Tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis.
Bana nasıl satranç oynayacağımı öğretir misin?Will you teach me how to play chess?
Sana satranç oynamayı öğreteceğim.I will teach you to play chess.
Ben sana santranç oynamayı öğreteceğim.I will teach you to play chess.
Beyzbol oynamak eğlencelidir.It is fun to play baseball.
Oyun nasıl oynanır bana anlat.Tell me how to play the game.
Bu odada oynama.Don't play in this room.
Olivier, Hamlet rolünü oynadı.Olivier acted the part of Hamlet.
Bazı çocuklar sürekli video oyunu oynar.Some children play video games all the time.
Sen kumar oynamayı sevmezsin, değil mi?You don't like gambling, do you?
Orada oynayan çocuğa sorabilirsin.You can ask the child who's playing over there.
Yarın yağmur yağarsa golf oynamayacağım.If it should rain tomorrow, I won't play golf.
Sert oynamanın bir faydası yok.It's no use playing tough.
Gelecek Cumartesi tenis oynamaya ne dersin.How about playing tennis next Saturday?
Dün gece kart oynadım.We played cards last night.
Ben futbol oynadım ve kız kardeşim tenis oynadı.I played football and my sister played tennis.
Tenis oynamak için iyi havadan yararlandık.We took advantage of the good weather to play tennis.
Dün beyzbol oynadık.We played a baseball game yesterday.
Biz dün tenis oynadık.We played tennis yesterday.
Dün basketbol oynadık.We played basketball yesterday.
Dün gece satranç oynarken eğlendik.We enjoyed playing chess last night.
Benim bir CD oynatıcım yok ama yine de CD'yi satın aldım.I don't have a CD player, but I bought the CD anyway.
Tom'un tenis oynadığını gördüm.I saw Tom play tennis.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis as well as Tom.
Ben dün ilk defa tenis oynadım.I played tennis yesterday for the first time.
Yıllar önce golf oynamaya başladım.I began playing golf years ago.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Yarın futbol oynayacağım.I am going to play soccer tomorrow.
Yarın tenis oynayacağım.I am going to play tennis tomorrow.
Biz pazar günü oynarız.We play on Sunday.
Onların Beyzbol oynamasını izledik.We watched them play baseball.
Yarın golf oynamak için bir rezervasyon yaptırmak istiyorum.I'd like to make a reservation to play golf tomorrow.
Yüzmeyi ve basketbol oynamayı severim.I like swimming and playing basketball.
Yüzmeye gitmektense futbol oynamayı tercih ederim.I'd rather play football than go swimming.
Şimdilik onunla oynamalısın.You should play along with him for the time being.
Onun golf oynamada iyi olduğu doğrudur.It is true that he is good at playing golf.
Golf oynamayı bilmiyor.He doesn't know how to play golf.
O, futbol oynarken kolunu kırdı.He got his arm broken while he was playing soccer.
O futbol oynar.He plays soccer.
O, futbol oynamayı sever.He likes playing soccer.
O, Hamlet rolünü oynadı.He played the part of Hamlet.
O, kozunu oynadı.He played his trump card.
O hafta sonlarında golf oynar.He plays golf on weekends.
O, beyzbol oynamaz.He does not play baseball.
O beyzbol oynayabilir.He can play baseball.
Beyzbol oynamakta çok iyidir.He's very good at playing baseball.
O, beyzbol oynamaktan zevk aldı.He enjoyed playing baseball.
O, çocuklarla oynamaktan çok büyük zevk alıyor gibi görünüyor.She seems to take immense pleasure in playing with children.
O bu projede önemli bir rol oynadı.She played an important part in this project.
O, nasıl golf oynanacağını bilmiyor.She doesn't know how to play golf.
Kadınların özgürlüğü hareketinde bir rol oynadı.She played a part in the women's lib movement.
Babam Pazar sabahı golf oynadı.My father played golf on the Sunday morning.
Baba pazar günü çoğunlukla golf oynar.Father mostly plays golf on Sunday.
Okuldan sonra neredeyse her zaman beyzbol oynarım.I almost always play baseball after school.
Bir arkadaş, yarın evimizde oynamak için geliyor.A friend comes to play at our house tomorrow.
Ben arkadaşım ile bir tenis maçı oynadım fakat kaybettim.I played a match of tennis with my friend, but lost.
Grip onun golf oynamasını engelledi.The flu prevented him from playing golf.
Sonuç olarak yağışlı günlerde içeride top oynarız.As a result, we play ball inside on rainy days.
Yumi tenis oynamak için parka gitti.Yumi went to the park to play tennis.
Dersten sonra sık sık futbol oynarım.I often play soccer after class.