Trigliseritler enerji kaynağı olarak metabolizmada önemli rol oynarlar.De weefsels slaan deze triacylglycerolen op als energiebron.
İlaveten balıkçılık ve tarım önemli bir rol oynar.Jacht en visserij speelden een ondersteunende rol.
İkisi birden oynar ama nasıl?."Hij doet altijd twee dingen tegelijk; hij denkt het een, maar zegt het ander".
Akira iyi tenis oynar.Akira speelt goed tennis.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom tennist vaak met Mary na schooltijd.
Takım maçlarını Downtown, Miami'de bulunan American Airlines Arena'da oynar.Swoje mecze rozgrywa w hali American Airlines Arena zlokalizowanej w centrum Miami.
Bunlara ek olarak, antioksidanlar bu savunma mekanizmalarında önemli rol oynar.Przyjmują również, iż objawy lękowe pełnią istotną rolę we funkcjonowaniu mechanizmów obronnych.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.Następnie podaje ją do następnego gracza.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand Prix Juniorów w łyżwiarstwie figurowym - miejsce 13.
1972'de ortanın solunda oynarken 10 numarayı giydi.W czasie gry w Auxerre nosił koszulkę z numerem 29.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Podobnie jak ojciec gra w quidditha na pozycji szukającego.
2 ve 3. takımlar UEFA Avrupa Ligi'nde ön eleme oynar.Druga oraz trzecia drużyna zdobywają możliwość gry w Lidze Europy UEFA.
Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar.Podkreślana jest kluczowa rola pielęgniarki, odpowiedzialnej za codzienne towarzyszenie umierającemu.
Aynı yıl Pootie Tang adlı ilk filminde oynar.Samma år gjorde hon sin filmdebut i Pootie Tang.
Karaciğer organ metabolizmasında önemli bir rol oynar.Vatten har en viktig roll i kroppens metabolism.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Trots att reglerna är mycket enkla, kan spelet bli mycket svårt.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Я граю настільки чесно, наскільки це можливо.
Bu dizide Scott, basketbol yerine lakros oynar.У новій версії Скот грає у лакрос, а не в баскетбол.
Ayrıca bu beylikler İstanbul'un yiyecek ihtiyacını karşılamakta önemli bir rol oynarlardı.Зернові були необхідні для постачання продовольством населення Стамбула.
Bir takım 30 maçta oynar ve toplam bir sezonda 240 maç oynanır.Таким чином, кожна команда проводить в сезоні 30 ігор, а всього в чемпіонаті проводиться 240 матчів.
Gus’un genç halini oynar.Отвоцьк Велькі Отвоцьк Малий GUS.
Çoğu RNA başka RNA'ların modifikasyonunda rol oynar.Докладніше: Процесинг РНК Багато РНК беруть участь в модифікації інших РНК.
Daha sonra Benimle Oynar mısın? isimli çocuk programında rol aldı.Приймала участь у програмі «Обдаровані діти».
Heinze, İspanya'da oynarken İspanya pasaportu aldı ve bu sayede İspanyol vatandaşı oldu.Пізніше стало ясно, що в Симеона був й іспанський паспорт, але не як громадянина Іспанії.
Kadın-erkek karışık olarak oynar.Жінка грає на чжен.
Filmlerinde genellikle kötü rolde oynar.У кіно грає, як правило, негативних персонажів.
Onunla oynarım.Я граю з ним.
Biz sık sık satranç oynarız.Ми часто граємо в шахи.
Golf oynar mısın?Ти граєш у гольф?
Ben rugby oynarım.Я граю в регбі.
Joyce Poole birçok kere Afrika fillerini oynarken gözlemlemiştir.Joyce Poole mnohokrát pozorovala divoké africké slony při hře.
Protein fosforilasyonu pek çok hücresel süreçte önemli bir rol oynar.Fosforylace proteinů hraje významnou roli v celé řadě buněčných procesů.
Peppers Lonely Hearts Club Band filminde oynar.Pepper's Lonely Hearts Club Band skupiny Beatles.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Hráč se také musí řídit tím, co je na kartách napsáno.
Gel seni oraya götüreyim, oturup oynarsın.Prosím, sedněte si, zůstaňte sedět.
Rezerv takımlar bazı liglerdeki gibi PAF liglerinde değil, futbol liglerinde oynar.Výbava není tak pestrá jako zbraně, ale ve hře výbava je.
Böbrekler kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynarlar.Sekrece těchto buněk hraje úlohu v udržování krevního tlaku.
Washington Redskins (Ulusal Amerikan Futbolu Ligi) Landover, Maryland'daki FedExField'da oynar.Echipa joacă meciurile de acasă pe FedExField în Landover, Maryland.
"Belki" oynarız.)Poate „gândi”?
Böylelikle oyuncu daha önce rastlamadığı gizleri keşfedebilmek için o bölümleri tekrar oynar.În plus, jucătorul nu poate explora zone pe care asasinii nu le-au experimentat încă.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.A betegség leggyakrabban gyermekek körében fordul elő, akik közös játék során fertőzik meg egymást.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.A gyerekek kimentek játszani.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.Csodálatosan tudott énekelni és remekül játszott zongorán is.
Dizinin bitmesinde önemli rol oynarlar.A teknők zárásában van nagy szerepe.
Ben çok voleybol oynarım.Sokat röplabdázom.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Heidän lapsensa leikkivät keskenään.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Isokokoinen Bondra on pelityyliltään voimahyökkääjä.
Film uzak gelecekte oynar.Peli sijoittuu kaukaiseen tulevaisuuteen.
Her takım iki maç oynar.Joukkueet pelaavat kaksi ottelua.
Alt koridorda oynar.Yläkerran käytävä.
1991 yılında, A Woman Named Jackie adlı filmde genç Jacqueline Bouvier'i oynar.Vuonna 1991 Gellar näytteli nuorta Jacqueline Kennedya minisarjassa A Woman Named Jackie.
Başrolde Jackie Chan oynar.Elokuvan pääosaa esittää Jackie Chan.
Kendisi iyi bir yüzücüdür ayrıca güzel de tenis oynar.Hän itse on hyvä uimari, ja lisäksi hän pelaa myös hyvin tennistä.
Savunmada oynar.Έπαιζε αμυντικός.
O'Sullivan sağ eliyle oynar, fakat sol eliyle de yüksek beceride oynayabilmektedir.Ο Λάμπρου είναι δεξιοπόδαρος παίκτης, αλλά μπορεί επίσης να παίξει με το αριστερό του πόδι.
Düşük yaş millî takımlarında oynarken o çok hızlı yetenekli bir genç oyuncu olarak ün kazandı.Γρήγορα απέκτησε τη φήμη του ταλαντούχου νεαρού παίκτη.
Henry, Arsenal'de oynarken Kuzey Londra'nın Hampstead bölgesinde bir ev de aldı.Da Henry spillede for Arsenal, købte han også et hus i Hampstead i Nordlondon.
Bir takım 30 maçta oynar ve toplam bir sezonda 240 maç oynanır.Med 16 hold i ligaen så spiller hvert hold 30 kampe på en sæson, og der spilles i alt 240 kampe.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Sort kunne spille 7...Le6.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.I Time magazines nekrolog stod der, at han døde af et hjertestop efter at have spillet kort.