oy ile cümle
oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Pazar günü onunla tenis oynardım.I would play tennis with him on Sunday.
Yüzmektense tenis oynamayı tercih ederim.I would rather play tennis than swim.
Okul bittikten sonra tenis oynadım.I played tennis after school was over.
Sanırım öyle yapman gerekiyor.I think it necessary that you should do so.
Erkek kardeşimle tenis oynadım.I played tennis with my brother.
Keiko'nun okuldan sonra tenis oynadığını gördüm.I saw Keiko playing tennis after school.
Şimdi meşgulüm ve seninle oynayamam.I am busy now and can't play with you.
Şimdi voleybol oynuyorum.I am playing volleyball now.
Eskisi kadar çok tenis oynamam.I do not play tennis as much as I used to.
Şimdi futbol oynuyorum.I'm playing football now.
Herhangi birinin öyle bir şey söylediğini asla duymadım.Never have I heard anyone say a thing like that.
Önümüzdeki Pazar tenis oynayacağım.I am going to play tennis next Sunday.
Bu öğleden sonra tenis oynayacağım.I will play tennis this afternoon.
Bu öğleden sonra Naoka'yla oynayacağım.I will play with Naoko this afternoon.
Beyzbol oynuyorum.I am playing baseball.
Geçen sezon beyzbol oynamayı bıraktım.I stopped playing baseball last season.
Dün tenis oynamadım.I did not play tennis yesterday.
Dün Tony ile oynadım.I played with Tony yesterday.
Ben dün izlediğim gibi öylesine heyecan verici bir ragbi maçı görmemiştim.I had never seen such an exciting rugby match as one I saw yesterday.
Ben dün ilk defa tenis oynadım.I played tennis yesterday for the first time.
Ben dün beyzbol oyununu görmeye gittim.I went to see the baseball game yesterday.
Dün gece beyzbol oyunu izledim.I watched the baseball game last night.
Ben dün gece televizyonda bir beyzbol oyunu izlemek için iki saat harcadım.I spent two hours watching a baseball game on TV last night.
Sıkı çalışır ve sıkı oynarım.I work hard and play hard.
Beni çok sıkan onun öyküsüydü.It was his narrative that bored me to death.
Sınavı geçtim ve Tom da öyle.I passed the exam and so did Tom.
Ara sıra tenis oynarım.I play tennis once in a while.
Bazen onunla tenis oynarım.I sometimes play tennis with her.
Öyle bir şeyi yapabilip yapamayacağımı merak ettim.I wondered if I could do such a thing.
Sağlığımın hatırı için öyle yaptım.I did so for the sake of my health.
Gençken sık sık futbol oynardım.I often played soccer when I was young.
Gençken sık sık tenis oynardım.I often played tennis when I was young.
Gençken sık sık beyzbol oynadım.I often played baseball when I was young.
Hafta sonunda tenis oynamayı sevdim.I enjoyed playing tennis over the weekend.
Ev ödevimi yaptıktan sonra ,televizyonda beyzbol oyununu izledim.Having done my homework, I watched the baseball game on television.
Japon satrancı oynamaya düşkünüm.I'm fond of playing shogi.
Yıllar önce golf oynamaya başladım.I began playing golf years ago.
Geçen gün beyzbol oynamak için parka gittim.I went to the park to play baseball the other day.
Cumartesi günü Cyril adlı oğlan arkadaşımla bir tenis maçı oynuyor olacağım.I will be playing a tennis match on Saturday with my boyfriend Cyril.
Onu sana sır olarak söyledim, öyleyse niçin Jane'e ondan bahsettin?I told you that in confidence, so why did you tell Jane about it?
Pazar günü parkta tenis oynarım.I play tennis in the park on Sunday.
Ben onun öyle söyleyişini hatırlıyorum.I recollect his saying so.
Ben onu beyzbol oynarken gördüm.I saw him playing baseball.
Onun beyzbol oynadığını gördüm.I saw him play baseball.
Onunla sık sık tenis oynardım.I would often play tennis with him.
Onunla oynarım.I play with him.
Ben ona öyle yaptırdım..I made him do so.
Onun kapıyı açmasını istedim ama o öyle yapmadı.I asked him to open the door, but he would not do so.
Ona bir oyunda meydan okudum.I challenged him to a game.
Öyle davrandığı için onu affedemiyorum.I can't forgive him for behaving like that.
Onun arkadaşıyım ve öyle kalacağım.I am his friend and will remain so.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Oyunun kurallarını ona anlattım.I explained the rules of the game to them.
Oyunun kurallarını onlara açıkladım.I explained the rules of the game to them.
Onun oyunu kazanacağına bahse girdim.I made a bet that she would win the game.
Ona oyuncak bir kedi aldım fakat o bundan mutlu olmadı.I bought her a toy cat, but she wasn't happy with it.
Ona bir oyuncak bebek verdi.He presented her with a doll.
Ben fakirim, oysa erkek kardeşlerim çok zengin.I am poor, whereas my brothers are very rich.
Genellikle tenis oynadıktan sonra bir duş alırım, ama bugün alamadım.I usually take a shower after I play tennis, but today I couldn't.
Babam bana bir oyun verdi.My father gave me a game.