Maçlarını Target Center'da oynar.We hit the center of the target.
Film uzak gelecekte oynar.The game takes place in the distant future.
Hayvancılık şehrin iktisadi hayatında büyük bir ekonomik rol oynar.Livestock plays a vital role in the economic life of the people of the district.
Nematodlarda SmY adlı ncRNA, mRNA trans-uçbirleştirmesinde rol oynar.In nematodes, the SmY ncRNA appears to be involved in mRNA trans-splicing.
Bu dizide Scott, basketbol yerine lakros oynar.At college, Rajsich played basketball, rather than racquetball.
Yalnız başına ya da arkadaşlarıyla koşup oynarken çok mutludur.She dances in different ways, alone or with partners.
Gerilla savaşı soykırım sahnesinin ayarlanmasında önemli bir rol oynar.Violence has played a role in the gentrification plan.
Hilâl taktiği olarak adlandırılan bu stratejinin en önemli rolünü oynarlardı.This courageous action was responsible for the capture of a most important tactical point.
(Bkz: Kaynak gösterme) ^ ""Dünya yerinden oynar, ibneler özgür olsa"ı"."腾讯世界地图成出国必杀技 零流量模式让你畅通无阻".
Takım maçlarını Downtown, Miami'de bulunan American Airlines Arena'da oynar.The Heat play at the American Airlines Arena in Downtown Miami.
1994-95 sezonunda FC Frauenfeld takımında futbol oynarken teknik direktörlük yaptı.In 1994–95, he served as player-coach of FC Frauenfeld.
Normal çekirdek süper-iletken fazı bir delik bir rol oynar.The normal core plays a role of a hole in the superconducting phase.
2007 yılında Julio Medem yönetiminde Caótica Ana'da oynar.In 2007 she would collaborate with Julio Medém in Caótica Ana.
Ortadakiler Köroğlu oyunu oynarlar.Some engage in cockfighting.
Çoğu RNA başka RNA'ların modifikasyonunda rol oynar.Many RNAs are involved in modifying other RNAs.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Soccer would also play an important role on his life.
Maçlarını Ullevi Stadyumu'nda oynar.They play their home games at Ullevaal Stadion.
Kız evinde gelin son kez oynar ve bir hüzünlü vedalaşma faslı başlar.He arrives for the end of the show and delivers an emotional farewell.
Kupa çıkmak Kupa almaz ya da Rıfkı oynarken ♥, koz gibi ele alınır.Retting Breaking Scutching Hackling or combing It is now treated like cotton.
Çocukların yüzde doksanı bilgisayar oyunu oynar.Ninety percent of children do play video games.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde su birçok alanda önemli bir rol oynar.Especially in developing countries water plays an important role in many different areas.
Sen küçükken...bunun içinde oynardınWhen you were little...you played in here...
Ve kızın top oynarken bacağını kırdı.And your daughter broke her leg at soccer practice.
Ve sarsma sensörünü kullabilirsiniz oyun oynarken direksiyonu kontrol etmek için.And you can use the tilt sensor to steer this car using this game.
Dickon saatlerce oynar 'kendisini moor tarihlerinde söner.Our Dickon goes off on th' moor by himself an' plays for hours.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Our children plays with sticks and stones.
En büyük olanlar th 'inek ahırında gider ve orada oynar.The biggest ones goes out in th' cow-shed and plays there.
Kriket onların ulusal takıntısı olmuş. Her türlü zeminde oynarlar.Cricket is a national obsession, played at any moment on any patch of ground.
Savaşta, iki müttefik de sıfırsız toplam oyunu oynar.In a war, two allies are playing a non-zero-sum game.
Sıklıkla oyunlarda karakterler vardır ve bu karakterlerin bir şekilde oynarlar (act)So very often games have characters inside, and these characters act in some way.
En gençleri ise badminton oynarmış. ve bu badminton oynayan...He had 3 daughters.
En yaşlıları pin-pon oynarmışThe oldest one played ping-pong.
Ortanca tenis oynarmış.The middle one played tennis.
"Redshire"da oynarken, tüm değişiklikleri görmeyeceksiniz.*Tip: When you play on "Redshire", you won't see all the changes.
Nasıl olurda onlarca milyon wonla öylece bahis oynarsınız?How could they bet tens of millions of won...?
Ha Ni'yi tenis oynarken izlemek için mi geldiniz?Did you come to watch Ha Ni play tennis?
Dosyalarý aţađýya sallýyor. He? Siz mafyacýlýk oynarken ben burada telefonlarla uđraţtým.When you were playing mafia, i was on the phone all day.
Baba ya. Tekme atýyorlar ya oynarken. Olsun.Dad, they kick me in the game
Ýnsanlarla oynar. - Kýzlarýný kullanýyor oyunlarýnda.He uses his daughters in his plans why?
Tabii ! kim oynamak isterse onunla oynarım .Sure! I'll play with whoever wishes to.
Bu heriflerden biri Rus ruleti oynarken kendini beyninden vurdu.Abdi. Abdi, come in. Is this the place?
"Bu öğleden sonra oynar Sarasate St James Hall," diye belirtti."Sarasate plays at the St. James's Hall this afternoon," he remarked.
Burada hobilerim ile alakalı birkaç fotoğrafım var. Hokey oynarım ...And so I got some pictures here about what some of my hobbies are.
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarSome of the monkeys play to a sold out crowd of other monkeys
Kız kardesim ve ben bu yeni LEGO Sistem ile saatlerce oynardık.My sister and I could play with the new LEGO system for hours.
Öteki bilim adamları laboratuarlarında oyunlar oynarkenWhere other scientists would play in their laboratory,
Bunları beraber oluşturalım, hakkıyla yapalım ve oynarken eğlenelim.Let's all build it together, let's do it well and have fun playing. (Applause)
Masa tenisi oynarken içinde gerçekten çok rahattım, kendime bolca yer buldum.I had plenty of space and I felt very, very comfortable playing ping pong.
Zeki, üstelik tenisi de iyi oynar.She is smart, and she can play tennis well too.
Ben tasarlarken oynarım.And I play when I design.
Koşu yaparım, futbol oynardım, basketbol oynarım ve daha birçok şeyi yapmayı seviyorum.I run track, I played soccer, I play basketball, and I love a lot of things to do.
Bir gün gene Hoiwai ile oynarken ... ucu buraya bağlanan bir tünel buldum !I was playing with Hoiwai one day, and I discovered this old tomb by accident.
Danseder oynarım, yüzüm şaraptan kızarırDance and dance, my face blushes from the wine
Ahmet tam burada arkadaşlarıyla futbol oynarken öldürüldü.He was killed right here while he was playing football with his friends.
Sokaklarda birlikte futbol oynardık, Play Station'ı hep beraber oynardık.We used to play football together in the streets and always used to play Playstation together.
Her Perşembe, birlikte futbol oynardık.Every Thursday, we used to play football together.
Allah azizdir. Futbol oynamayı çok severdi ve tam da oynarken öldü.Glorious is God: he lived loving football and he died while he was playing it.
Amerika'nın tarihinde Çin restoranları önemli rol oynar. NitekimChinese restaurants have played an important role in American history, as a matter of fact.
Üniversitede futbol oynarken eklem kıkırdağımı yırttım.So I tore my knee joint meniscus cartilage playing soccer in college.
Ve okul rolünü gayet mükemmel oynar,And then the school enacts perfectly well.