‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Vertel mijn dienaar David dat hij het niet moet doen!
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Ve y di a mi siervo David que así ha dicho Jehovah: '¿Me edificarás tú una casa en la que yo habite?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Иди кажи на слугата Ми Давида: Така говори Господ: Ти ли ще Ми построиш дом, в който да обитавам?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?пойди, скажи рабу Моему Давиду: так говорит Господь: ты ли построишь Мне дом для Моего обитания,
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?לך ואמרת אל עבדי אל דוד כה אמר יהוה האתה תבנה לי בית לשבתי׃
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?اذهب وقل لعبدي داود هكذا قال الرب. أأنت تبني لي بيتا لسكناي.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?你 去 告 訴 我 僕 人 大 衛 說 、 耶 和 華 如 此 說 、 你 豈 可 建 造 殿 宇 給 我 居 住 呢
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?你 去 告訴 我 僕人 大衛說 、 耶和華 如此 說 、 你 豈 可 建造 殿宇 給 我 居住 呢
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.,,Du-te şi spune robului Meu David: ,Aşa vorbeşte Domnul: ,Nu tu Îmi vei zidi o casă de locuit.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın."Gå hen og sig til min Tjener David: Så siger HERREN: Ikke du skal bygge mig det Hus, jeg skal bo i!
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.»Gå och säg till min tjänare David: Så säger HERREN: Icke du skall bygga mig det hus som jag skall bo i.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Gå og si til min tjener David: Så sier Herren: Ikke skal du bygge mig det hus jeg skal bo i.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın."Geef de volgende boodschap door aan mijn dienaar David: 'U mag voor Mij geen huis bouwen.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Gehe hin und sage David, meinem Knecht: So spricht der HERR: Du sollst mir nicht ein Haus bauen zur Wohnung.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Hãy đi nói cùng Ða - vít , tôi_tớ ta rằng : Ðức_Giê - hô-va phán như_vầy : Ngươi chớ cất đền cho ta ở ;
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Hãy đi nói cùng Ða-vít, tôi tớ ta rằng: Ðức Giê-hô-va phán như vầy: Ngươi chớ cất đền cho ta ở;
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Iď a povieš Dávidovi, môjmu služobníkovi: Takto hovorí Hospodin: Nie ty mi budeš staväť dom na bývanie.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Idź, a mów do Dawida, sługi mego: Tak mówi Pan: Nie ty mi będziesz budował domu do mieszkania;
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Jdi a rci Davidovi služebníku mému: Toto dí Hospodin: Ne ty stavěti mi budeš dům k bydlení,
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.가서 내 종 다윗에게 말하기를 여호와의 말씀이 너는 나의 거할 집을 건축하지 말라
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Menj el, és mondd meg az én szolgámnak, Dávidnak: Ezt mondja az Úr: Ne te építs nékem házat lakásul;
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Pojdi in reci hlapcu mojemu Davidu: Tako pravi GOSPOD: Ne boš mi ti gradil hiše, da prebivam v njej.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.«Và a riferire a Davide mio servo: Dice il Signore: Tu non mi costruirai la casa per la mia dimora
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Vai e dize a Davi, meu servo: Assim diz o Senhor: Tu não me edificarás casa para eu habitar;
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.Иди, кажи на слугата Ми Давида: Така говори Господ: Ти няма да Ми построиш дом, в който да обитавам,
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.пойди и скажи рабу Моему Давиду: так говорит Господь: не ты построишь Мне дом для обитания,
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.לך ואמרת אל דויד עבדי כה אמר יהוה לא אתה תבנה לי הבית לשבת׃
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.اذهب وقل لداود عبدي هكذا قال الرب. انت لا تبني لي بيتا للسكنى.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.你 去 告 訴 我 僕 人 大 衛 說 、 耶 和 華 如 此 說 、 你 不 可 建 造 殿 宇 給 我 居 住
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana tapınak yapmayacaksın.你 去 告訴 我 僕人 大衛說 、 耶和華 如此 說 、 你 不 可 建造 殿宇 給 我 居住
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Bol to komplikovaný zákon.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Była skomplikowanym prawem, z wieloma ruchomymi elementami.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.C'était une mesure législative complexe, beaucoup de pièces mobiles.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Das war ein kompliziertes Gebilde der Legislatur, viele bewegliche Teile.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Det var et kompliceret stykke lovgivning, med mange bevægende dele.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Det var ett komplicerat lagförslag med många rörliga delar.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.DMCAという法律の要旨は
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Era o bucată complicată de legislaţie, cu o mulţime de părţi mobile,
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Era uma legislação complicada, com muitas partes confusas.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Era una legislación complicada, con muchos resortes legales.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Era una norma di legge complicata, molte parti mobili.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Ez egy komplikált szabályrendszer volt, sok mozgó résszel.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Het was een ingewikkeld stuk, vol losse eindjes.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Itu merupakan bagian rumit dari undang-undang, banyak bagian yang bergerak.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.이 법안의 내용은 꽤 복잡하지만
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Ήταν ένα περίπλοκο κομμάτι νομοθεσίας, με πολλά κινούμενα μέρη.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Сложна система от закони, с много подвижни части.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Це був важкий закон для прийняття із багатьма невстановленими моментами.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.Это был сложный закон с множеством составных частей.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.זו היתה חתיכת חקיקה מסובכת, המון דברים משתנים.
Karmaşık ve tam yerine oturmamış bir kanun düzenlemesi.لقد كان قانون معقدا، بأجزاء متحركة كثيرة.
Oturacak yer yok ki, bana oturmamı söylüyorsun.Il n'y a pas d'endroit où s'asseoir. Où veux-tu que je m'asseye ?
Oturacak yer yok ki, bana oturmamı söylüyorsun.Nincs hová leülni. Mit akar, hová üljek?
Oturacak yer yok ki, bana oturmamı söylüyorsun.Που υπάρχει θέση να καθίσεις και μου ζητάς να κάτσω κάτω;
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun kiI poznałem też pilota, ponieważ pozwalali mi siedzieć na dodatkowym rozkładanym siedzeniu.
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun ki그들은 보통 저를 점프시트에 앉게 해줬었는데 이건 꽤나 오래된 이야기입니다.
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun kiΚαι ο πιλότος, που βασικά τον ήξερα -- επειδή με αφήναν να κάθομαι μπροστά, για να καταλάβετε πόσο παλιά ήταν.
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun kiАз всъщност познавах пилота -- защото ми позволяваха да сядам на мястото на стюардесите.
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun kiוהטייס, שאותו הכרתי, כי הם נהגו לתת לי לשבת בכסא המפלט, כדי להסביר לכם כמה זמן עבר מאז.
Tanıdığım bir pilot açılır kapanır koltuğa oturmama izin verirdi yolculuk o kadar uzun kiこれがどれくらい前の写真か物語っていますよね これはトライスター機で、ナターシャは実際補助イスに座らせてもらいました