Bir araba alacak kadar param var.I have enough money to buy a car.
Sonbaharda Paris'e gidiyorum.I'm going to Paris in the fall.
Üzerimde bozuk para yok.I have no small change on me.
Biraz para istiyorum.I want a little money.
Ne var ne yok bütün paramı ona verdim.I gave him what little money I had with me.
Ödevimi en azından pazartesiye kadar bitirmeliyim.I should finish my homework at least by Monday.
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.I forgave the boy for stealing the money from the safe.
Zemini ve mobilyayı parlattım.I polished up the floor and furniture.
Davet edildiğim herhangi bir partiye giderim.I go to any party I am invited to.
Patronumla konuyu tartışacağız.I'll discuss the matter with my boss.
Yeni proje ile ilgili patronuma bilgi verdim.I briefed my boss on the new project.
Paltomu ters giydim.I put my coat on inside out.
Kız kardeşimle bir yatak odasını paylaşıyorum.I share a bedroom with my sister.
Yeni bir kışlık palto almalıyım.I must buy a new winter coat.
Yeni bir arabaya param yetmez.I can't afford a new car.
Yeni bir araba satın almak için para biriktiriyorum.I'm saving up to buy a new car.
Kâğıdı parçaladım.I tore the paper into pieces.
Bebek uyanmasın diye parmak ucumda yürüdüm.I walked on tiptoes so as not to wake the baby.
Bilet alacak param yoktu.I had no money to buy the ticket.
Geçen cumartesi parka gittim.I went to the park last Saturday.
Patronum beni geçen Pazar çalıştırdı.My boss made me work last Sunday.
Parayı ona geçen hafta ödedim.I paid him the money last week.
Geçen gün partide tesadüfen eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met an old friend by chance at that party the other day.
Geçen gün partide eski bir arkadaşıma rastladım.I ran across an old friend of mine at party the other day.
Geçen gün beyzbol oynamak için parka gittim.I went to the park to play baseball the other day.
Ben parasız yapamam.I cannot do without any money.
Oğlumun eğitimi için çok para harcadım.I put out a lot of money for my son's education.
Neredeyse kahkaha patlatacaktım.I almost laughed out loud.
Pastayı kimin yaptığını bilmiyorum.I don't know who made the cake.
Pazar günü genellikle sinemaya giderdim.I usually went to the movies on Sunday.
Pazar sabahı onu ziyaret ettim.I visited her on Sunday morning.
Pazar günleri her zaman boş değilim.I am not always free on Sundays.
Her Pazar odamı temizlerim.I clean up my room every Sunday.
Pazar günleri her zaman evdeyim.I am always at home on Sundays.
Pazar günleri her zaman evde değilim.I'm not always at home on Sundays.
Pazarları asla evde değilim.I'm never at home on Sundays.
Pazar günü bir yere gitmiyorum.I am not going anywhere on Sunday.
Pazar günü sık sık şehir merkezine giderim.I often go downtown on Sunday.
Pazar günü okula gitmem.I don't go to school on Sunday.
Pazar günleri kiliseye giderim.I go to church on Sundays.
Pazar günleri asla evde değilim.I am never at home on Sundays.
Pazar günü kiliseye giderim.I go to church on Sunday.
Pazar günü parkta tenis oynarım.I play tennis in the park on Sunday.
Pazar günü gidiyorum.I'm leaving on Sunday.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Pazar hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Pazar günü genellikle kot giyerim.I usually wear jeans on Sunday.
Sıcak bit ütüde parmaklarımı yaktım.I burned my fingers on a hot iron.
Ben kutunun etrafına bir parça kağıt koydum ve bir kurdele ile bağladım.I put a piece of paper around the box and tied it up with a ribbon.
Geçen Pazar onun nereye gittiğini soracağım.I will ask him where he went last Sunday.
Ondan parayı geri aldım.I got the money back from him.
Onu parkta tek başına yürürken gördüm.I saw him walking alone in the park.
Onu parkta bir bisiklete binerken buldum.I found him riding a bicycle in the park.
Onun partiye geleceğinden eminim.I am sure of his coming to the party.
Ona parlak bir oğlan buldum.I found him a bright boy.
Partide onunla konuşmaktan zevk aldım.I enjoyed talking with him at the party.
Odayı onuna paylaşmanın benim için sakıncası yok.I don't mind sharing the room with him.
Onun sahip olduğu kadar çok paraya sahibim.I've got as much money as he has.
Ben ona biraz para teklif ettim ama o bunu kabul etmedi.I offered him some money, but he would not take it.
Ona ödünç para vermek zorundaydım.I had to lend to him money.