Otuz dakika geç kaldım.I'm thirty minutes late.
Tom otuz yaşında olmadığını söyledi.Tom said he wasn't thirty.
Tom benimle Mary'nin bunu yapmayacağına dair otuz dolara bahse girdi.Tom bet me thirty dollars Mary wouldn't do that.
Otuz yıl Boston'da yaşadım.I lived in Boston for thirty years.
Otuz yaşın üstünde olduğuna inanamıyorum.I can't believe you're over thirty.
Tom'un otuz yaşın altında olduğunu düşündüm.I thought Tom was under thirty.
Tom'un otuz yaşın üstünde olduğunu düşünüyordum.I thought Tom was over thirty.
Onu otuz dakika içinde yapabilir misin?Can you do that in thirty minutes?
Yakında otuz yaşına gireceğim.I'll be turning thirty soon.
Tom Mary'nin geç kalacağına dair benimle otuz dolara bahse girdi.Tom bet me thirty dollars that Mary would be late.
Gelecek ay otuz yaşında olacağım.I'll be thirty next month.
Tom bana Mary'in otuz yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was thirty.
Ne Tom ne de Mary otuz yaşındandan daha fazlaNeither Tom nor Mary is over thirty.
Tom henüz otuz yaşında değil.Tom isn't thirty yet.
Faturayı ödemek için Sami'nin otuz günü var.Sami has thirty days to pay the invoice.
Mary otuz yaşına kadar keman çalmaya başlamadı.Mary didn't start playing the violin until she was thirty year old.
Tom, Mary'nin hâlâ otuzlu yaşlarında olduğunu söyledi.Tom said that Mary was still in her thirties.
Tom buradan otuz dakikadan daha az mesafede yaşıyor.Tom lives less than thirty minutes from here.
Tom otuz dakikadır dışarıda bekliyordu.Tom was waiting outside for thirty minutes.
Bu en az otuz dolara mal olacak.It's going to cost at least thirty dollars.
Onlar fiyattan otuz dolar indirim yaptılar.They knocked thirty dollars off the price.
Yaklaşık otuz kişi ağır yaralandı.About thirty people were severely injured.
Otuz dakika içinde sana geri döneceğim.I'll come back for you in thirty minutes.
Tom otuz dakika uzaklıktan daha az mesafede yaşıyor.Tom lives less than thirty minutes away.
Tom bir saatte yaklaşık otuz dolar para kazanıyor.Tom makes about thirty dollars an hour.
Tom önümüzdeki ekim ayında otuz yaşında olacak.Tom is going to be thirty next October.
Tom otuz dakika dışarıda bekledi.Tom waited outside for thirty minutes.
Yaklaşık otuz kişi yaralandı.About thirty people have been injured.
Tom'un bu faturayı ödemek için otuz günü var.Tom has thirty days to pay this bill.
Tom Mary'nin otuz yaşından fazla olduğunu söyledi.Tom said that Mary was over thirty.
Tom otuz yaşındayken Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston when he was thirty.
Tom, Mary'nin otuz yaşında olduğunu söyledi.Tom said that Mary was thirty.
Tom'u otuz yıldan daha fazla süredir tanıyorum.I've known Tom for more than thirty years.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de otuzun üzerinde olduğunu düşünmüştüm.I thought Tom and Mary were both over thirty.
Hem Tom hem de Mary otuz yaşında.Both Tom and Mary are thirty.
Hem Tom hem de Mary hâlâ otuz yaşın altında.Both Tom and Mary are still under thirty.
Tom ve Mary ikisi de otuzlu yaşlarının başında.Tom and Mary are both in their early thirties.
Tom ve Mary otuz yılı aşkın bir süredir beraberler.Tom and Mary have been together for more than thirty years.
Tom hâlâ her akşam otuz dakika Fransızca çalışıyor.Tom still studies French every evening for thirty minutes.
Tom ve Mary ikisi de otuz yaşında, ama çok daha genç görünüyorlar.Tom and Mary are both thirty, but they look much younger.
Tom ve Mary ikisi de saatte otuz dolar para kazandıklarını söylüyorlar.Tom and Mary both say they make thirty dollars an hour.
Tom her akşam otuz dakika Fransızca çalışır.Tom studies French every evening for thirty minutes.
Tom, otuz yıldır öğretmen olarak çalışıyor.Tom has been working as a teacher for thirty years.
Tom günde en az otuz dakika Fransızca öğrenir.Tom studies French at least thirty minutes a day.
Tom'un otuz dakika içinde Mary ile buluşması gerekiyor.Tom is supposed to meet Mary in thirty minutes.
Tom otuz yaşına kadar bir baba olmadı.Tom didn't become a father until he was thirty.
Tom programdan yaklaşık otuz dakika geride.Tom is about thirty minutes behind schedule.
Tom günde yaklaşık otuz SMS gönderiyor.Tom sends about thirty text messages a day.
Tom programın yalnızca otuz dakika gerisindedir.Tom is only thirty minutes behind schedule.
Bunu yapmak yaklaşık otuz dakika sürecektir.It'll take about thirty minutes to do that.
Tom ve Mary otuz yıl önce evlendi.Tom and Mary got married thirty years ago.
Tom otuz dakika içinde ayrılacak.Tom is going to leave in thirty minutes.
Tom otuz yaşında iken baba oldu.Tom became a father when he was thirty.
Tom sadece birkaç gün içinde otuz yaşında olacak.Tom will be thirty in just a few days.
Tom'un otuz yaşında bir kız arkadaşı var.Tom has a thirty-year-old girlfriend.
Tom muhtemelen o zaman otuz yaşındaydı.Tom was probably thirty at the time.
Tom hâlâ otuz dakika uzaklıktadır.Tom is still thirty minutes away.
Tom otuz dakika içinde ayrılıyor.Tom is leaving in thirty minutes.
Tom pazartesi günü otuz yaşında olacak.Tom will be thirty on Monday.
Tom gelecek hafta otuz yaşında olacak.Tom will be thirty next week.