Ana içeriğe geç
Sözlük

oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer tüm takımlar ön eleme oynar.باقي الفرق تلعب في الدور التمهيدي.
2011 / Benimle Oynar mısın? .2011 - 2012 لعب مع 1.
Munez Real'da bir sadece sezon oynar.بقي مع فيا دي سيمانكاس موسم واحد.
Kızının üzerine bahis oynar ve hepsinde kazanır.راهن على أنها مرة أخرى وفاز كل لها المال.
Genetik faktörler, tip 2 diyabetin yaygın olarak ortaya çıkmasında nispeten küçük bir rol oynarlar.ولكن الجينات تلعب دوراً صغيراً في انتشار السكري النمط الثاني.
Bazen de video oyunları oynar.كل ما يفعله هو لعب ألعاب الفيديو طوال الوقت.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.للأطفال الترفيه واللعب مع مثل هذه المباريات كما قفز.
400.000 'den fazla Polak düzenli olarak ve milyonlarcası da bazen futbol oynar.يضم نادي إلفيس وحده أكثر من 4،000 اللاعب في فرق كرة القدم ، في حين أن بتامبيري أكثر من 100 فريق كرة القدم.
Gruplarında 2. sırayı alan takımlar ilk müsabakayı kendi sahasında oynarlar.سيلعب الفريق 2 المواجهة الأولى على أرضه.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.وهذه الإشعاعات تلعب دورا مهما في الديناميكا الحرارية للثقب الأسود.
"Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."أي أحد نلقى في بيته سلاحاً سنعاقبه".
Her çarşamba Halo oynar ayrıca her hafta sonu arkadaşları ile birlikte paintball oynar.كل يوم أربعاء وتكون البنية ( اختار مغامرتك الخاصة ) .
Bu özellikler proteinlerin yapısını belirlemekte önemli rol oynar.وهذا يلعب دورا هاما بالنسبة لتكوّن البروتينات.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.بينما ذكرت مجلة تايم في نعيها أنه توفي نتيجة أزمة قلبية بعد أن لعب لعبة الورق.
Maçlarını Cape Town şehrindeki Cape Town Stadyumu'nda oynar.ويلعب الفريق مبارياته الرسمية في ملعب كيب تاون الواقع في مدينة كيب تاون.
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.لا تحتاج اللعبة لموافقة من أجل اللعب ولا يستطيع الشخص التوقف عن اللعب أبدا.
Leone film çekimlerini Morricone'nin müzikleri oynarken yapıyordu.كان لدى ليون طريقة خاصة في تصوير المشاهد بالتزامن مع موسيقى موريكون.
İyi futbol oynar.يهوى ممارسة كرة القدم.
Türkmenistan'ın en üst liginde mücadele eder, maçlarını ise Köpetdağ Stadyumu'nda oynar.يخوض المنتخب المقدوني أيضاً مبارياته عندما يلعبها على أرضه.
Sonra onun sağındaki oynar.وجلس عن يمين ابيه.
Genç kuşlar salyangoz kabuklarını taşa vurmayı öğrenene kadar avlarıyla oynar ve gagalarlar.وتلعب الطيور الشابة بمنقارهم بالبيض حتي يعلموهم ضرب قشرة البيضة وكسرها.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.على الرغم من بساطة قواعد اللعبة فإن استراتيجيتها معقدة إلى درجة كبيرة.
Şans, hayatta önemli bir rol oynar.يلعب الحظ دورا هاما في الحياة.
Hatta bunun ötesinde, insan doğası iki anahtar rol oynar.No entanto, mesmo além disso, a natureza humana desempenha dois papéis principais.
Bu dizide Scott, basketbol yerine lakros oynar.Nesta série, Scott joga lacrosse em vez de basquete.
Beyaz Oynar ve Kazanır.Está pronta para jogar e vencer.
Rühmann rolünü, ondan beklendiği gibi, oynar ve izleyicilerin alkışlarından keyif alırdı.Eu amo que eles estão desfrutando o processo como nós esperávamos que os fãs iriam.
Memorial Elementary School ve Waldwick High School'de oynarken aynı zamanda Amerikan futbolu da oynadı.Lá, ele participou da Memorial Elementary School e da Waldwick High School, onde ele também jogo futebol.
22 Kasım'da Portland Trail Blazers'a karşı oynarken sağ dizini incitti.Em 22 de novembro, Rose machucou o joelho direito durante um jogo contra o Portland Trail Blazers.
Diğer tüm takımlar ön eleme oynar.Todas as equipes participantes jogam na fase preliminar.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Algumas sequências de ADN não codificante têm um papel estrutural nos cromossomas.
Planck alanı, Planck uzunluğunun karesine eşittir ve kara delik termodinamiğinde rol oynar.A área de Planck, o quadrado do comprimento de Planck, tem um papel na entropia do buraco negro.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Os meninos brincam.
2004 Benimle Oynar mısın?(Quer Dançar Comigo?
Savunmada oynar.Joga com defensa.
Ancak biz diğer tarafı oynarız.)Não tenho pensamento em jogar em outra equipe. (...)
Erkekler oyunlarını harmanda oynarlar.Onde os seus filhos podem brincar.
Ateşin içinde oynar.Ele brinca com fogo.
Galip takımlar final maçı oynarlar.A equipa vencedora joga a final.
İnsanlar bahis oynarlar.Os pretendentes jogam.
Oyun Araçları, bir kullanıcı oyun oynarken görünen bir düğmeyi içerir.Isso inclui o Game Tools, um botão que aparece quando o usuário inicializa um jogo.
Genç kızlar ve delikanlılar ortak oyunlar oynarlar.Meninos e meninas já participam dos rituais.
Katie evde Randy ile birlikte kalır ve kızların banyosunda Kanlı Mary oyununu oynarlar.Katie fica com Randy, e ela pede a ele para jogar Bloody Mary com ela.
T-Mobile reklamında Catherine Zeta-Jones ile oynar.Catherine Zeta-Jones - Atriz.
Maçlarını 5.300 kapasiteli ESPN Wide World of Sports Complex'nda oynar.Um ticket é exigido para comer no ESPN Wide World of Sports Grill.
Oyunu dikine oynar, yan pas sevmez.E acaba recebendo os melhores brinquedos, e não gosta de emprestá-los (ou dá-los) a Pópis.
İyi futbol oynar.Super Futebol.
Geri kalan saatlerinde uyur, yemek yer ve video oyunu oynar.Ele é viciado em videojogos e em dormir.
Filmin başrolünde Will Smith oynarken Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw ve Albert Brooks ona eşlik ediyor.O filme também é estrelado por Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw, e Albert Brooks.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.A doença é mais comum entre crianças, que a disseminam ao brincar juntas.
FK Daşoğuz takımı maçlarını burada oynar, 10,000 kişiliktir.O clube joga no Estádio Los Cuchumatanes, com capacidade para 10.000 pessoas.
Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.Alta qualidade do carvão de coque grau exigido na indústria siderúrgica está em falta.
Alt koridorda oynar.«Viagem no corredor».
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.As crianças entretinham-se com brinquedos e jogos.
Bunun yerine grup birincileri şampiyonu belirlemek için iki ayaklı bir final aşaması oynarlar.Para a fase final serão realizadas duas partidas para definir o campeão.
1956 Senesinde bir John Huston filmi olan ünlü Moby Dick uyarlamasında oynar.1956 - Foi o autor do roteiro da adaptação cinematográfica de Moby Dick, dirigida por John Huston.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Teve um papel importante em tempos de guerra.
Little Richard da filmde kendisi rolünde oynar.Esta última conta com a participação de Little Richard no piano.
Pıhtılaşmada etkin rol oynarlar.Tornam-se activas ao entardecer.
Maçlarını A Coruña şehrindeki Estadio Municipal de Riazor'nda oynar.Manda seus jogos no Punjab Stadium, na cidade de Lahore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
oynar ile cümle - Sayfa 18 - oynar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App