Avusturya, Avustralya'ya karşı oynadı.Austria played against Australia.
Dün gerçekten tenis oynamak istedim fakat bir iş çıktı.I really wanted to play tennis yesterday, but something came up.
Çocuklar heyecanla çamurda oynadılar.The children played in the mud with enthusiasm.
Tom Mary'ye nasıl briç oynanacağını öğretmeye çalıştı.Tom tried to teach Mary how to play bridge.
Tom bir profesyonel gibi beyzbol oynar.Tom plays baseball like a pro.
Tom'un kibritlerle oynamayacak kadar aklı var.Tom knows better than to play with matches.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Kartlarını doğru oynarsan, Tom seni partisine davet edebilir.Play your cards right and Tom might invite you to his party.
Okuldan sonra tenis oynarım.I play tennis after school.
Biz okuldan sonra sıklıkla satranç oynarız.We often play chess after school.
Biz sadece doktorculuk oynadık.We just played doctor.
Tom'un tenis oynamayı seven bir kız kardeşi var.Tom has a sister who likes to play tennis.
Aktör yarım saatten az süre içinde beş tane karakter oynayacak.The actor will play five characters in less than half an hour.
Seninle tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis with you.
Defol! Burada oynama!Get out! Don't play here!
Bileğimi burktuğum için oynamayacağım.I won't play because I've twisted my ankle.
Bu oyunu oynamak için yirmi tane zara ihtiyacımız var.We'll need twenty dice to play this game.
Biz daha iyi oynadık.We played better.
Duygularınla oynamıyorum.I'm not playing with your feelings.
Gontran sık sık Nîmes'in sokaklarında Olga ile oynadı.Gontran often played with Olga in the streets of Nîmes.
Pazar günleri tenis oynamak ister misiniz?Would you like to play tennis on Sundays?
Facebook, Arap Baharı'nda önemli bir rol oynadı mı?Did Facebook play a major role in the Arab Spring?
Başkalarının duyguları ile oynamak yanlıştır.Playing with other's feelings is wrong.
Kreps, zar ile oynanan bir şans oyunudur.Craps is a game of chance played with dice.
Neredeyse hiçbir kız video oyunları oynamaz.Almost no girls play video games.
O, kart oynamayı sever.He likes to play cards.
Tom ve Mary bir Rus ruleti oyunu oynadı.Tom and Mary played a game of Russian roulette.
Tom yorgun olduğu için yakar top oynamak istemedi.Tom didn't want to play dodge ball because he was tired.
Tom iyi hissetmediği için yakar top oynamamaya karar verdi.Tom decided not to play dodge ball because he wasn't feeling well.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Geçen hafta bilgisayara karşı ilginç bir satranç oynadım.I played an interesting game of chess against the computer last week.
Yarın golf oynamaya ne dersin?How about playing golf tomorrow?
Biz oynadık ve güldük.We played and laughed.
Satranç oynamayı severim.I enjoy playing chess.
Gece boyunca oynamaya devam edecek misin?Will you keep playing all night long?
Tüm gün boyunca oynayıp duracak mısın?Will you keep playing all day long?
Kız kardeşim oyuncak bebeklerle oynar.My sister plays with dolls.
Nasıl oynayacağını sana öğretebilirim.I can teach you how to play.
O poker oynamayı biliyor.He knows how to play poker.
Gençken o nehrin yakınında oynardım.When I was young, I would play near that river.
O ne zaman tenis oynar.When does he play tennis?
O ne zaman tenis oynar?When does she play tennis?
Onlar ne zaman futbol oynar?When do they play soccer?
Tom, Mary'nin diğer çocuklarla oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play with the other children.
Bütün günü çocuklarımla oynayarak geçirdim.I spent the whole day playing with my kids.
Oyunlar oynamaktan bıktım.I'm tired of playing games.
Ailemin gururuyla oynadım.I have dishonored my family.
Eğer iskambil kağıdımız yoksa poker oynayamayız.We can't play poker if we don't have any cards.
Bir satranç oyunu oynamak isteyebileceğini düşündüm.I thought you might want to play a game of chess.
Bu oyunu yine oynayalım.Let's play this game again.
Poker oynayalım.Let's play poker.
Evcilik oynayalım.Let's play house.
Dart oynayalım.Let's play darts.
Sizler bir oyun oynamak istiyor musunuz?Do you guys want to play a game?
Dama oynamak istemiyorum.I don't want to play checkers.
Seninle oynamamı annem istemiyor.My mom doesn't want me to play with you.
Tom'la oynamak istemiyorum.I don't want to play with Tom.
Kedimle oynarım.I play with my cat.
Onlar tüm öğleden sonra spor yapıyorlardı. Etienne çok iyi oynadı.They were playing sports all afternoon. Etienne played very well.