Ana içeriğe geç
Sözlük

oyalanma ile cümle

oyalanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Eve dönerken oyalanma.Don't fool around on your way home.
Okuldan sonra çok fazla oyalanmayın.Don't play around too much after school.
Oyalanmayı bırakmalıyım.I should stop procrastinating.
Etrafta oyalanmayı bırak!Stop fooling around!
Eve dönerken oyalanmayın.Don't play around on your way back home.
Eve giderken oyalanma.Don't play around on your way home.
Oyalanmayı bırak da sana ne dediysem onu yap.Stop stalling and do what I told you.
Oyalanmaktan vazgeçmeliyim.I must stop procrastinating.
Ben bir oyalanma istiyorum.I want a distraction.
Tom burada oyalanmamı istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want me hanging around here.
İstemiyorsan oyalanmak zorunda değilsin.You don't have to hang around if you don't want to.
Oyalanmayı bırak.Stop playing around.
Bir süre oyalanmak umurumda değil.I don't mind hanging around for a while.
Oyalanma ve yemeğini çabucak bitir.Don't mess around and finish your meal quickly.
Ben oyalanmak istemiyorum.I don't want to mess around.
Biraz daha oyalanmak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to stick around a little bit longer?
Eve gelirken yolda oyalanma.Don't dawdle on the way home.
Ormanda oyalanmayın; orada tehlike var.Do not tarry in the forest; there is danger there.
Fadıl bölgede oyalanmadı.Fadil didn't linger in the area.
Bu sefer oyalanmak yok.No messing around this time.
Çok oyalanma, Seninle başlayacağım.Don't linger for so long, I shall start to like you.
Suratında oldukça sakin, düz odasına gitti, belki de bir oyalanmak daha kararlıHe went straight into his room, his face quite calm--perhaps a trifle more resolute than usual.
Sadece bir oyalanmak daha fazla, ben fantezi, Watson.Just a trifle more, I fancy, Watson.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...But for some, there is no more time for dilly-dallying.
Onunla oyalanmaya başladım.I start fiddling with it.
O gece Felice'nin mektubunun sadece "eğlence ve oyalanmak" için olmadığını farkettim.That night I realized Felice's letter wasn't "just for fun" and amusement.
O oyalanmak ajite ortaya çıktı. "He appeared a trifle agitated."
Şimdi, daha fazla oyalanmadan, başlıyoruz.So, without any more stalling, here we go.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.I will hurry, and not delay, to obey your commandments.
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.As for the life of this world, it is nothing but a frolic and frivolity.
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'.The life of this world is only a sport and play.
Gerçekten dünya hayatı, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır.Verily the life of this world is no more than a sport and frivolity.
Doğrusu dünya hayatı oyun ve oyalanmadır.Verily the life of this world is no more than a sport and frivolity.
Habersiz oyalanmaktasınız.Indulging in pleasantries?
Dünya yaşayışı, ancak bir oyundan, bir oyalanmadan ibaret.As for the life of this world, it is nothing but a frolic and frivolity.
İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.Yet they are lost in doubt and play.
Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!Indulging in pleasantries?
Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.The life of this world is only a sport and play.
Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir.As for the life of this world, it is nothing but a frolic and frivolity.
Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır.diverted their hearts.
Kalpleri hep oyun ve oyalanmada.diverted their hearts.
Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.They play in doubt.
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Wir warten und tun nichts.
Bunun üzerine rahip Marino oyalanmak için elini bir kitaba uzatır.Marino fait incarcérer son collègue sous un quelconque prétexte.
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Stare all'ancora Stare a guardare senza intervenire.
Ona göre halvet, kişinin kendi nefsiyle oyalanması demektir.هو القرار الذي يأخذه الفرد كموقف تجاه نفسه.
Dünya hayatı oyun, eğlence ve oyalanmadan başka bir şey değildir.وما الحياة الدنيا إلا لعب ولهو.
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Olhemos para adiante de nós, e não para trás.
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.We gaan zo weer verder, maar we hebben geen haast.
Sadece oyalanmaktadır.De csak kamaszodik.
Oyalanmayı bırak da sana ne dediysem onu yap.Lopeta viivyttely ja tee niin kuin sanon.
Ona göre halvet, kişinin kendi nefsiyle oyalanması demektir.I dagens tale betyr det å sette noen i skyggen av seg selv.
Ona göre halvet, kişinin kendi nefsiyle oyalanması demektir.つまり、大統領本人が自分自身の意志で入力しなければならない。
Hiçbir şey üzerinde oyalanmadan aklımızı zenginleştirmeliyiz.我们可以趁其不意出击退敌。
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.我後夕惕,雖休勿休。
Hiçbir şey üzerinde oyalanmadan aklımızı zenginleştirmeliyiz.한계 없이 무한으로 커지게 만드므로 주의해야 한다.
Ticarete atılıp oyalanmak istedi.הם ילכו לשוק הפרטי וישכרו אותה.
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Šel sem naprej, ne da bi se ozrl noter.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...Ale někteří....není tu již více času na laškování.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.Ale niektórzy... nie ma więcej czasu na drobiazgi... oni nie chcą się rozglądać.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod