Ana içeriğe geç
Sözlük

otuz ile cümle

otuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Evet on bölü otuziki ya da beş bölü onaltı. on bölü otuziki eşittir beş bölü onaltı.Sim, foi 10/32 ou 5/16. 10/32 o que equivale a 5/16.
Evet on bölü otuziki ya da beş bölü onaltı. on bölü otuziki eşittir beş bölü onaltı.Tak -- 10/32 lub inaczej 5/16. 10/32 jest równe 5/16.
Evet on bölü otuziki ya da beş bölü onaltı. on bölü otuziki eşittir beş bölü onaltı.Да, тя беше 10/32, или 5/16. 10/32, което е равно на 5/16.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.A gdy go ujrzeli Filistyni, wzięli trzydzieści towarzyszów, aby byli przy nim.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.A stalo sa, keď ho uvideli, že vzali tridsiatich z priateľov, aby boli s ním.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Cum l-au văzut, au poftit treizeci de tovarăşi, cari au stat împreună cu el.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Da de så ham, udvalgte de tredive Brudesvende til at ledsage ham.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Dès qu`on le vit, on invita trente compagnons qui se tinrent avec lui.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.E sucedeu que, quando os habitantes do lugar o viram, trouxeram trinta companheiros para estarem com ele.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.In ko ga Filistejci ugledajo, mu pridružijo trideset tovarišev, da bodo pri njem.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Když pak jej viděli tam, vybrali z sebe třidceti tovaryšů, aby byli při něm.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Ketika orang Filistin melihat dia, mereka memilih tiga puluh pemuda untuk menemani dia
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.무리가 삼손을 보고 삼십 명을 데려다가 동무를 삼아 그와 함께 하게 한지라
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.kor pedig meglátták õt a [Filiszteusok,] harmincz társat adtak mellé, hogy legyenek õ vele.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Mutta kun he näkivät hänet, valitsivat he kolmekymmentä sulhaspoikaa olemaan hänen kanssaan.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Och när de fingo se honom, skaffade de trettio bröllopssvenner, som skulle vara hos honom.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Og så snart de så ham, hentet de tretti brudesvenner; de var stadig om ham.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Quando lo ebbero visto, presero trenta compagni perché stessero con lui
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Und da sie ihn sahen, gaben sie ihm dreißig Gesellen zu, die bei ihm sein sollten.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Vừa thấy chàng , người_ta bèn mời ba_mươi gã thanh_niên để kết_bạn cùng chàng .
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Vừa thấy chàng, người ta bèn mời ba mươi gã thanh niên để kết bạn cùng chàng.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Y sucedió que cuando le vieron, trajeron a treinta compañeros para que estuviesen con él
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Και οτε ειδον αυτον, ελαβον τριακοντα συντροφους δια να ηναι μετ' αυτου.
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.30세 정도 되었을 때 "지휘자의 십계명"이라는 걸 썼는데요,
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Als junger Mann von circa 30 Jahren schrieb er etwas, das er die "Die Zehn Gebote für Dirigenten" nannte.
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Amikor fiatalember volt, úgy 30 körül, megírta, amit ő úgy hívott "A Karmesterek Tízparancsolata."
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Când era tânăr, cam de 30 de ani, a scris ceea ce a numit "Cele zece porunci pentru dirijori."
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Cuando era joven, cuando tenía unos 30, escribió lo que él llamó "Los diez mandamientos para los directores".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Když byl mladý muž, kolem třiceti, napsal, jak říkal "Desatero přikázání pro dirigenty."
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Ketika ia masih muda, kira-kira 30 tahun, dia menulis yang ia namakan... "10 Perintah bagi Dirigen"
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Kiedy był młodym człowiekiem, około trzydziestki, napisał coś co nazwał "Dziesięć przykazań dyrygenta".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.När han var ung, 30 år, skrev han "Dirigentens tio budord."
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Όταν ήταν νέος γύρω στα τριάντα, έγραψε αυτό που ονόμασε "Οι Δέκα Εντολές των Μαέστρων".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı."Десять заповедей дирижера".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.Когато бил млад, около 30-годишен, написал нещо, което нарекъл "Десетте заповеди за диригенти".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.בן בערך 30, הוא כתב את מה שכינה "עשרת הדיברות למנצחים".
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.فى حوالى الثلاثون من عمره. قام بكتابة ما سمّاه " الوصايا العشر لقائدى الأوركسترا"
Genç bir adamken, otuzlarındayken, "Orkestra Şefleri için On Emir" dediği şeyi yazdı.「指揮者の十箇条」というのを書きました その一番目は「コンサートが終わったとき汗をかいているようなら
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Cả hội chúng thấy A-rôn đã tắt hơi rồi, bèn khóc người trong ba mươi ngày.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Cả hội chúng thấy A-rôn đã tắt_hơi rồi , bèn khóc người trong ba_mươi ngày .
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.És látá az egész gyülekezet, hogy meghalt vala Áron, és siratá Áront harmincz napig Izráelnek egész háza.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.In ko je videla vsa občina, da je Aron mrtev, je jokala po njem trideset dni vsa hiša Izraelova.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Keď potom videla celá obec, že Áron zomrel, oplakávali ho tridsať dní, celý dom Izraelov.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.온 회중 곧 이스라엘 온 족속이 아론의 죽은 것을 보고 위하여 삼십 일을 애곡하였더라
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.og da hele Menigheden skønnede, at Aron var død, græd de over Aron i tredive Dage, hele Israels Hus.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Og da hele menigheten så at Aron var død, gråt hele Israels hus over Aron i tretti dager.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Quando tutta la comunità vide che Aronne era morto, tutta la casa d'Israele lo pianse per trenta giorni
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Toată adunarea a văzut că Aaron murise, şi toată casa lui Israel a plîns pe Aaron treizeci de zile.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Toen het volk op de hoogte werd gebracht van Aärons dood, rouwde het dertig dagen om hem.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Toute l`assemblée vit qu`Aaron avait expiré, et toute la maison d`Israël pleura Aaron pendant trente jours.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Und Aaron starb daselbst oben auf dem Berge. Mose aber und Eleasar stiegen herab vom Berge.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Vendo, pois, toda a congregação que Arão era morto, chorou-o toda a casa de Israel por trinta dias.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Vidouce pak všecko množství, že umřel Aron, plakali ho za třidceti dní všecken dům Izraelský.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Y al ver toda la congregación que Aarón había muerto, toda la casa de Israel hizo duelo por él durante 30 días
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.Και ειδε πασα η συναγωγη οτι ετελευτησεν ο Ααρων και επενθησαν τον Ααρων τριακοντα ημερας πας ο οικος Ισραηλ.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.И като видя цялото общество, че Аарон умря, то целият Израилев дом оплакваха Аарона за тридесет дена.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.И увидело все общество, что Аарон умер, и оплакивал Аарона весь дом Израилев тридцать дней.
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.ויראו כל העדה כי גוע אהרן ויבכו את אהרן שלשים יום כל בית ישראל׃
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.فلما رأى كل الجماعة ان هرون قد مات بكى جميع بيت اسرائيل على هرون ثلاثين يوما
Harun'un öldüğünü öğrenince bütün İsrail halkı onun için otuz gün yas tuttu.全 會 眾 、 就 是 以 色 列 全 家 、 見 亞 倫 已 經 死 了 、 便 都 為 亞 倫 哀 哭 了 三 十 天
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod