Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.Когда я открыл дверь вечером, от они пойдут со скрипом и отказов.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.Коли я відкрив двері ввечері, від вони підуть зі скрипом і відмов.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.תנועה מתחת לחלון שלי. כשפתחתי את הדלת שלי בערב, את הם היו הולכים עם ציוץ לבין פסילה.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.بلا حراك تحت نافذتي. عندما فتحت باب منزلي في المساء ، قبالة فإنها تذهب مع صرير وترتد.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.彼らは、Squeakとバウンスとなるだろう。 手元近くに彼らは私の同情を興奮。
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Eu sunt, sau am fost, sau oarecum sunt, un creator de jucării.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Ich bin, oder war, Spielzeugdesigner.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Jestem projektantem zabawek.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Je suis, j'étais, un concepteur de jouets.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.아, 저는 말하자면 장난감 만드는 사람입니다
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Sono, ero o forse sono ancora un designer di giocattoli.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Soy, o he sido, una especie de diseñador de juguetes.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Аз съм, или бях един вид дизайнер на играчки.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.Я разработчик игрушек.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.אני עכשיו, או הייתי, או סוג של מעצב צעצועים.
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.أنا..كنت..أو لا زلت مصمم ألعاب
Ben bir oyuncak tasarımcısıyım--daha doğrusu öyle idim.デザイナーの前はパントマイマー
Ben de dedim ki: Evet, çıkmış. Ben sana tekeri çıkmayan oyuncaklar alacağım.Così gli dissi:ora metto la macchinina dove le ruote non possono più togliersi e l'ho buttata nella spazzatura
Ben de dedim ki: Evet, çıkmış. Ben sana tekeri çıkmayan oyuncaklar alacağım.Eu am spus:"Iti voi lua jucarii pentru bebelusi carora nu le cad rotile" si am aruncat maisnuta la gunoi.
Ben de dedim ki: Evet, çıkmış. Ben sana tekeri çıkmayan oyuncaklar alacağım.Είπα, "θα σου πάρω αυτοκινητάκι για τα μωρά που δεν βγένουν οι τροχοί ..." Και το πέταξα στα σκουπίδια...
Ben de dedim ki: Evet, çıkmış. Ben sana tekeri çıkmayan oyuncaklar alacağım.壊れた車をゴミ箱に投げ捨てた。
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Die Spiele, die ich entwerfe, sind moderne Montessori-Spielzeuge.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.E così, i videogiochi che faccio, li vedo più che altro come moderni giocattoli alla Montessori.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.제가 만드는 건 현대의 몬테소리 장난감이라고 생각합니다.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Luomani pelit ovat mielestäni kuin moderneja Montessorin leluja.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Moje gry są jak nowoczesne zabawki Montessori.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Y así, los juegos que hago, los pienso como juguetes Montessori modernos.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.И вот игры, которыми я занимаюсь — это для меня современные игрушки Монтессори.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Тому ігри, які я роблю, я справді вважаю по більшості сучасними іграми Монтессорі.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.אם כך אני מחשיב את המשחקים שאני יוצר, יותר כצעצועים מונטסורים מודרנים.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.وهكذا، الالعاب التي أقوم بها، أعتقد انها ألعاب مونتيسوري حديثة.
Ben sana tekeri çıkmayan oyuncaklar alacağım.Ще ти донеса бебешките играчки, на които колелата не падат".
Ben yaparım. Ne yapacaksın,Baba? Kendim yaparım.Arabamla etrafta oyuncakları satarım.E com a responsabilidade pelos seus quatro filhos, ele tinha que pensar em algo.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Computerele au cam apărut prin jocuri și jucării.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.De eerste computers verschenen onder de vorm van spellen en speelgoed.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.D'une certaine manière, les ordinateurs sont apparus par le biais des jeux et des jouets.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.컴퓨터는 처음 게임이나 장난감 형태로 세상에 나타나기 시작했습니다.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Komputery przybyły wraz z grami i zabawkami.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Las computadoras comenzaron a llegar a través de juegos de video y de juguetes.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Máy tính trở nên phổ biến qua games và đồ chơi.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Počítače akosi vzišli z hier a hračiek.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Počítače se rozšířily skrze hry a hračky.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Компютрите някак навлязоха чрез игри и играчки.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Можно сказать, компьютеры распространились благодаря играм.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.מחשבים הגיעו דרך משחקים וצעצועים.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.في الوقت الذي أصبحت فيه الحواسيب متوافرة حولنا بسبب الألعاب
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.家庭に一番先にやってきたのは
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.Das was Computer tatsächlich in großen Fortschritt in der Welt verwandelt als ein Ganzes sind Spielsachen.
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.De computertechnologie is door de toepassing voor speelgoed wereldwijd een succes geworden.
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.이 모델은 실제로 컴퓨터를 큰 성공으로 이끌었습니다, 마치
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.lo que en realidad convirtió a los computadores en un gran éxito el mundo entero fueron los juguetes.
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.שמה שהפך את המחשבים להצלחה כבירה, בעולם כולו
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.النموذج الذي جعل من الحواسيب أعظم المنجزات وأنجحها في العالم
Bilgisayarları tüm dünyada büyük bir başarı haline getiren şey oyuncaklardır.おもちゃです コンピューターがおもちゃになって 子どもたちが
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?Bizonyos értelemben játék, nem?
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?De certa forma, é um brinquedo, não é?
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?D'une certaine manière, c'est un jouet, non ?
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?Eigenlijk een speeltje.
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?Es como un juguete, ¿no es así?
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?Într-un fel e o jucărie.