oy ile cümle
oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Hayalim bir beyzbol oyuncusu olmaktır.My dream is to be a baseball player.
Arkadaşlarımdan hiçbiri golf oynamaz.None of my friends play golf.
Arkadaşlarım tenis oynamazlar.My friends don't play tennis.
Arkadaşlarımın hepsi bilgisayar oyunlarını sever.All of my friends like computer games.
Oyunu başından sonuna kadar izledim.I watched the game from beginning to end.
Az önce tenis oynamaya başladım.I've just started playing tennis.
Dün futbol oynadım.I played soccer yesterday.
Bütün gün tenis oynuyordum.I was playing tennis all day.
Bütün yıl boyunca tenis oynarım.I play tennis all the year around.
Benim bir CD oynatıcım yok ama yine de CD'yi satın aldım.I don't have a CD player, but I bought the CD anyway.
Ann'e oyuncak bir bebek yaptım.I made Ann a doll.
Bir gün seninle tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis with you some day.
Farklı ülkelerden oyuncak bebekler toplarım.I collect dolls from different countries.
Oyuncakçı dükkanına bitişik yaşıyorum.I live next door to the toy shop.
Babamla yakalama oynadık.I played catch with my father.
Ben kart oynamak istiyorum.I want to play cards.
Bir deprem hissettiğimde, oyun oynuyordum.I was playing a game when I felt an earthquake.
Oyumu Ken'e verdim.I gave my vote to Ken.
Asla golf oynamadım.I've never played golf.
Ben futbol oynayabilirim.I can play soccer.
Futbol oynamayı severim.I like to play soccer.
Futbol oyunlarını izlemeyi severim.I love watching soccer games.
Onunla sık sık tenis oynadım.I often played tennis with her.
Judy ile tenis oynamak istiyorum.I want to play tennis with Judy.
Ben kriket oynayabilirim.I can play Chopin.
Televizyonda heyecan verici bir oyun izleyerek oturdum.I sat watching an exciting game on television.
Öyle söyledim.I said so.
Öyle söylediğime pişmanım.I regret having said so.
Ben öyle düşünüyorum.I think so.
Oyunu çok heyecan verici buldum.I found the game very exciting.
Oyunu baştan sona kadar izledim.I watched the play from beginning to end.
Oyun yapması için köpeği eğittim.I trained the dog to do tricks.
Oyuna hakemlik yapmam rica edildi.I was asked to umpire the game.
Oyuna iki geçişim var.I have two passes to the game.
Öyleyse ben Paris'teyken bu oldu.It happened that I was in Paris then.
Ben onu öyle kısa bir sürede yapamam.I cannot do it in such a brief time.
Öyle kaba bir biçimde konuşulmaya alışkın değilim.I am not used to being spoken to in that rude way.
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such an unfair thing.
Ben öyle bir hikayeye inanmam.I don't believe such a story.
Ben tenis oynayabilirim.I can play tennis.
Tenis oynamaktan daha iyi yemek pişirebilirim.I can cook better than I can play tennis.
Tenis oynayan kızı tanıyorum.I know the girl playing tennis.
Tenis oynamak için parka gittim.I went to the park to play tennis.
Tenis oynadım.I played tennis.
Tenis oynarım.I play tennis.
Tenis oynayacağım.I am going to play tennis.
Tenis oynamayı göze alamam.I can't afford to play tennis.
Ben video oyunları oynarım.I play video games.
TV de basketbol oyunu izledim.I watched the basketball game on TV.
Televizyonda bir beyzbol oyunu izledim.I watched a baseball game on television.
Tom'un tenis oynadığını gördüm.I saw Tom play tennis.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis as well as Tom.
Futbol oynarken bacağımı incittim.I had my leg hurt while playing football.
Ben futbol oynadım.I played football.
Sonuçta, kararımı verdim ve yeni video oyununu satın aldım.Finally, I made up my mind and bought the new video game.
Televizyonda sık sık gece oyunları izlerim.I often watch night games on TV.
Erkek kardeşimle oynamak istiyorum.I would play tricks on my brother.
Okuldan sonra sıklıkla tenis oynarım.I often play tennis after school.
Okuldan sonra sık sık tenis oynarım.I often play tennis after school.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.I used to play badminton, but I don't anymore.