Arkadaşım bana sokakta oynamaya gitmemi teklif etti.My friend has proposed to me that I go play in the street.
Bir kız olarak, Elisa oyuncak bebekleriyle dadı oynamayı severdi.As a girl, Elisa loved to play nurse with her dolls.
Çocuğun bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Don't let the kid play with knives.
Seninle bu kahrolası tahmin oyunlarını oynamaktan bıktım.I'm sick of playing these goddamn guessing games with you.
Okulu asmayı ve video oyunları oynamayı tercih ederim.I'd rather skip school and play video games.
O, şah oynamak isteyip istemediğini bilmek istiyor.He would like to know whether you play shah.
O, satranç oynamak isteyip istemediğini bilmek istiyor.He would like to know whether you play chess.
Satranç oynayıp oynamayacağını bilmek istiyor.He would like to know whether you play chess.
Onlar çocuklarının oynaması için daha fazla alana sahip olmayı severlerdi.They liked having more space for their children to play.
Kesinlikle,kart oynamayı severim.Certainly, I like playing cards.
O, onun poker oynamasını istemedi.She didn't want him to play poker.
O, babasıyla bu öğleden sonra tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis this afternoon with her father.
O yarın öğleden sonra tenis oynamaya niyet ediyor.She intends to play tennis tomorrow afternoon.
O, tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis.
O, onunla golf oynamak istedi.She wants to play golf with him.
O, onunla tenis oynamaya can atıyor.She was looking forward to playing table tennis with him.
Çocuklar dışarı çıkmalı ve oynamalı.The children should go outside and play.
Oynamak için favori sporun nedir?What's your favorite sport to play?
Kızım bebeklerle oynamaktan hoşlanır.My daughter likes to play with dolls.
Futbol oynamak için buraya geldim.I came here to play soccer.
O günlerde, dama oynamayı severdim.Back in those days, I loved to play checkers.
Ben ve arkadaşlarımla kart oynamaktan hoşlanmadığına inanamıyorum.I can't believe that you wouldn't enjoy playing cards with me and my friends.
Ateşle oynamak tehlikelidir.It's dangerous to play with fire.
Benim on iki yaşındaki oğlum beyzbol oynamaktan hoşlanmaz.My twelve year old boy doesn't like to play baseball.
Benim hakkımda bilmen gereken bir şey her cuma gecesi poker oynamamdır.One thing you should know about me is that I play poker every Friday night.
Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.Please do your chores before you go out to play.
Tenis oynamayı mı yoksa golfü mü tercih edersiniz?Would you rather play tennis or golf?
Gelecek Cuma akşamı uğramak ve benimle ve arkadaşlarımla poker oynamak isteyebilirsiniz.You might want to come over and play poker with me and my friends next Friday evening.
Daha önce beyzbol oynamayı denedin mi?Have you tried to play baseball before?
Çocukların yolda oynamasına izin vermeyin.Don't let children play in the road.
Bana satranç oynamayı öğretebilir misin?Can you teach me to play chess?
Kumar oynamayı bırakmalısın.You need to stop gambling.
Tom'un bizimle kart oynamayı isteyip istemediğini niçin öğren miyoruz?Why don't we see if Tom wants to play cards with us?
Tom üç yıl önce ragbi oynamaya başladı.Tom started playing rugby three years ago.
Tom okumaktan bıktı ve dışarı çıkmak ve oynamak istedi.Tom got tired of reading and wanted to go outside and play.
Tom genellikle tavla oynamaz.Tom doesn't usually play backgammon.
Tom dışarıda çok oynamaz.Tom doesn't play outdoors much.
Tom eskisi kadar çok golf oynamaz.Tom doesn't play golf as much as he used to.
Tom dün badminton oynamadı.Tom didn't play badminton yesterday.
Tom'un canı golf oynamak istemiyordu.Tom didn't feel like playing golf.
Tom ve Mary'nin el topu oynamasını izledik.We watched Tom and Mary playing handball.
Tom Mary'nin babasıyla golf oynamak istiyor.Tom wants to play golf with Mary's father.
Tom Mary'ye ateşle oynamamasını söyledi.Tom told Mary not to play with fire.
Tom Mary ile iskambil oynamaktan her zaman hoşlandığını söylüyor.Tom says that he always enjoys playing cards with Mary.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom çocuklarının Mary ile oynamasına izin vermez.Tom doesn't allow his children to play with Mary.
Tom Mary'nin onun çocuğuyla oynamasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to play with his kid.
Tom Mary'nin dışarıda oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play outside.
Tom her zaman kurallarıyla oynamaz.Tom doesn't always play by the rules.
Küçük çocuk hariç hiç kimse Tango ile oyun oynamak istemedi.No one wanted to play with Tango except the little boy.
Lütfen çocukların bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Please don't let the children play with knives.
Çocukların oynamasına izin ver.Let the children play.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek şey Mary ile satranç oynamak.One thing Tom really enjoys is playing chess with Mary.
Tom Mary'nin dışarı gitmesini ve oynamasını istedi.Tom wanted Mary to go outside and play.
Tom Mary'nin onunla satranç oynamak istemediğini düşündü.Tom thought that Mary didn't want to play chess with him.
Tom'un kibritlerle oynamayacak kadar aklı var.Tom knows better than to play with matches.
Tom şeytanın avukatını oynamada çok iyi değildir.Tom isn't very good at playing the devil's advocate.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Tom masanın etrafında oturan insanlara daha önce hiç poker oynamadığını söyledi.Tom told the men sitting around the table that he'd never played poker before.
Benimle oynamayı düşünür müsün?You think to play with me?