Ana içeriğe geç
Sözlük

oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Biyolojik mücadele için önemli bir rol oynar.在生物體內扮演重要角色。
Her çarşamba Halo oynar ayrıca her hafta sonu arkadaşları ile birlikte paintball oynar.在每个星期三他喜欢玩《光环》,而在周末喜欢与朋友一起玩彩弹射击。
İyi futbol oynar.很會踢足球。
Poker oynarken tek istediği şey Las Vegas'a gidip usta bir kumarbaz olmaktır.在美国期间,他系统地学习了扑克理论,成为拉斯维加斯著名的扑克赌手。
Oyuncu Doğu Hindistan'ın valisi konumunda oynar.游戏中,玩家将扮演东印度总督的角色。
2011 / Benimle Oynar mısın? .連同2003年的《舞吧!
Genetik kodun değişkenliğinin açıklanmasında inosin anahtar bir rol oynar.在基因編碼的擺動假說中,肌苷有重要的作用。
İkili bir gece bir şişe viskisine kâğıt oynarlar.全盛期的时候曾一周喝完一瓶波旁威士忌。
"Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."你如果受到某個東西影響,你就得把它發揚光大才行」。
Kütlenin yanı sıra helyumdan daha ağır öğelerin miktarı da yıldızların gelişiminde önemli rol oynar.除了質量,比氦重的元素在恆星演化中也扮演著值得注意的角色。
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.盡全力地享受着比賽。
Her takım sahada 18 oyuncuyla oynar.每支球隊共進行 18 場賽事。
Küçük çırak köpek yavrusu ile oynar.和小黑一起行動的小狗。
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.玩遊戲時很討厭輸,不玩到自己贏絕不罷手。
Çoğu bölümde görünür ve küçük bir rol oynar.许多地区演出木偶戏,只设小小的舞台。
Foster 2003 yazında kardeşiyle tenis oynarken sakatlandı ve altı ay sahalardan uzak kaldı.2003年,賓·科士打與他的弟弟在打乒乓球時,他不幸弄傷十字韌帶,令他休戰6個月才能復出。
Mağlup takımlar 3.lük maçı oynarlar.參賽球隊均為第三輪勝出隊伍。
Bu modern bilimin ve teknolojinin çoğunluğu için anahtar rolü oynar.這是現代電腦科技的多數基本組成。
1977 yılında tenis oynarken kalp krizi geçirerek öldü.他于1978年在观看球赛时因突发心脏病而猝死。
Alt koridorda oynar.走廊一處。
Oyun Araçları, bir kullanıcı oyun oynarken görünen bir düğmeyi içerir.Game Tools 遊戲工具是一款当用户正在进行游戏时会在屏幕右侧显示出的小按钮。
Çok genç yaşta bir asker olarak kariyer yapmak isteyen Göring, oyuncak askerler ile oynardı.沃尔夫在很年轻的时候,就注定了要做军人。
Bugün Universidad futbol takımı maçlarını bu stadyumda oynar.大學足球場也位於此地。
Film uzak gelecekte oynar.영화의 배경은 먼 미래.
İyi futbol oynar.축구를 잘한다.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.또한 레지스탕스가 전투에서 중요한 역할을 했다.
Din, burada oldukça önemli bir rol oynar.그래서 여기에선 포수가 매우 중요한 역할을 한다.
İkisi birden oynar ama nasıl?."그러나 둘을 한 번에 다하는 것은 불가능하다."라고 말했다.
Biyolojik mücadele için önemli bir rol oynar.이 반응은 생화학에서 중요한 역할을 한다.
Kahvaltıdan sonra aile kalan diğer görevleri yapar ve tekrar oyun oynarlar.종종 아침 식사가 끝나고 또 다른 일이 있을 때에는 일을 하고 게임을 하기도 한다.
Yazları aileyle geçiren Wilde kardeşler George Moore’la oyunlar oynardı.와일드의 형제들은 어린 조지 무어와 함께 놀곤 하였다.
Ragıp'ı korkutmak için şirkette yanında çalışanlardan biri ona oyun oynar.)경기에서 강인함을 드러내는 선수로, (이로 더러운 경기를 하는 선수라는 악명을 떨쳤다.)
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.이들은 AdS/CFT 대응성에서 중요한 역할을 한다.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.최대한 달려야 하는 게임이다.
Alt koridorda oynar.그들은 복도로 이어져 있다.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.아이들은 자기들끼리 장난감을 가지고 혹은 목마 넘기를 하며 놀았다.
Antik Roma'da kölelik toplum ve ekonomide önemli bir rol oynardı.고대 로마에서 노예는 경제의 상당한 부분을 차지하고 있었다.
Maçlarını Raymond James Stadyumu'nda oynarlar.홈 경기장은 레이먼드 제임스 스타디움 이다.
Bir gün gençler futbol oynarken topları bizim bahçeye kadar geldi.가족을 위해 희생해서까지 우리들은 야구를 하고 있었다.
Axc3 oynar.제4절-3.
NBA takımları, her yıl sezon öncesi yedi hazırlık maçı oynarlar.기술 지원은 버전마다 출시 시점으로부터 7년 동안 제공된다.
Beyaz Oynar ve Kazanır.הלבן מתחיל וזוכה.
Her çarşamba Halo oynar ayrıca her hafta sonu arkadaşları ile birlikte paintball oynar.שלדון נהנה לשחק Halo בכל יום רביעי ופיינטבול בסופי שבוע עם חבריו.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.השחור מגיב בדרך כלל ב-3. ...ד6.
Katie evde Randy ile birlikte kalır ve kızların banyosunda Kanlı Mary oyununu oynarlar.קייטי נשארה עם רנדי בבית, והם שיחקו ב"בלאדי מרי", משחק לזימון של רוחות.
Genç kızlar ve delikanlılar ortak oyunlar oynarlar.היא וחברותיה מבלות במסיבות נעורים.
Sert, fakat faulsüz oynardı.לשחק מהר אך ללא שגיאות.
Antik Roma'da kölelik toplum ve ekonomide önemli bir rol oynardı.מוסד העבדות ברומא העתיקה מילא תפקיד בולט בחיי החברה והכלכלה הרומית.
Foster 2003 yazında kardeşiyle tenis oynarken sakatlandı ve altı ay sahalardan uzak kaldı.פוסטר נפצע ברצועות הברך ביוני 2003 כששיחק טניס, ופציעה זו השביתה אותו לשישה חודשים.
Klipte Rammstein üyeleri bir kurt adamı oynar.בין חברי התנועה מנה יגורי את זאב שחם.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.ילדים, שיחקו בדרך כלל עם צעצועים או במשחקים כגון סוס ארוך.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.באפט הוא שחקן ברידג' נלהב.
Bazen de video oyunları oynar.מכות לעיתים קרובות מופיעים במשחקי הווידאו.
Ancak biz diğer tarafı oynarız.)(ושאר העולם כן)
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.זה היה חייב להיות ציר חשוב במלחמה.
Marina Abramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar: “ Tiyatroda bir rolü prova eder ve oynarsın.התערוכה כולה תועדה בסרט התיעודי "Marina Abramović: The Artist is Present", העוסק בחייה ובמיצג.
"Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."אבל כשאתה באמת אוהב מישהו, אתה רב איתו".
Axc3 oynar.נגן MP3.
Jacques Usta: Harpagon'un aşçısı ve arabacısı.(Aynı role bürünerek oynar.)אדון ז'אק - טבח ועגלונו של הרפגון.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.היה לו גם כישרון לשירה והוא ניגן בכלי זמר פרימיטיביים.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod