oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.Powierzchnia walca odgrywa istotną rolę w korespondencji AdS/CFT.
Beyaz Oynar ve Kazanır.Białe zaczynają i wygrywają.
Takım maçlarını Downtown, Miami'de bulunan American Airlines Arena'da oynar.Swoje mecze rozgrywa w hali American Airlines Arena zlokalizowanej w centrum Miami.
3 numarada oynar.Gra z numerem 3.
Bunların yanında turizm de önemli rol oynar.Oprócz tego dużą rolę odgrywa turystyka.
Savunmada oynar.Gra na obronie.
Bunlara ek olarak, antioksidanlar bu savunma mekanizmalarında önemli rol oynar.Przyjmują również, iż objawy lękowe pełnią istotną rolę we funkcjonowaniu mechanizmów obronnych.
Kulüp iç saha karşılaşmalarını 5.700 kişilik Stade Henri Longuet'de oynar.Swoje mecze rozgrywa na Stade Henri Longuet o pojemności 5700 widzów.
Her takım iki maç oynar.Każda drużyna gra dwa mecze.
10.000 civârındaki Çinli nüfus, ülkenin inşaat sektöründe önemli rol oynar.20 tys. węgierskich żandarmów miało odgrywać kluczową rolę w całym procesie.
Ayrıca Osmanlıca dilinde büyük bir rol oynar.Mówi z wyraźnym duńskim akcentem.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Następnie podaje ją do następnego gracza.
Düğünlerde CİRİT oynarlarmış.Na weselu zagrał im...
1941 de Howard Hawks'ın Sergeant York adlı yapıtında oynar.Na motywach jego biografii Howard Hawks nakręcił w 1941 film Sierżant York.
Sonradan 14 yaşına kadar SO Septèmes-les-Vallons takımında oynar.W wieku czternastu lat wyjechał z Septèmes-les-Vallons na nabór do ligi juniorów.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand Prix Juniorów w łyżwiarstwie figurowym - miejsce 13.
1992 yılında İsveç’teki Avrupa Şampiyonasında Bağımsız Devletler Topluluğu takımında oynar.W 1992 wystąpił na Mistrzostwach Europy w Szwecji w barwach reprezentacji Wspólnoty Niepodległych Państw.
Küçük çırak köpek yavrusu ile oynar.Pojawia się również klaun, tresujący psa.
1972'de ortanın solunda oynarken 10 numarayı giydi.W czasie gry w Auxerre nosił koszulkę z numerem 29.
Böyle bir organizma bulunduğu ekosistemde, bir kemerin kilittaşının görevine benzer bir rol oynar.Innym nukleofilem odgrywającym podobną rolę może być tiol.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Chorują najczęściej dzieci, które zarażają się głównie podczas zabaw.
Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.Zawartość węgla w stali jest głównym czynnikiem wpływającym na twardość stali po hartowaniu.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Podobnie jak ojciec gra w quidditha na pozycji szukającego.
Çenginin eşlendirdiği oyuncular ellerini yana aça aça oynarlar.Młodszy mężczyzna opowiada coś z przejęciem gestykulując przy tym ręką.
Cirit oynarken kaza sonucu bir gözünü kaybettiği için “Kör” lakabı ile anılır.Pod koniec życia stracił wzrok, stąd przydomek Caecus „Ślepy”.
Bu rüzgarların getirdiği yağmur bulutları yağmura dönmesinde rol oynar.Mają nadzieję, że zbierające się tam chmury przyniosą upragniony deszcz.
Topluluklarda aynı tipi aynı oyuncu hayat boyu oynardı.W zespole pełnił rolę klawiszowca podczas występów na żywo.
Bu imece çalışmasında, köyün çocukları geleneksel olarak gece saklanbacı oynarlar.Nie wiadomo dlaczego Indianie zadecydowali się zaatakować w świetle dnia miast tak jak zazwyczaj nocą.
2 ve 3. takımlar UEFA Avrupa Ligi'nde ön eleme oynar.Druga oraz trzecia drużyna zdobywają możliwość gry w Lidze Europy UEFA.
Vezir eşitsizliği: Güçlü oyuncu vezirsiz oynar.Unieruchomienie: gracz nie może wykonać poprawnego ruchu.
Ağırlıklı ortalamalar bazı matematik alanlarda rol oynarlar.Funkcje wypukłe odgrywają ważną rolę w różnych gałęziach matematyki.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Björkman był zawodnikiem praworęcznym, bekhend gra oburącz.
Yerel bir kulüpte futbol oynarken eski Newcastle United oyuncusu olan Glen Foy tarafından yeteneği keşfedilir.Podczas jednego z meczów wypatruje go były piłkarz Newcastle United Glen Foy.
Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar.Podkreślana jest kluczowa rola pielęgniarki, odpowiedzialnej za codzienne towarzyszenie umierającemu.
Tom her pazartesi tenis oynardı.Tom grał w tenisa w każdy poniedziałek.
Başrolde Jackie Chan oynar.Jackie Chan spelar även huvudrollen.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.Som kortfattat nämnts ovan, spelar denna strålning en viktig roll för svarta håls termodynamik.
Aynı yıl Pootie Tang adlı ilk filminde oynar.Samma år gjorde hon sin filmdebut i Pootie Tang.
Bunların yanı sıra, Clement VII, Leo XI ve Urban VIII gibi papalar bu oyunu Vatikan'da oynardı.Även påvar som Clemens VII, Leo XI och Urban VIII skall ha varit med och spelet.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Nästan alltid spelar svart 2...Sc6.
3 numarada oynar.Orkestermellanspel 3.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Sjukdomen är vanligast bland barn då den sprids mellan barnen då de leker.
Bu felsefede evrensellik merkezi bir rol oynar.Centralisation innebär att flytta en pjäs mot centrum.
Karaciğer organ metabolizmasında önemli bir rol oynar.Vatten har en viktig roll i kroppens metabolism.
Bunların yanında turizm de önemli rol oynar.Dessutom spelar turismen en betydande roll.
Film uzak gelecekte oynar.Filmen utspelar sig i framtiden.
Buna karşın balıklar besinlerinde çok küçük bir rol oynar.Fiskar spelar en mindre roll.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Belägringen fick en betydande roll i kriget.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Det var ett gott råd, eftersom Ellen själv var mycket intresserad av tennisspelet.
İlaveten balıkçılık ve tarım önemli bir rol oynar.Dessutom har fiske och jordbruk en viktig roll.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Trots att reglerna är mycket enkla, kan spelet bli mycket svårt.
Hücre çekirdeği, gövdede kilit rol oynar.Nyckelknippa som sitter i ett lås.
NBA’de Chicago Bulls takımında basketbol oynar.Han spelade för Chicago Bulls i NBA.
2011 yılından beri Hollanda Eredivisie'deki Vitesse kulüpte oynar.Sedan år 2010 spelar han för den nederländska klubben Vitesse Arnhem.
Beyaz Oynar ve Kazanır.Blom deltagare och vinnare.
Maçlarını Ullevi Stadyumu'nda oynar.Häcken spelade då på Gamla Ullevi.
Problem çözmede frontal korteks aktif rol oynar .Taket är valmat tegeltak med frontespis.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Söderberg var en flitig amatörviolinist.
Yazı turayı kazanan iki kişi kendi arasında, kaybeden iki kişi kendi arasında yeniden oynar.You Only Live Twice: Den spelare som dör två gånger förlorar.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Barnen får gå in och leka med allt.

İlgili Sayfalar