oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kulüp, evindeki maçlarını 12,994 kapasiteli Ljudski vrt stadyumunda oynar.Své zápasy hraje na stadionu Ljudski vrt s kapacitou 12 994 míst.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Pak hraje další hráč.
Protein fosforilasyonu pek çok hücresel süreçte önemli bir rol oynar.Fosforylace proteinů hraje významnou roli v celé řadě buněčných procesů.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.Herec hrál často celý život stejnou postavu.
Zeytun’da, iki çocuk futbol oynarken, hava saldırısı esnasında öldürüldü .V Gaze byly při hraní fotbalu zabity dvě děti.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.A děti by pořád měly kde si hrát.
Elbiselerini çekiştirir ve saçıyla oynar.Nervózně si pohrává s oděvem nebo svými vlasy.
Ve7 7. Ag5 Ad8 oynar.Ve1, aktivním 7. d5 exd5 8.
Bunda modelin ne amaçla oluşturulacağı etkili rol oynar.Ten, na koho bude mít výsledek řešení podstatný dopad.
Bu koşullar ayrıca, Doğu Avrupa'nın eski komünist hükûmetlerinin etkilerinin kaldırılmasında önemli rol oynar.Takový stav dokonce soudci přirovnávají k bývalému komunistickému režimu.
Peppers Lonely Hearts Club Band filminde oynar.Pepper's Lonely Hearts Club Band skupiny Beatles.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Co nejvíc hraček.
İç saha maçlarını 33,597 kişilik Pride Park'ta oynar.Své domácí zápasy odehrává na stadionu Pride Park s kapacitou 33 597 diváků.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Hráč se také musí řídit tím, co je na kartách napsáno.
Oyuna beyaz başlar ve oyuncular sırayla bir taşla oynarlar (İstisna: rok).Začíná bílý, pak se hráči střídají po jedno tahu.
Galip takımlar final maçı oynarlar.Vítězové skupin hráli finále.
Filmlerinin çoğunda çanta ve valizler önemli rol oynar.Ve filmech se ujal důležitých rolí a postav.
İyi futbol oynar.Umí hrát bowling.
Yazları aileyle geçiren Wilde kardeşler George Moore’la oyunlar oynardı.Barre s dcerou zůstávají přes léto, aby starému Dagovi dělali společnost.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Věnoval se cyklistice a hrával fotbal.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Prosím, sedněte si, zůstaňte sedět.
Kına gecelerinde erkekler tiyatro gösterisi için kadın elbisesi giyerler ve oynarlar.Na slavnostech či při návštěvách divadel muži nosili fraky.
Savunmada oynar.Organizuje obranu.
Renk Açıklaması Eleme turunda takımlar, ev sahibi-deplasman olmak üzere karşılıklı iki maç oynarlar.Ve Snídani šampiónů se pohybuje na pomezí obou rolí.
Son taşınızı kendi kalenize bırakırsanız bir kere daha oynarsınız.Než zadělávat na kvásek úplně znovu, raději se jeho část ponechává na další várku.
Rezerv takımlar bazı liglerdeki gibi PAF liglerinde değil, futbol liglerinde oynar.Výbava není tak pestrá jako zbraně, ale ve hře výbava je.
Bunda ayrıca yüzeyin yapı ve rengi de rol oynar.Má také vliv na barvu a zrnitost půdy.
Glikozilasyon hücrelerin birbirine yapışmasında da rol oynar.V obou případech se účastní trávení celulózy.
Problem çözmede frontal korteks aktif rol oynar .Na původně rovné frontální linii se utvoří záhyb.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Uměl dobře zpívat a hrát na harfu.
İnsanlar bahis oynarlar.Jak si lidé hrají.
Kütlenin yanı sıra helyumdan daha ağır öğelerin miktarı da yıldızların gelişiminde önemli rol oynar.Prvky těžší než hélium hrají vedle hmotnosti velmi důležitou roli ve vývoji hvězdy.
Böbrekler kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynarlar.Sekrece těchto buněk hraje úlohu v udržování krevního tlaku.
Oradan, Endou ve ekibi dünyanın her yerinden oynarlar.De acolo, Endou și echipa sa joacă peste tot în lume.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Cu toate că regulile de joc sunt extrem de simple, jocul este destul de dificil.
Washington Redskins (Ulusal Amerikan Futbolu Ligi) Landover, Maryland'daki FedExField'da oynar.Echipa joacă meciurile de acasă pe FedExField în Landover, Maryland.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.După cum se menționează mai sus, această radiație joacă un rol important în termodinamica găurilor negre.
Axc3 oynar.Confruntarea cu Ace 3.
Bazen de video oyunları oynar.Cine a inventat de fapt jocurile video?
Peppers Lonely Hearts Club Band filminde oynar.Peppers's Lonely Hearts Club Band” durează doar 43 de secunde.
Genç kızlar ve delikanlılar ortak oyunlar oynarlar.Aici fetele și băieții sărbătoresc separat.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Această boală este găsită în copii, ce o răspândesc atunci când se joacă împreună.
"Belki" oynarız.)Poate „gândi”?
Bunu esas alarak hem kadınlar hem de erkekler oynarlar.Dansul se joacă atât de către fete cât și de către băieți.
Filmlerinde genellikle kötü rolde oynar.În filme, a jucat de obicei roluri secundare.
Glukoz proteinlerin üretiminde ve lipit metabolizmasında önemli bir rol oynar.Glucoza este esențială în producerea proteinelor și în metabolismul lipidelor.
Gökçer Don Juan'ı oynar.Juca rolul îngerului din Don Juan de Marana.
Böylelikle oyuncu daha önce rastlamadığı gizleri keşfedebilmek için o bölümleri tekrar oynar.În plus, jucătorul nu poate explora zone pe care asasinii nu le-au experimentat încă.
Sinir hücrelerinde, hücreler arasındaki iletişimde başrol oynar.În neuroni, ele joacă un rol central în comunicarea celulă-celulă.
Gerçekte ara bağlantılar çok hayati rol oynar.În realitate însă, interconectarea joacă un rol foarte important.
Her çarşamba Halo oynar ayrıca her hafta sonu arkadaşları ile birlikte paintball oynar.Ca o fetiță, vedea in weekend spectacole cu cai.
Ev sahibi maçlarını 33.268 kişilik Miejski Stadı'nda oynarlar.Echipa susține meciurile de acasă pe Stadion Miejski cu o capacitate de 22.386 de locuri.
Erkekler oyunlarını harmanda oynarlar.Urșii îi joacă feste.
Evindeki maçlarını Alfredo di Stéfano Stadyumu'nda oynar.Ei joacă pe Stadionul Alfredo Di Stéfano.
Oyuncular bireyseldir yani takım yerine kendileri adına oynarlar.Jucătorii nu se asociază, jucând individual.
Erkeğin prepüsünde doğal olarak bulunan bakteriler döllenmede önemli bir rol oynar.Prepuțul masculului conține bacterii naturale care joacă un rol important în fecundare.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.Ahogy fentebb röviden megemlítettük, ez a sugárzás fontos szerepet játszik a fekete lyukak termodinamikájában.
San Francisco Film Festivali, yabancı yapım filmleri Amerikalı seyirciye tanıtmada önemli rol oynar.Ennek a rendezvénynek fontos szerepe van külföldi filmek amerikai közönségnek való bemutatásában.
Maçlarını Estadio Alejandro Villanueva'da oynarlar.Hazai mérkőzéseiket az Estadio Alejandro Villanuevában játsszák.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.A betegség leggyakrabban gyermekek körében fordul elő, akik közös játék során fertőzik meg egymást.

İlgili Sayfalar