San Francisco Film Festivali, yabancı yapım filmleri Amerikalı seyirciye tanıtmada önemli rol oynar.Het festival speelde een grote rol bij het introduceren van buitenlandse films bij het Amerikaanse publiek.
Çoğu bölümde görünür ve küçük bir rol oynar.Hij verscheen in diverse kleine en grote producties en speelde voornamelijk kleine rollen.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Mees leerde, zoals zovelen, voetballen op de speelplaats.
Ayrıca lavaboların temizlenmesinde büyük rol oynar.Hij speelde ook een leidende rol in de zuiveringen.
İkisi birden oynar ama nasıl?."Hij doet altijd twee dingen tegelijk; hij denkt het een, maar zegt het ander".
O gençken, sık sık beysbol oynardı.Hij speelde vaak honkbal toen hij jong was.
Çocukken, bu sokakta oynardım.Als kind, speelde ik hier op straat.
3 numarada oynar.Gra z numerem 3.
Ayrıca Osmanlıca dilinde büyük bir rol oynar.Mówi z wyraźnym duńskim akcentem.
Sonradan 14 yaşına kadar SO Septèmes-les-Vallons takımında oynar.W wieku czternastu lat wyjechał z Septèmes-les-Vallons na nabór do ligi juniorów.
Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.Zawartość węgla w stali jest głównym czynnikiem wpływającym na twardość stali po hartowaniu.
Cirit oynarken kaza sonucu bir gözünü kaybettiği için “Kör” lakabı ile anılır.Pod koniec życia stracił wzrok, stąd przydomek Caecus „Ślepy”.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.W zespole pełnił rolę klawiszowca podczas występów na żywo.
Tom her pazartesi tenis oynardı.Tom grał w tenisa w każdy poniedziałek.
3 numarada oynar.Orkestermellanspel 3.
Buna karşın balıklar besinlerinde çok küçük bir rol oynar.Fiskar spelar en mindre roll.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Trots att reglerna är mycket enkla, kan spelet bli mycket svårt.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Я граю настільки чесно, наскільки це можливо.
İyi futbol oynar.Грає у футбол.
Planck alanı, Planck uzunluğunun karesine eşittir ve kara delik termodinamiğinde rol oynar.Планківська площа, що дорівнює квадрату планківської довжини, відіграє роль в ентропії чорних дір.
Bazen de video oyunları oynar.У вільний час він грає Відеоігри.
Kına gecelerinde erkekler tiyatro gösterisi için kadın elbisesi giyerler ve oynarlar.Одного вечора, вона робить сукню на вечірку для господині, щоб залишитися на роботі.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.У цьому театрі акторка й працювала усе своє життя.
O her gün beyzbol oynar.Він грає у бейсбол кожного дня.
O her gün beyzbol oynar.Він щодня грає у бейсбол.
Onlar basketbol oynar.Вони грають у баскетбол.
O sık sık bahçede oynar.Вона часто грає в саду.
O sık sık bahçede oynar.Він часто грає в саду.
Bu koşullar ayrıca, Doğu Avrupa'nın eski komünist hükûmetlerinin etkilerinin kaldırılmasında önemli rol oynar.Takový stav dokonce soudci přirovnávají k bývalému komunistickému režimu.
Galip takımlar final maçı oynarlar.Vítězové skupin hráli finále.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Prosím, sedněte si, zůstaňte sedět.
Bunda ayrıca yüzeyin yapı ve rengi de rol oynar.Má také vliv na barvu a zrnitost půdy.
İnsanlar bahis oynarlar.Jak si lidé hrají.
Peppers Lonely Hearts Club Band filminde oynar.Peppers's Lonely Hearts Club Band” durează doar 43 de secunde.
Böylelikle oyuncu daha önce rastlamadığı gizleri keşfedebilmek için o bölümleri tekrar oynar.În plus, jucătorul nu poate explora zone pe care asasinii nu le-au experimentat încă.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.Ahogy fentebb röviden megemlítettük, ez a sugárzás fontos szerepet játszik a fekete lyukak termodinamikájában.
Film uzak gelecekte oynar.A film a legközelebbi jövőben játszódik.
Aynı dönemde Kevin Smith'in "Dogma" isimli filminde Tanrı rolünde oynar.Ő játszotta Isten szerepét Kevin Smith 1999-ben készült Dogma című filmjében.
Bazıları eklem enflamasyonunu tetiklemede önemli rol oynarlar.Nagy szerepet játszik műveiben a fanfárok utánzása.
İyi futbol oynar.Hän harrastaa jalkapalloa.
Bu da tozlaşmada önemli rol oynar.Nillä on tärkeä tehtävä myös solunjakautumisessa.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Lähinnä vasemmalla istuva pelaaja katsoo onko hänellä jokin kysytyistä korteista.
Vezir eşitsizliği: Güçlü oyuncu vezirsiz oynar.Suvilehto, Pirjo: Terävä tarkkailija osaa leikitellä.
Akşam gene kadınlar kız evinde eğlenir, erkekler yine sin sin oynarlar.Silloin on poikien kamari taas vapaa, ja silloin me huvittelemme.
Şüphelilerden biri Scott Ruffalo'nun rus ruleti oynarken kendi kendini vurduğunu iddia etti.Ένας από τους υπόπτους ανέφερε στην αστυνομία ότο ο Σκοτ Ράφαλο αυτοπυροβολήθηκε καθώς έπαιζε Ρωσική ρουλέτα.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Ο Μάγνης ήταν αρχαίος κωμικός ποιητής της Αθήνας.
Isı ve zaman faktörleri gıda üzerlerindeki bakteri oluşumlarında doğrudan rol oynar.Αντί αυτού χημειοσυνθετικά αρχαία και βακτήρια σχηματίζουν τη βάση της τροφικής αλυσίδας.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Han var meget musikalsk, sang og spillede smukt.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Sort kunne spille 7...Le6.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Cho er derudover Søger på Ravenclaws Quidditch-hold.
Washington Redskins (Ulusal Amerikan Futbolu Ligi) Landover, Maryland'daki FedExField'da oynar.Redskins spiller hjemmekampene på FedExField i Landover, Maryland.
Öbür görüşe göre, dönüşler katlanmada pasif bir rol oynar.Blant annet den rollen miljøet spiller vektlegges ikke.
Savunmada oynar.Han spilte forsvar.
Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar.I disse hyttene spiser og sover man de syv dagene festivalen varer.
Georgetown Hoyas erkek basketbol takımı en çok dikkate değer olandır ve maçlarını Verizon Center'da oynar.Tim basket pria Georgetown Hoyas adalah yang paling terkenal dan juga bermain di Verizon Center.
Spike'ın arkadaşıdır ve ikili birlikte poker oynar sık sık.Dia juga berteman dekat dengan Spike dan sering terlihat bermain bersama Spike.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Maka datanglah ia, lalu duduk.
Ayrıca sentetik ve doğal polymerlerin yapısında da önemli bir rol oynar.Juga berperan penting pada struktur polimer, baik sintetik maupun alamiah.
Erkekler oyunlarını harmanda oynarlar.Hati-hati dengan permainan mereka yang mempermainkan nyawa orang.
Henry, Arsenal'de oynarken Kuzey Londra'nın Hampstead bölgesinde bir ev de aldı.Khi còn ở Arsenal, Henry cũng có một căn hộ tại Hampstead, Bắc Luân Đôn.