Film uzak gelecekte oynar.A film a legközelebbi jövőben játszódik.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Ezután a másik játékos következik.
Foster 2003 yazında kardeşiyle tenis oynarken sakatlandı ve altı ay sahalardan uzak kaldı.2003 júniusában megsérültek a térdszalagjai teniszezés közben, ezért hat hónapig nem játszhatott.
Aynı dönemde Kevin Smith'in "Dogma" isimli filminde Tanrı rolünde oynar.Ő játszotta Isten szerepét Kevin Smith 1999-ben készült Dogma című filmjében.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.A gyerekek kimentek játszani.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Az édesapja látta benne, hogy van Bereczben érzék a labdarúgáshoz.
Sondan 3. olan takımlarda Play out oynar.Vigye a balhét a játékvezetői hármas.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Csodálatosan tudott énekelni és remekül játszott zongorán is.
Ancak kamera karşısında çıplak olarak oynarken pek de rahat hissetmediğini ifade etti.Esetükben fontos szempont volt, hogy ne érezzék magukat feszélyezve, mikor meztelenül állnak a kamera elé.
Dizinin bitmesinde önemli rol oynarlar.A teknők zárásában van nagy szerepe.
Axc3 oynar.Képlete Ac2O3.
İklim üzerinde deniz etkisi ve yükseltinin yanı sıra, yer şekillerinin uzanışı da büyük rol oynar.A menettulajdonságokat és a stabilitást a méretek mellett a hajó formája is nagyban befolyásolja.
Bazıları eklem enflamasyonunu tetiklemede önemli rol oynarlar.Nagy szerepet játszik műveiben a fanfárok utánzása.
Bu hususta zeminin litolojik özellikleri de önemli bir rol oynar.A talaj nedvességtartalma is fontos szerepet játszik.
Ben çok voleybol oynarım.Sokat röplabdázom.
Tom atlar üzerine bahis oynar.Tomi fogadást tesz a lovakra.
İyi futbol oynar.Hän harrastaa jalkapalloa.
3 numarada oynar.Näytelmä 3:ssa näytöksessä.
Spike'ın arkadaşıdır ve ikili birlikte poker oynar sık sık.June on myös Mozzien hyvä ystävä ja kaksikko pelaakin usein lautapelejä.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Heidän lapsensa leikkivät keskenään.
Genç kızlar ve delikanlılar ortak oyunlar oynarlar.Isä ja poika Kapanen pelaavat yhdessä!
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Tällä pystyy pelaamaan suoritettuaan varsinaisen pelin.
T-Mobile reklamında Catherine Zeta-Jones ile oynar.Tämä on luettelo Catherine Zeta-Jonesin filmografiasta.
Bu da tozlaşmada önemli rol oynar.Nillä on tärkeä tehtävä myös solunjakautumisessa.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Isokokoinen Bondra on pelityyliltään voimahyökkääjä.
Her takım sahada 18 oyuncuyla oynar.Kaikissa pelaa 18 joukkuetta.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Lähinnä vasemmalla istuva pelaaja katsoo onko hänellä jokin kysytyistä korteista.
Kulüp, evindeki maçlarını 12,994 kapasiteli Ljudski vrt stadyumunda oynar.Se pelaa kotiottelunsa 6 294-paikkaisella Estadi La Feixa Llargalla.
Film uzak gelecekte oynar.Peli sijoittuu kaukaiseen tulevaisuuteen.
Maçlarını Ullevi Stadyumu'nda oynar.Seura pelaa kotiottelunsa Gamla Ullevi -stadionilla.
Aynı dönemde Kevin Smith'in "Dogma" isimli filminde Tanrı rolünde oynar.Samana vuonna hän myös esiintyi Kevin Smithin elokuvassa Dogma.
Her takım iki maç oynar.Joukkueet pelaavat kaksi ottelua.
Bu özellikler proteinlerin yapısını belirlemekte önemli rol oynar.Pelin tavoitteena on ymmärtää proteiinien rakennetta.
Bir gün gençler futbol oynarken topları bizim bahçeye kadar geldi.Suontausta pelasi nuoruudessaan jalkapalloa Turun Palloseurassa.
Alt koridorda oynar.Yläkerran käytävä.
