Ana içeriğe geç
Sözlük

oyna ile cümle

oyna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom dün öğleden sonra tenis oynamak istedi.Tom wanted to play tennis yesterday afternoon.
Kumar oynamayı bıraktım. Çok para kaybediyorum.I've packed gambling in. I've been loosing too much money.
Tom'un canı gerçekten Mary ile satranç oynamak istemiyor.Tom didn't really feel like playing chess with Mary.
Tom, top oynarken sol ayağını, yazarken ise sağ elini kullanır.Tom kicks a football with his left foot, but writes with his right hand.
Squash oynar mısın?Do you play squash?
Tom, beyin fırtınası toplantısında şeytanın avukatı rolünü oynadı.Tom played the role of devil's advocate at the brainstorming meeting.
Flappy Bird'ü oynayamıyorum.I can't play Flappy Bird.
Ben onu kitabına göre oynadım.I played it by the book.
Tom CD oynatıcıya bir CD koydu.Tom put a CD in the CD player.
Tom boş bardağıyla oynadı.Tom toyed with his empty glass.
Seninle tahmin oyunları oynamayacağım.I'm not going to play guessing games with you.
Tom'la oyun oynamaya gitmek ister misiniz?Would you like to go play with Tom?
Futbol oynamak istiyorum.I want to play football.
Yağmurda dışarıda oynamamalıydım.I shouldn't have played outside in the rain.
Tom babamla golf oynardı.Tom used to play golf with my father.
Tom tenis oynamaktan hoşlanıyor.Tom enjoys playing tennis.
Tom bizimle voleybol oynamayı sevmiş olabilir.Tom might have liked to play volleyball with us.
Tom bizimle voleybol oynardı.Tom used to play volleyball with us.
Bu öğleden sonra benimle tenis oynamak ister misin?Do you want to play tennis with me this afternoon?
Bu öğleden sonra canın tenis oynamak istiyor mu?Do you feel like playing tennis this afternoon?
Kartlarını iyi oynar.She plays her cards well.
Siz ikiniz hiç birlikte tenis oynar mısınız?Do you two ever play tennis together?
Tenis oynamak aklımı işlerden uzaklaştırdı.Playing tennis took my mind off things.
Tom Mary'nin neden diğer çocuklarla dışarıda oynayamadığını merak ediyordu.Tom wondered why Mary wasn't able to play outside with the other kids.
Tom harika bir oyun oynadı.Tom played a great game.
Bu oyunu oynamaktan usandım.I'm tired of playing this game.
Bir oyun oynayalım.Let's play a game.
Bir oyun oynayacağım.We're going to play a game.
Bu öğleden sonra tenis oynamak istemiyorum.I don't want to play tennis this afternoon.
Baban futbol oynamanı istiyor.Your dad wants you to play soccer.
Bizimle oynamak ister misin?Do you want to play with us?
Satranç oyunu oynamak ister misin?Do you want to play a game of chess?
Onların tenis oynadığını gördüm.I saw them play tennis.
Onun tenis oynadığını gördüm.I saw him play tennis.
Tom Mary ile bir bahis oynadı.Tom made a bet with Mary.
Tom köpeğiyle oynadı.Tom played with his dog.
Mary çatalını tabağındaki yemekle oynamak için kullandı.Mary used her fork to play with the food on her plate.
Tom çatalıyla tabağındaki yemekle oynadı.Tom played with the food on his plate with his fork.
Yağmur yağıyor, bu yüzden çocuklar bahçede oynamıyorlar.It's raining, so the kids aren't playing in the yard.
Tom dün bizimle tenis oynamak istemedi.Tom didn't want to play tennis with us yesterday.
Dün Tom'la tenis oynadım.I played tennis with Tom yesterday.
Tom istediği kadar sık tenis oynamaz.Tom doesn't play tennis as often as he'd like to.
Tom her gün okuldan sonra futbol oynar.Tom plays football every day after school.
Tom okuldan sonra genellikle tenis oynar.Tom often plays tennis after school.
Tom'un Çin dominosu oynamayı bildiği çok uzak ihtimal.It's very unlikely Tom knows how to play mahjong.
Nasıl golf oynanılacağını bana öğretebilir misin?Can you teach me how to play golf?
Tom ve Mary her öğleden sonra birlikte tenis oynar.Tom and Mary play tennis together every afternoon.
Basketbol oynar mısın?Do you play basketball?
Hangi oyunları oynamak istersin?What games do you like to play?
Başkanın adamları ipten alacak gücü vardı, bir kalem oynatmaya bakardı iş.The President had the power to save the men from execution at the stroke of a pen.
Tom tenis oynamayı bildiğini söyledi fakat oynamayı sevmiyor.Tom said he knows how to play tennis, but he doesn't like to.
Son 10 saniyeyi tekrar oynat.Replay the last 10 seconds.
Hadi oynayalım!Let's play!
Bingo büyük annelerin oynadığı bir şey.Bingo is something that grandmothers play.
Elbiselerimizi çıkarıp sokakta oynadık.We took our clothes off and played in the street.
Ben World of Warcraft oynamayı severim.I love playing World of Warcraft.
Hangi oyunu oynamayı tercih edersin, Call of Duty mi yoksa Battlefield mı?Which game do you prefer playing, Call of Duty or Battlefield?
Oynamayı bitir ve sonra çalışacağız.Finish playing and then we'll study.
O oyunu tekrar oynadın mı?Have you played that game again?
Amerikan kolonizasyonu hakkında bir oyun oynadım.I played a game about American colonization.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod