to a hospital.
Paris'i bir kez ziyaret ettim.I have visited Paris once.
Bir pansiyonda yaşıyorum.I live in a rooming house.
Ben üç parça mobilya satın aldım.I bought three pieces of furniture.
Çiçekleri görmek için parka gittim.I have been to the park to see flowers.
Sanat eğitimi almak için Paris'e gitmek istiyorum.I wish to go to Paris to study art.
Ben, bir palto olmadan yapabilirim.I can do without an overcoat.
Bir tatile parasal gücüm yetemez.I cannot afford a holiday.
Çok fazla paraya ihtiyacım var.I need money badly.
Ne param ne de arkadaşım var.I have neither money nor friends.
Birkaç gümüş param var.I have several silver coins.
Sana biraz ödünç para verebilirim.I don't mind lending some money to you.
Asla borç para vermemek prensibimdir.I make it a rule never to borrow money.
Asla borç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Pazartesi ve Cuma günleri İngilizce çalışırım.I study English on Monday and Friday.
Pazartesi onu göreceğimi umuyorum.I expect that I will see him on Monday.
Sahip olduğum parayı dilenciye verdim.I gave the beggar what money I had.
Parkta Ken'le karşılaştım.I met Ken at the park.
Kayıp topu parkta buldum.I found the lost ball in the park.
Ben onu parkta gördüm.I saw him in the park.
Parka giderim.I go to the park.
Parka yürüyorum.I walk to the park.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Parkta bir yürüyüşe gittim.I went for a walk in the park.
Parkta yürüyüşe çıkmayı severim.I like going for a walk in the park.
Mümkün bir aday olarak Paul'ün adını önerdim.I put Paul's name forward as a possible candidate.
Benim şimdi paraya ihtiyacım yok.I do not need money now.
Önümüzdeki Pazar tenis oynayacağım.I am going to play tennis next Sunday.
Gelecek Pazar evde olmayacağım.I'll not be at home next Sunday.
Bugün başvuru formumu patrona verecektim ama o erken davrandı.I was going to hand in my application form to the boss today, but he beat me to the punch.
Bu akşam partine geleceğim.I will come to your party this evening.
Bu akşam partinize geleceğim.I will come to your party this evening.
Sachiko'nun partisine davet edildim.I was invited to Sachiko's party.
Ben dün bir miktar para çaldırdım.I had some money stolen yesterday.
Dün partide eğlendim.I enjoyed myself at the party yesterday.
Dün partide eski bir arkadaşıma rastladım.I ran across an old friend of mine at the party yesterday.
Dün Mary ile parka gittim.I went to the park with Mary yesterday.
Dün parka gittim.I went to the park yesterday.
Dün, parktaki yürüyüşten evime giderken bir sağanağa yakalandım.Yesterday I was caught in a shower on my way home from walking in the park.
Ben geçen yıl onunla bir partide tanıştırıldığımı hatırlıyorum.I remember being introduced to him at a party last year.
Üç liradan daha fazla param yok.I had no more than three pounds.
İşimi kaybettim ve hiç param yok. Ne yapacağımı bilmiyorum.I lost my job and I have no money. I'm at my wit's end.
Hemen bir karar veremem. Önce patronumla konuşmam gerekecek.I can't make a decision on the spot. I'll have to talk to my boss first.
Çocukken her pazar kiliseye gittim.I went to church every Sunday when I was a boy.
Parmaklarımı hissetmiyordum.I had no feeling in my fingers.
Neredeyse bütün paramı harcadım.I've spent almost all my money.
Park ve dağlarımız hakkında yazacağım.I am going to write about our parks and mountains.
Bir kağıt parçasına onun telefon numarasını not aldım.I wrote down his phone number on a scrap of paper.
Onun telefon numarasını bir kâğıt parçasına yazdım.I wrote down his phone number on a scrap of paper.
Üzerimde hiç para yok.I don't have any money on hand.
Bazen patenle kayarım.I sometimes skate.
Hayatımı ve paramı sevdim.I loved my life and my money.
Emrime amade çok param var.I have a lot of money at my disposal.
Bazı fotoğraflar çekmek amacıyla partiye katıldım.I attended the party with the intention of taking some pictures.
Patronumdan bir ücret artışı istedim.I asked my boss for a pay increase.