Bu sporda çarpışmalar önemli rol oynar.Lepo onkin tärkeässä asemassa urheilussa.
Vezir eşitsizliği: Güçlü oyuncu vezirsiz oynar.Suvilehto, Pirjo: Terävä tarkkailija osaa leikitellä.
Akşam gene kadınlar kız evinde eğlenir, erkekler yine sin sin oynarlar.Silloin on poikien kamari taas vapaa, ja silloin me huvittelemme.
Kahvaltıdan sonra aile kalan diğer görevleri yapar ve tekrar oyun oynarlar.Jumalanpalveluksen jälkeen perhe syö ja viettää jälleen aikaa yhdessä eri tavoin.
1991 yılında, A Woman Named Jackie adlı filmde genç Jacqueline Bouvier'i oynar.Vuonna 1991 Gellar näytteli nuorta Jacqueline Kennedya minisarjassa A Woman Named Jackie.
Yıllık sıcaklık ortalaması 8-12 derece arasında oynar.Keskimääräinen alin lämpötila on koko vuoden 8–16 astetta.
Fred'in bowling e merakı vardır, evinin salonunun çevresinde bilardo, poker ve golf oynar.Retu on hyvin temperamenttinen ja harrastaa keilaamista, biljardia, pokeria, golfia ja kotonaan löhöilemistä.
İlk oyuncu başlar, kural hatası yapana dek oynar.Näin jatketaan kunnes leikkijä tekee virheen.
Başrolde Jackie Chan oynar.Elokuvan pääosaa esittää Jackie Chan.
Takım maçlarını Downtown, Miami'de bulunan American Airlines Arena'da oynar.Seura pelaa kotiottelunsa American Airlines Arenalla Miamissa, Floridassa.
Arada bir golf oynarım.Pelaan golfia silloin tällöin.
Kendisi iyi bir yüzücüdür ayrıca güzel de tenis oynar.Hän itse on hyvä uimari, ja lisäksi hän pelaa myös hyvin tennistä.
Şüphelilerden biri Scott Ruffalo'nun rus ruleti oynarken kendi kendini vurduğunu iddia etti.Ένας από τους υπόπτους ανέφερε στην αστυνομία ότο ο Σκοτ Ράφαλο αυτοπυροβολήθηκε καθώς έπαιζε Ρωσική ρουλέτα.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Παίζει ο επόμενος.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Τα μαύρα μπορούν να παίξουν 4...η6.
Maçlarını CenturyLink Field'da oynarlar.Οι Σίχος παίζουν στο CenturyLink Field.
Savunmada oynar.Έπαιζε αμυντικός.
Basınç farkları bu süreçte önemli rol oynar.Οι αλληλεπιδράσεις πρωτεΐνης-πρωτεΐνης διαδραματίζουν κρίσιμο ρόλο σε αυτή τη διαδικασία.
Süleyman Mabedinin inşası Masonik gelenekte de oldukça önemli bir rol oynar.Ο χορός στο πανηγύρι του Νέου Σουλίου παρουσιάζει ιδιαίτερο ενδιαφέρον.
O'Sullivan sağ eliyle oynar, fakat sol eliyle de yüksek beceride oynayabilmektedir.Ο Λάμπρου είναι δεξιοπόδαρος παίκτης, αλλά μπορεί επίσης να παίξει με το αριστερό του πόδι.
Galip takımlar final maçı oynarlar.Οι νικητές παίζουν έναν μόνο τελικό.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Ο Μάγνης ήταν αρχαίος κωμικός ποιητής της Αθήνας.
Düşük yaş millî takımlarında oynarken o çok hızlı yetenekli bir genç oyuncu olarak ün kazandı.Γρήγορα απέκτησε τη φήμη του ταλαντούχου νεαρού παίκτη.
Merv Mary takımı maçlarını burada oynar, kapasitesi 10.000 kişidir.Έδρα της ομάδας είναι το Field Mill, χωρητικότητας 10000 θεατών.
Isı ve zaman faktörleri gıda üzerlerindeki bakteri oluşumlarında doğrudan rol oynar.Αντί αυτού χημειοσυνθετικά αρχαία και βακτήρια σχηματίζουν τη βάση της τροφικής αλυσίδας.