Evindeki maçlarını Weserstadion, Platz 11'de oynar ve teknik direktörlüğünü Thomas Wolter yapmaktadır.Disputa atualmente a United Soccer League, manda seus jogos no Al Lang Stadium e é treinado por Thomas Rongen.
Günlük yaşamda Tanrı (Nhial) ve ata ruhları önemli rol oynar.O cavalo (Asva) e o gado desempenham um importante papel no Rigveda.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.No entanto apesar do aspecto simples o jogo tem um grau de dificuldade grande.
3) Topluluklar, yarışma süresi içinde en az 4 oyun oynarlar.No mínimo quatro pontos são disputados no game.
Takım maçlarını Stade Olympique Stadı'nda oynar.A equipe jogará sua temporada inaugural no Yankee Stadium).
Olcan Avrupa’da rahat oynar."«Leozão com propostas para atuar na Europa».
1999 yılında kulüp, yedinci ligde oynarken feshedildi.Mas logo em 1994, o time foi extinguido, após um sétimo lugar na liga.
Başrolde Jackie Chan oynar.Jackie Chan - O protagonista.
Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar.O trabalho implicava tocar de seis a sete horas por noite, sete noites por semana.
Takım maçlarını Downtown, Miami'de bulunan American Airlines Arena'da oynar.O Heat manda seus jogos na AmericanAirlines Arena em Downtown Miami.
O her gün beyzbol oynar.Ele joga beisebol todo dia.
Ben video oyunları oynarım.Eu jogo video games.
Beyaz Oynar ve Kazanır.Wit speelt en wint.
Bunlara ek olarak, antioksidanlar bu savunma mekanizmalarında önemli rol oynar.Verder spelen ook antioxidanten een sleutelrol bij deze beschermingsmechanismen.
5 Ocak 1988 günü basketbol oynarken kalp krizi geçirdi ve 40 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.Op 5 januari 1988 kreeg hij een hartaanval tijdens het basketballen en stierf hij op 40-jarige leeftijd.
Film uzak gelecekte oynar.De film speelt in de verre toekomst.
3 numarada oynar.Het Scherzo nr. 3 op.
İyi futbol oynar.Hij is goed in voetbal.
Başrolde Jackie Chan oynar.Bovendien zou de hoofdrol gespeeld gaan worden door Jackie Chan.
Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar.Het feest duurt zeven dagen en zeven nachten en er wordt nog altijd over gesproken.
Filmin başrolünde Will Smith oynarken Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw ve Albert Brooks ona eşlik ediyor.De hoofdrollen worden vertolkt door Will Smith, Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw en Albert Brooks.
Burada çıkarılan demir madeni ekonomide büyük rol oynar.Vooral de ijzerertswinning speelde een voorname rol in de Zonhovense economie.
Fred'in bowling e merakı vardır, evinin salonunun çevresinde bilardo, poker ve golf oynar.Freds interesses zijn bowlen, pool, poker, luieren in huis en golf.
Pasör çaprazı olarak oynar ve 2,08 boyundadır.Hij speelt small-forward en is 2,08 meter lang.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Hierna is de volgende speler aan de beurt.
San Francisco Film Festivali, yabancı yapım filmleri Amerikalı seyirciye tanıtmada önemli rol oynar.Het festival speelde een grote rol bij het introduceren van buitenlandse films bij het Amerikaanse publiek.
Ortadakiler Köroğlu oyunu oynarlar.De deelnemers spelen een rollenspel.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Benado speelt als centrale verdediger.
Final Sona kalan iki takım finali oynar.De twee overige kandidaten moeten het finalespel spelen.
Beşinci Cumhuriyet'te ENA'da eğitim gören öğrenciler çok önemli rol oynarlar.Leerlingen uit de vijfde klas hebben een belangrijke rol bij de organisatie van dit grote gebeuren.
Çoğu bölümde görünür ve küçük bir rol oynar.Hij verscheen in diverse kleine en grote producties en speelde voornamelijk kleine rollen.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Ook bij deze oorlog speelde religie een belangrijke rol.
Tarımla uğraşılmaktadır, ve meyvecilikle de aktif olarak rol oynar.Hier werd en wordt de landbouw beoefend, met de nadruk op de fruitteelt.
Gerçekteyse bu iki isim Cassady 15 yaşındayken, aynı court’ta basketbol oynarken tanıştılar.Daar leerde hij op 15-jarige leeftijd basketballen op een basketbalveld in Sampaloc.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Michael speelt football en plaagt graag zijn broertje.
Bunların yanında balıkçılık ve tarım da ülke ekonomisinde önemli rol oynar.Daarnaast bleef ook de landbouw en vooral de handel een belangrijke plaats innemen in de Nederlandse economie.
Başrolünde George Lopez oynar.In de deels door hem geschreven sitcom George Lopez speelt hijzelf een hoofdrol.
Bu hususta zeminin litolojik özellikleri de önemli bir rol oynar.Zoals reeds vermeld speelt ook de omgeving van deze moleculaire groepen een belangrijke rol.
Ateşin içinde oynar.Hij speelt met vuur.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Mees leerde, zoals zovelen, voetballen op de speelplaats.
Evindeki maçlarını Bergamo'nun merkezindeki Stadio Atleti Azzurri d'Italia stadında oynar.AlbinoLeffe speelt zijn thuiswedstrijden in het Atleti Azzurri d'Italia-stadion, in de stad Bergamo.
Trigliseritler enerji kaynağı olarak metabolizmada önemli rol oynarlar.De weefsels slaan deze triacylglycerolen op als energiebron.
Maçlarını Stadio Artemio Franchi'de oynar ve stadın kapasitesi 15,725 kişidir.Thuiswedstrijden werden afgewerkt in het Mini Estadi, dat 15.276 plaatsen heeft.
Taktikleri, çoğu son birkaç adımda kazanılan ya da kaybedilen bu yarışlarda önemli rol oynar.In deze ronde kunnen veel punten worden gewonnen of verloren.
İlaveten balıkçılık ve tarım önemli bir rol oynar.Jacht en visserij speelden een ondersteunende rol.
Ayrıca lavaboların temizlenmesinde büyük rol oynar.Hij speelde ook een leidende rol in de zuiveringen.
Birçok karakter yapıma özel rolleri oynarlar.Je kunt per account vele personages aanmaken.
Genelde komedi filmlerinde oynar.Meestal doet hij zijn eigen stunts in zijn films.
McQueen ile sürekli oyunlar oynar.Hij en McQueen hadden geregeld woorden met elkaar.
İkisi birden oynar ama nasıl?."Hij doet altijd twee dingen tegelijk; hij denkt het een, maar zegt het ander".
Gökçer Don Juan'ı oynar.We zijn beroemd aan het worden Don Juan.
Çocuklar bloklarla oynarlar.Kinderen spelen met blokken.
Akira iyi tenis oynar.Akira speelt goed tennis.
Nerede tenis oynarsın?Waar speelt gij tennis?
Pazar günü genellikle kart oyunu oynarız.Op zondag spelen we dikwijls kaart.
O gençken, sık sık beysbol oynardı.Hij speelde vaak honkbal toen hij jong was.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom tennist vaak met Mary na schooltijd.
Çocukken, bu sokakta oynardım.Als kind, speelde ik hier op straat.
Bu sayede, bu kuruluşlar meslek için etik standartların sağlanmasında önemli bir rol oynar.W ten sposób te organizacje odgrywają ważną rolę w zachowaniu standardów etycznych dla zawodu.
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.Powierzchnia walca odgrywa istotną rolę w korespondencji AdS/CFT.