Ana içeriğe geç
Sözlük

oturmak ile cümle

oturmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dizinin yönetmen koltuğunda Ömer Uğur oturmaktadır.Direktørens plads er på denne tribune.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.De skulle ikke yde noget mod at bo på fattighuset.
Daron Malakian California Glendale'de oturmaktadır.Malakian bor nu i et hjem for sig selv i Glendale, Californien.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Præsidenten af det islamiske trossamfund i Østrig, Anas Schakfeh, har ligeledes sit sæde i Wien.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)Callahan bor nå i Austin i Texas.
Ev sahibi kapıya en yakın oturur, büyüklerin yukarısına oturmak son derece ayıptır.Formannsboligene rundt Torvet er de best bevarte i området.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.I Karasjok sto bare kirken igjen.
Çift otomobilin içinde oturmaktayken, ikinci bir araç yanlarına park etti.Mens paret satt i Ferrins bil, kom en annen bil inn på plassen og parkerte bak dem.
Amcası Richard, Gloucester Dükü kuzey İngiltere'de Middleham Şatosu'nda oturmakta idi.Richard dan Anne tinggal di Kastil Middleham di bagian utara Inggris.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Dia saat ini tinggal di London.
Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.Pada suatu hari Basuparicara pergi bertamasya sendirian.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?Pikirkan ini : Siapa saja yang ada dalam lingkaran itu?
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Kursi adalah sebuah perabotan rumah yang biasa digunakan sebagai tempat duduk.
Zeus: Tanrılar tanrısı Zeus, sağ tarafındaki kartal ile birlikte tahtında oturmaktadır.Dengan julukan Zeus Aitnaios, Zeus disembah di Gunung Aitna tempat sebuah patungnya berada.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Hiện tại, ông đang sống tại London.
Anne-babalar, kız çocuklarının yanında oturmaktadır.Cha mẹ về già thường ở với con gái út.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Hồn chàng bay lên trời để tìm đến Hiên Hom.
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.Họ đều chuyển đến nhà của ông Henry.
Oğulları Shaul evli bir sanatçı ve ailesiyle New York'ta oturmaktadır.Con trai họ Shaul Olmert lấy một nghệ sĩ Israel, và sống tại New York.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.長く座ることは、早期死亡の原因になることがある。
Dul teyzesi Cihan'la birlikte oturmaktadır.姉夫婦・尚也と同居している。
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.イエスはこう言い終えると天にあげられ、神の右の座についたという。
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)以降、現在までテキサス州オースティン在住。
Anlamı "yanıbaşına oturmak"tır.よっちゃばる:「寄り集まる」の意。
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.現在も同市内に在住している。
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.ふんがしげる:「踏み違える」「足をくじく」の意。
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.給料は預金しておくという事でくれなかった。
Günümüzde Langenfeld şehrinde oturmaktadır.ジェニングスは現在シアトルの都市部に住んでいる。
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.偶然にもピーターの隣の家である。
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.(虚空与混乱之子) The Guardian of the Abyss!
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.祂升了天,坐在全能天主父的右边。
Florya'da oturmaktadır.座堂位於科洛梅亞。
Zengin nüfus ağırlıklı oturmaktadır.娄机居官以安民节财为重。
Halen Gebze, Kocaeli'de oturmaktadır.教座位於卡利什。
Sağ taraflarında, çocuklara doğru uzanan ve sağ elini havaya kaldırmış bir kadın oturmaktadır.若男處胎,依母右脇,向背蹲坐。
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.그분은 하늘에 올라 성부 오른편에 앉아 계십니다.
Arabada ise sadece çarşaflı bir kadın oturmaktadır.차로 따지면 사람이 앉는 시트에 해당한다.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.그는 은행을 믿지 않기 때문에 자신의 방에 돈을 보관한다고 했다.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.또는, "(스승의) 발 아래에 앉는다 또는 하석에 앉는다" 혹은 "(스승을) 둘러싸고 앉는다"를 뜻한다.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.이 당시 로버는 또 다시 포드로 넘어간 상태였다.
"Evde oturmak out ADANA Sahne İn ..!".집에서 혼자 춤춰요”(인터뷰①)”.
Tüm Lazi kabilesinin şefi ve dolayısıyla eyaletin yöneticisi Sidere köyünde oturmaktaydı.자치주의 주 정부의 소재지이며, 시 행정부는 건당진에 위치하고 있다.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.ישו חזר השמיימה ויושב לימינו של האל.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.לעיתים עלול אירוע מוחי לגרום למוות.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.בימי הבליץ סירב לרדת למקלט.
Bu kubbeler dört paye ve duvarlar arasındaki kemerlere oturmaktadır.פסלי ארבעת המבשרים ניצבים על העמודים שבין הקשתות ובפינות המבנה.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...לדוגמה: מזון, מים או שינה.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.הֲדוֹם הוא רהיט שנועד לתמיכה ברגלי אדם, היושב על כיסא או כורסה.
Son sahnede çift karşı karşıya oturmaktadır.הזוג נראה עומד פנים אל פנים.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)כיום הוא גר באוסטין, טקסס.
Halen Gebze, Kocaeli'de oturmaktadır.בסופו של דבר, התיישב בגואטמלה.
Şu anda mahallede sadece 70 aile oturmaktadır.כיום מתגוררות במקום כ-70 משפחות.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?И оттогава: къде ще се срещнат?
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Столът е вид мебел, предназначена за сядане.
Küçük bir evde 5 kardeş, ve bir büyük anne ile oturmaktaydılar.Като дете живял в малка стая заедно с петимата си братя и сестри.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Седалището е пак в Стежерово.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Понастоящем живее в Лондон.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Той седи на масата на младоженците.
Svastika, şekli ile hayali bir kare formun içine oturmaktadır.При това истина, мечта и фантазия се преплитат в сложна мозайка.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.Днес се помещава в централната част на града.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod