oynar ile cümle
oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Isı ve zaman faktörleri gıda üzerlerindeki bakteri oluşumlarında doğrudan rol oynar.Αντί αυτού χημειοσυνθετικά αρχαία και βακτήρια σχηματίζουν τη βάση της τροφικής αλυσίδας.
Her gün tenis oynar.Παίζει τένις κάθε μέρα.
Her gün tenis oynarız.Κάθε μέρα παίζουμε τένις.
Henry, Arsenal'de oynarken Kuzey Londra'nın Hampstead bölgesinde bir ev de aldı.Da Henry spillede for Arsenal, købte han også et hus i Hampstead i Nordlondon.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Nogle ikke-kodende DNA-sekvenser spiller en strukturel rolle i kromosomer.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Dem kan de så tage med i parken, og lege med dem dér, eller blive derhjemme og lege dér.
Peppers Lonely Hearts Club Band filminde oynar.Pepper's Lonely Hearts Club Band(1967).
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Han var meget musikalsk, sang og spillede smukt.
Boş zamanlarında hep kestirir, bulutları izler veya düşünce oyuyunu olan Shogi ya da Go oynar.I hans fritid tager han sig en lur, ser på skyer eller spiller et strategispil, Shogi eller go.
3 numarada oynar.Han spillede med nummer 3.
Bir takım 30 maçta oynar ve toplam bir sezonda 240 maç oynanır.Med 16 hold i ligaen så spiller hvert hold 30 kampe på en sæson, og der spilles i alt 240 kampe.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Hun voksede op som en drengepige, og spillede fodbold.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Sort kunne spille 7...Le6.
Gus’un genç halini oynar.Læg mærke til det smukke g.
Savunmada oynar.Hun spiller forsvar.
İkisi birden oynar ama nasıl?."Hun kunne spille tostemmigt på dem som på to instrumenter."
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.I Time magazines nekrolog stod der, at han døde af et hjertestop efter at have spillet kort.
Modern sentez teorisinde, genetik çeşitlilik de bu mekanizmada önemli rol oynar.Myten har ifølge denne opfattelse en vigtig magisk funktion, også i det senmoderne samfund.
Sonra onun sağındaki oynar.Han spiller højre back.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Cho er derudover Søger på Ravenclaws Quidditch-hold.
Nalbantoğlu defans mevkisinde oynar.Legende fighter for Rungsted.
"Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."Og hvis du taler med en anden fyr, vil han sparke dig."
Metabolik yolaklar organizmalarda homeostaz sağlamakta rol oynar.Stofskifteveje er vigtige for opretholdelsen af homøostase i en organisme.
Golf oynarken sol elini kullandığından "Lefty" takma adını almıştır.Han har tilnavnet Lefty fordi han har venstrehåndssving til trods for at han er højrehåndet.
Washington Redskins (Ulusal Amerikan Futbolu Ligi) Landover, Maryland'daki FedExField'da oynar.Redskins spiller hjemmekampene på FedExField i Landover, Maryland.
Boş zamanlarında hep kestirir, bulutları izler veya düşünce oyuyunu olan Shogi ya da Go oynar.I fritiden sin pleier han enten å sove, ligge å se på skyene eller spille et tenkespill som Shogi og Go.
İyi futbol oynar.Vålrenga fotball.
Başrolde Jackie Chan oynar.En sentral birolle spilles av Jackie Chan.
Evindeki maçlarını Alfredo di Stéfano Stadyumu'nda oynar.De spiller hjemmekampene sine på Alfredo di Stéfano Stadion.
Öbür görüşe göre, dönüşler katlanmada pasif bir rol oynar.Blant annet den rollen miljøet spiller vektlegges ikke.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Men utenrikspolitikk spilte også en betydelig rolle i konflikten.
Bunun yerine siyah, açılışı bir gambite dönüştürmek amacıyla 5...Aa5 (ana hat), 5...Ad4 ya da 5...b5 oynar.I stedet pleier svart å ofre bonden med 5...Sa5, 5...b5 eller 5...Sd4.
"Belki" oynarız.)Alone» «Maybe?»
Savunmada oynar.Han spilte forsvar.
Sonra onun sağındaki oynar.Han representerte da Høyre.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Hun er også godt utdannet og dyktig til å synge og spille piano.
Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar.I disse hyttene spiser og sover man de syv dagene festivalen varer.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Barn lekte i gamle dager?
Her takım sahada 18 oyuncuyla oynar.1 lag med 18 spillere.
Kütlenin yanı sıra helyumdan daha ağır öğelerin miktarı da yıldızların gelişiminde önemli rol oynar.Foruten masse kan også andelen grunnstoff tyngre enn helium spille en betydelig rolle i stjernenes utvikling.
Film uzak gelecekte oynar.Handlinga i filmen er satt til nær framtid.
Georgetown Hoyas erkek basketbol takımı en çok dikkate değer olandır ve maçlarını Verizon Center'da oynar.Tim basket pria Georgetown Hoyas adalah yang paling terkenal dan juga bermain di Verizon Center.
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.Permukaan silinder ini memegang peranan penting dalam korespondensi AdS/CFT.
Antik Roma'da kölelik toplum ve ekonomide önemli bir rol oynardı.Para budak di Romawi memainkan peranan penting dalam masyarakat dan ekonomi Romawi.
Bu rolü oynarken Amerikalı yönetmen Jules Dassin'in dikkatini çekti.Film tersebut diproduksi dan disutradarai oleh sutradara Amerika Jules Dassin.
Spike'ın arkadaşıdır ve ikili birlikte poker oynar sık sık.Dia juga berteman dekat dengan Spike dan sering terlihat bermain bersama Spike.
Bunların yanı sıra, Clement VII, Leo XI ve Urban VIII gibi papalar bu oyunu Vatikan'da oynardı.Bahkan Paus seperti Klemensius VII, Leo XI, dan Urbanus VIII memainkannya di Kota Vatikan.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Maka datanglah ia, lalu duduk.
Glukoz proteinlerin üretiminde ve lipit metabolizmasında önemli bir rol oynar.Di sisi lain, glukosa sangat penting dalam produksi protein dan dalam metabolisme lipid.
Biyolojik mücadele için önemli bir rol oynar.Ia juga memainkan peranan penting dalam biokimia.
Galip takımlar final maçı oynarlar.Tim yang menang akan bermain di pertandingan final.
Kulüp, evindeki maçlarını 12,994 kapasiteli Ljudski vrt stadyumunda oynar.Klub ini memainkan pertandingan kandangnya di Stadion Ljudski Vrt yang berkapasitas 12.994 penonton.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Nikitin Dheer memainkan karakter anti-hero yang tidak biasa dalam pertunjukan.
Hem kızlar, hem erkekler bu oyunu oynar.Baik wanita maupun pria , dapat memainkannya.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Penyakit ini paling umum pada anak-anak, yang menyebarkannya dengan bermain bersama-sama.
Ayrıca sentetik ve doğal polymerlerin yapısında da önemli bir rol oynar.Juga berperan penting pada struktur polimer, baik sintetik maupun alamiah.
Vezir bir kare çapraz oynar.Sang Ratu mengatur sebuah pertandingan panah.
2011 / Benimle Oynar mısın? .Percayalah 2011. akankah dia.
Erkekler oyunlarını harmanda oynarlar.Hati-hati dengan permainan mereka yang mempermainkan nyawa orang.
Kamp alanında küçük bir oyun oynarlar.Beberapa pertandingan persahabatan dimainkan di tempat yang lebih kecil.