oy ile cümle
oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O kadar ciddi olma. Bu sadece bir oyun.Don't be so serious. It's only a game.
Beyzbol oynayamayacak kadar çok karanlık.It's too dark to play baseball now.
Şimdi tenis oynanmayacak kadar çok karanlık.It's too dark to play tennis now.
İnsanlar onun gençken bir oyuncu olduğunu söylüyorlar.People say she was an actress when she was young.
O yakında oyuncaklarla oynuyor olacak.He will soon be past playing with toys.
O futbol oyuncusu dev gibidir.That football player is gigantic.
O oyuncak ahşaptan yapılmıştır.That toy is made of wood.
Bana kendiniz öyle söylediniz.You told me so yourself.
Oynamak için yalnızca bir rolün var.You have only to play a role.
Her gün ne kadar süre tenis oynarsın?How long do you play tennis every day?
Sen kumar oynamayı sevmezsin, değil mi?You don't like gambling, do you?
Bir üniversite öğrencisi iken öyle yapardın.You used to do so when you were a university student.
Seçimde kime oy verdin?Who did you vote for in the election?
Basketbolu iyi oynar mısın?Do you play basketball well?
Dün beyzbol oynadın mı?Did you play baseball yesterday?
Oyuna katıldın mı?Did you take part in the game?
Bovling oynar mısın?Do you bowl?
Ne kadar süre futbol oynadın?How long have you played soccer?
Nerede tenis oynarsın?Where do you play tennis?
Tenis oynadın mı?Did you play tennis?
Ben, iyi bir tenis oyuncusu olduğunu duyuyorum.I hear that you are a good tennis player.
Satranç oynamayı biliyor musun?Do you know how to play chess?
Satrancı nasıl oynayacağını biliyor musun?Do you know how to play chess?
Satrancın nasıl oynandığını biliyor musun?Do you know how to play chess?
Öyle korkmana gerek yok.You need not have such fear.
Öyle aceleyle gitmene gerek yok.You don't need to go in such a hurry.
Öyle söylemedin.You did not say so.
Öyle yapman sana söylendi mi?Were you told to do so?
Yakında daha iyi tenis oynayabileceksin.You will be able to play tennis better soon.
Futbol oynar mısın?Do you play soccer?
Golf oynamazsın, değil mi?You don't play golf, do you?
Ne zaman golf oynamaya başladın?When did you begin playing golf?
Senin oyununla ilgili olumlu eleştiriler gelecek basımda görünecek.A favorable review of your play will appear in the next issue.
Ben sizin gibi iyi bir oyuncu olmak istiyorum.I want to be a good player like you.
Senin oyununun ne olduğunu biliyorum.I know what your game is.
Senin öyle düşünmen doğaldır.It's natural for you to think so.
Orada oynayan çocuğa sorabilirsin.You can ask the child who's playing over there.
Yarın yağmur yağarsa golf oynamayacağım.If it should rain tomorrow, I won't play golf.
Akira tenisi iyi oynayabilir.Akira can play tennis well.
Akira iyi bir tenis oyuncusu.Akira is a good tennis player.
Akira tenis oynamada iyidir.Akira is good at playing tennis.
İrlanda oya işleriyle meşhurdur.Ireland is famous for lace.
Öyle bir adam sinirime dokunuyor.A man like that gets on my nerves.
Tekrar öyle bir şey yapma.Don't do anything like that again.
L. A. Lakers oyunu çantada keklik aldı.The L.A. Lakers have got the game in the bag.
Üç çocuk parkta oynuyordu.Three children were playing in the park.
Caddede oynayan iki çocuk vardı.There were two children playing on the street.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O, bütün gün tenis oynuyordu.He was playing tennis all day.
Dokuz oyuncu bir ekip oluşturuyor.Nine players make up a team.
Bir takım on bir oyuncudan oluşur.A team is composed of eleven players.
1970'lerin otomotiv endüstrisinde Japonya kendi oyununda ABD'yi yendi.In the automotive industry of the 1970's, Japan beat the U.S. at its own game.
İlk kez on altı yaşındayken tenis oynadım.When I was sixteen, I played tennis for the first time.
"Diye tenis oynar mı?" "Evet oynar.""Does she play tennis?" "Yes, she does."
"O haklı mı?" "Ben öyle düşünmüyorum.""Is he right?" "I don't think so."
"Yakıda iyileşecek mi?" " Öyle umuyorum.""Will he recover soon?" "I hope so."
" Onu iyi tanırım." "Ah, öyle mi? ""I know him well." "Oh, do you?"
"Ben o oyunu gördüm." "Ben de""I've seen that play." "So have I."
"Sen bir Japon öğrenci misin?" "Evet öyleyim.""Are you a Japanese student?" "Yes, I am."
"Bill Japonya'da mıydı?" "Evet, öyleydi.""Was Bill in Japan?" "Yes, he was."