Senin sayende bütün paramı harcadım.Thanks to you, I spent all my money.
Parlak bir geleceğin var.You have a bright future.
Ben bu parayı size vereceğim.I'll give you this money.
Ben senin fikrini paylaşıyorum.I share your idea.
Gösteriye seninle gitmek istiyorum ama beş param yok.I'd love to go with you to the show, but I'm flat broke.
Keşke seninle birlikte partiye gelebilsem.I wish I could go to the party with you.
Üçünüz arasında pastayı bölüştürün.Divide the cake among you three.
Ödevlerini Pazartesiye kadar teslim edeceksin.You are to hand in your assignments by Monday.
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.You have to share the cake equally.
Yatak odanı paylaştığın kıza ne oldu?What happened to the girl you were sharing the bedroom with?
Düşündüğün kadar çok paraya sahip değilim.I don't have as much money as you think.
Düşündüğün kadar çok param yok.I don't have as much money as you think.
Toplamda kaç para harcadın?How much money did you spend in total?
Harcadığın tüm paranın hesabını verebilir misin?Can you account for all the money you spent?
Onlara vereceğin para değerlendirilecek.The money you give them will be put to good use.
Gelecek pazar Londra'ya gideceksin, değil mi?You're going to leave for London next Sunday, aren't you?
Sen aksini yazmadıkça pazartesi günü geleceğim.I will come on Monday unless you write to the contrary.
Paris'e gideceğin doğru mu?Is it true that you are going to Paris?
Giydiğin ayakkabılar oldukça pahalı görünüyorlar.The shoes you are wearing look rather expensive.
Onunla partide tanıştığından emin olacağım.I will see to it that you meet her at the party.
Bu kadar çok para harcamanız acayip.It is outrageous that you should spend so much money.
Ayakkabılarımı iyice parlat.Give my shoes a good shine.
Açlık çocuğu yazar kasadan para çalmak için zorladı.Hunger compelled the boy to steal money from the cash register.
Havaalanında saatli bir bomba patladı, on üç kişi öldü.A time bomb went off in the airport killing thirteen people.
Havadaki küçük parçacıklar kansere neden olabilir.Tiny particles in the air can cause cancer.
Gökyüzünde çok sayıda yıldız parlıyordu.Countless stars were twinkling in the sky.
Güneş gökyüzünde parlıyor.The sun is shining in the sky.
Gökyüzünün parlaklığı fırtınanın geçtiğini gösterdi.The brightness of the sky showed that the storm had passed.
Bütün gökyüzü aydınlandı ve bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Bütün gökyüzü aydınlandı,bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Aptal ve parası çabuk ayrılırlarA fool and his money are soon parted.
Aptal parasını çabuk harcar.A fool and his money are soon parted.
Aptal parasının kıymetini bilmez.A fool and his money are soon parted.
Eylül ayına kadar harcamadaki patlama azalmış gibi görünüyordu.By September the burst in spending seemed to be tapering off.
Bir banka bize faizle ödünç para verir.A bank lends us money at interest.
Banka, Pazar günleri açık değil.The bank isn't open on Sundays.
Banka insanlar için para tutar.The bank keeps money for people.
Banka paramızla ilgili guvence verdi.The bank reassured us that our money was safe.
Bankada paçayı yırtmak ve A52 yi almak zorundasın.You'll have to get off at the bank and take the A52.
Bankada ne kadar paran var?How much money do you have in the bank?
Lütfen parayı bir bankaya yatır.Please deposit the money in a bank.
Bankaya para yatırdığında, onu biriktirirsin.When you put money in the bank, you deposit it.
Bankadan biraz para çekmeliyim.I have to take some money out of the bank.
Düşen faiz oranları otomobil pazarını canlandırdı.Falling interest rates have stimulated the automobile market.
Cuma günkü partiyi bekleyemeyiz.We can hardly wait for the party on Friday.
Cuma günü bir dans partisi düzenlenecek.A dance will be held on Friday.
O para kazanmak için her şeyi yapacak.He will do anything to make money.
Paramız kalmadı.We ran short of money.
Para sevgisi bütün erkekler için yaygındır.Love of money is common to all men.
Bence para sevgisi hepimiz için ortak.I think the love of money is common to us all.
Paraya çok fazla önem vermemeliyiz.We should not place too much emphasis on money.
Para bir başarı ölçütü değildir.Money is not a criterion of success.
Para değer ölçüsüdür.Money is the measure of worth.
Para tüm kötülüklerin köküdür.Money is the root of all evil.
Para bütün kötülüğün köküdür.Money is the root of all evil.
Para tüm kötülüklerin anasıdır.Money is the root of all evil.
Parayla ilgili onunla tartıştım.I had a quarrel with him over money.
Bana paranı ver.Give me your money.
Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.Some people identify success with having much money.
Beş parasızım.I'm broke.