Göl üzerinde buz pateni yapmaya gittim.I went skating on the lake.
Çok uzun zaman önce Paris'i ziyaret ettim.I visited Paris long ago.
Pantolonumdaki kırışıklıkları ütüledim?I ironed out the wrinkles in my pants.
İki pantolon satın aldım.I bought two pairs of trousers.
Pantolonumu giydim.I put on my trousers.
Parayı bankaya yatırdım.I've deposited the money in the bank.
Parayı çaldığımı itiraf ettim.I confessed to stealing the money.
O elbiseyi satın almak için yeterli param vardı.I had enough money to buy that dress.
O partide çok sayıda ünlü insanla karşılaştım.I met lots of famous people at that party.
Partiye davet edildim.I was invited to the party.
Partide bir Smith'le tanıştım.I met a Smith at the party.
Partiye katılmış olmayı umuyordum.I hoped to have joined the party.
Ben partiye katıldım.I took part in the party.
Partiye katılmak istedim fakat yapamadım.I wanted to take part in the party but I couldn't.
Ben partiye katılmayacağım.I will not attend the party.
Tekerlekli patenleri bedavaya aldım.I got the roller skates for nothing.
Ben, para sayesinde yurtdışında eğitim yapabildim.I was able to study abroad by virtue of the money.
Ben parayı onun emrine bıraktım.I left the money at his disposal.
Köpeğe iki parça et verdim.I gave the dog two pieces of meat.
Pahalı bir restoranda rahatsız hissettim.I felt out of place in the expensive restaurant.
Öyleyse ben Paris'teyken bu oldu.It happened that I was in Paris then.
Adamı parayı çalarken yakaladım.I caught the man stealing the money.
Kitabı almak için hiç param yok.I have no money to buy the book with.
Geri almak için çok miktarda para ödemek zorunda kaldım.I had to pay a large sum of money to get it back.
Onu satın almak için yeterli param var.I have money enough to buy it.
Onu satın almak için yeterli param yok.I haven't got enough money to buy it.
Lastik parçasını buldum.I found the track of the tire.
Çok para kazanmak istedim.I wanted to get a lot of money.
Ben peyniri, peynirli pastadan daha fazla severim.I like cheese, much more cheesecake.
Akşam yemeği partilerimde olağandışı gıdalar sunmaktan hoşlanıyorum.I like to serve unusual foods at my dinner parties.
Tenis oynamak için parka gittim.I went to the park to play tennis.
Paltomu büyük bir mağazadan ısmarladım.I ordered my overcoat from a department store.
Pazar günleri asla boş değilim.I am never free on Sundays.
Tom ve Paula'ya kameramı ödünç verdim.I lent Tom and Paula my camera.
Ne pahasına olursa olsun bu planı uygulayacağım.I will carry out this plan at any price.
Ben bir bıçak ile parmağımı kestim.I cut my finger with a knife.
Partiden sonra temizlik yaptım.I cleaned up after the party.
Ben partide bazı eski arkadaşlara rastladım.I ran across some old friends at the party.
Partide iyi vakit geçirdim.I had a good time at the party.
Onu partide gördüm.I saw her at the party.
Partide takmak için bir kolye aldım.I bought a pendant to wear to the party.
Jane ile partiye gitmek için söz verdim, ve onun yüzünü kara çıkaramam.I promised to go to the party with Jane, and I can't let her down.
Ben partideydim.I was at the party.
Partiye gitmeyeceğim.I'm not going to go to the party.
Parti için en sevdiğim elbisemi giydim.I put on my favorite dress for the party.
Eşimle bir partide tanıştım.I got acquainted with my wife at a party.
Partide arkadaşlarımdan ikisini tanıştırdım.I introduced two of my friends at the party.
Pasaportumu yenilemeliyim.I must renew my passport.
Pariste ne kadar uzun kaldıysam o kadar çok sevdim.The longer I stayed in Paris, the more I liked it.
Ben Paris'e gideceğim.I am to go to Paris.
Paris yoluyla Londra'ya gittim.I went to London by way of Paris.
Ben genellikle Pazar günleri çalışmak zorunda değilim.I don't usually have to work on Sundays.
İki torba patlamış mısır aldım.I bought two bags of popcorn.
Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.I don't want to share the hotel room with a stranger.
Bob'ın benim doğum günü partime gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.I doubt if Bob will come to my birthday party.
Bob'un doğum günü partime geleceğini sanmam.I doubt if Bob will come to my birthday party.
Anahtarı paspasın altında buldum.I found the key underneath the mat.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.I'd rather not spend so much money on clothes.
Ben Mary'ye biraz para boçluyum ve gelecek pazartesiye kadar ona geri ödemeliyim.I owe Mary some money and must pay her back by next Monday.
Bir kamyon tarafından ezilmekten kıl payı kurtuldum.I narrowly escaped being run over by a truck.