Tom onu sadece para için yaptı.Tom did it simply for the money.
Tom'un arkadaşları ona Bay Para Çantaları derdi.Tom's friends called him Mr Money Bags.
Tom'a bir doğum günü partisi veriyoruz.We are giving Tom a birthday party.
Tom'un doğum günü için bir parti düzenleyelim.Let's get up a party for Tom's birthday.
Tom'a sürpriz bir karşılama partisi yapalım.Let's give Tom a surprise welcome party.
Paramı Tom'a verebileceğim gibi denize de fırlatabilirim.I might as well throw my money into the sea as lend it to Tom.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Tom'un partimize gelememesi ne kadar kötü.It was a pity that Tom couldn't come to our party.
Bana pasaportunu ver, Tom. Onu kasamda saklayacağım.Give me your passport, Tom. I'll keep it in my safe.
Domatesler Paund ile satılır.Tomatoes are sold by the pound.
Her patronun kedine ait favori çalışanı vardır.Every boss has his or her favorite employee.
Şu paketleri bir yere koyuver.Just put those packages anywhere.
Tony, bize bir parça yararlı tavsiye verdi.Tony gave us a piece of helpful advice.
Paha biçilmez porselen parçalara ayrıldı.The priceless china shattered into fragments.
Çocuğun çok soğuk olmasına rağmen üstünde paltosu yoktu.The child had no overcoat on although it was very cold.
Çok parasızım.I'm very short of money.
Her iki yolla da parka ulaşabilirsiniz.You can reach the park by either road.
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Nereye park edebilirim?Where can I park?
Lütfen arabamı nereye park edeceğimi söyle.Please tell me where to park my car.
Paramı nerede bozdurabilirim?Where can I get my money exchanged?
Biz bir yere gitmeden önce biraz para bozdurmalıyız.Before we go anywhere, we should exchange some money.
Bir yerde paramı çaldılar.I had my money stolen somewhere.
Bir yerde paramı çaldırdım.I had my money stolen somewhere.
Bazen parayı tüketirim.Sometimes I run out of money.
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl edindin?How did you come by such a large sum of money?
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl kazandın?How did you come by such a large sum of money?
Sonunda satıcı pahalı makineyi almam için beni ikna etti.Eventually the salesman persuaded me to buy the expensive machine.
Pastaya buyurun lütfen.Please help yourself to some cake.
Lütfen şemsiyemi paylaşın.Please share my umbrella.
Ne pahasına olursa olsun Amerika'da yaşamak istiyorum.At all costs, I want to live in America.
Nasıl o kadar pasif olabilirsin? Neden misilleme yapmıyorsun?How can you be so passive? Why don't you retaliate?
Niçin partiye gelmedin?How come you didn't come to the party?
Lütfen bana paltomu bul.Please find me my overcoat.
Lütfen bana bir parça ekmek ver.Please give me a piece of bread.
Kapıda parmağımı sıkıştırdım.I caught my finger in the door.
Televizyon izlemek pasif bir faaliyettir.Watching TV is a passive activity.
TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır.TV is harmful in that it keeps your mind in a passive state.
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
O, yine de pahalı.It's expensive though.
Onu Pazartesi öğleden sonra yapalım.Let's make it Monday afternoon.
Ted amca, pandaları göstermek için bizi hayvanat bahçesine götürdü.Uncle Ted took us to the zoo in order to show us the pandas.
Mümkünse, Pazartesi öğleden sonra gel.Come on Monday afternoon, if possible.
Sen patronluk taslıyorsun değil mi?You're being bossy, aren't you?
Patron oldun ,değil mi?You're being bossy, aren't you?
Masanın üstünde dört parça peynir vardı.There were four pieces of cheese on the table.
Masadaki herhangi bir pastayı yiyebilirsin.You can have any cake on the table.
Tim'in eşi ona onu Paris'e götürmesi için israr etti.Tim's wife insisted on his taking her to Paris.
Tim'in motosikleti benimkinden çok daha pahalı.Tim's motorbike is far more expensive than mine is.
Dave'in yeni arabası için epeyce para ödediğine bahse girerim.I bet Dave paid a pretty penny for his new car.
Kısa bir barıştan sonra, savaş tekrar patlak verdi.After a brief peace, war broke out again.
O, sonunda para yaptı.He finally made money.
Savaş sonunda patlak verdi.The war finally broke out.
Sonunda babasının paylaştığı haberle annesine gitmeye karar verdi.He finally decided to go to his mother with the news his father had shared.
Paul az önce telefon etti.Paul telephoned just now.
Paul demin aradı.Paul telephoned just now.
Paul az önce aradı.Paul telephoned just now.
Lütfen bana iki parça tebeşir getir.Please bring me two pieces of chalk.
Bana üç parça tebeşir ver.Give me three pieces of chalk.
Bana bir parça tebeşir verin.Give me a piece of chalk.