Ana içeriğe geç
Sözlük

oturmak ile cümle

oturmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Arka koltukta oturmaktadır.Бронирана отзад седалка на пилота.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.В името на дълга той винаги може да умре.
Balat'ta oturmaktadir.Опакова се в бали.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Isus je uzašao na nebo, gdje sjedi s desna Bogu Ocu.
Kokpiti bulduklarında, yaralı şekilde hala yerinde oturmakta olan pilotu bulurlar.Unutra pronalaze pilota koji još uvijek sjedi u svojoj stolici.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Igračka je predmet koje se koristi za igranje.
Sivri burunlu bir köpek kadının solunda oturmakta ve başını kaldırıp kadına bakmaktadır.Glava mu je nagnuta naprijed i naslonjena na ženinu glavu, a rukom obgrljuje njezin vrat i glavu.
İsa tam ortada oturmaktadır.Isus je to sve ispunio.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.A vystúpil do neba, sedí po pravici Otca.
Böylece, oyunun başlangıcında Beyaz Şah e1 karesinde, Siyah Şah ta e8 karesinde oturmaktadır.Na začiatku hry v klasickej šachovej hre stojí biely kráľ na poli e1 a čierny na poli e8.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)V súčasnosti žije v Austine v Texase.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Momentálne žije v Londýne.
Kanada'nın New Brunswick eyaletinin Saint John şehrinde oturmaktaydı.Pôvodne malo MS hostiť kanadské mesto Saint John v provincii New Brunswick.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Tak ako pitie čaju, pištoľ, pichánie,...”
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.Pochádza z amharčiny a znamená „zbavenie koreňov“, „odtrhnutie“, prípadne „cudzinci–nájazdníci“.
5. yüzyılın sonunda, daha düşük iki sınıf Senato'da oturmaktan tamamen men edildi.Na koncu 5. stoletja so spodnji dve skupini senatorjev popolnoma izključili iz senata.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Bor se je odpravil zopet na grad.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Trenutno živi v Londonu.
Telefon hattı verilmiştir Aileler birlikte oturmaktadır.Redovi se naprej delijo v družine.
Eşikte oturmak, eşikte konuşmak iyi sayılmaz, bunun nedeni ruhun orada olmasıdır.Torej ni pravilno reči duša je v nas, pač pa duša deluje v nas.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.Na tem kipu je upodobljen kot gol otrok.
Ayrıca Zaporojye vilayetinin de bir köyünde ve de Mariupol şehrinde oturmaktalar.Leži v naselju Šober in v občini Maribor.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.Šiame mieste ir dabar gyvena.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Kėdė – baldas, skirtas atsisėsti.
Şu anda mahallede sadece 70 aile oturmaktadır.Šiuo metu kaime yra apie 70 namų.
Türkler genellikle köylerde oturmaktadır.Kaimą dažnai lanko turistai.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Įteikė Austrijos prezidentas Heinz Fisher.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.Vėmimas kartais tampa mirties priežastimi.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Praegu elab ta Londonis Inglismaal.
Küçük bir evde 5 kardeş, ve bir büyük anne ile oturmaktaydılar.Kokku kasvas perekonnas viis venda ja kolm õde.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Eestisse saabus õhtul ametlikule visiidile Austria president Heinz Fischer.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.의자 2에 앉을 수 있는 사람은 6명이 남아있을 것입니다.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 lidí může být usazeno na židli číslo 2.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 mensen zijn over om op stoel 2 te gaan zitten.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 personas van a poder sentarse en la silla #2.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 personer finns kvar som kan sitta i stol 2.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 pessoas vão ser deixadas para sentar na cadeira dois.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 души остава да заемат стол номер две.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.Donc il reste 6 personne pour s'assoir sur la chaise 2
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.Restano 6 persone a potersi sedere sulla sedia 2.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.Zostaje 6 osób mogących usiąść na drugim krześle.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.Останется 6 человек, чтобы сесть в кресло №2.
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.ستة اشخاص تبقو لكي يجلسو على الكرسي رقم اثنان
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.そして勿論、2人がすでに座っていたとしたら、
90'lý yýllarda, Berners-Lee 20.Yüzyýl'ýn en karlý icatlarýndan birinin üzerinde oturmaktaydý.20世紀最も富をもたらす発明の1つを産み育てたが、 しかしWWWの発明から利益を得る代わりに、 彼は自由に使えるようにした。
90'lý yýllarda, Berners-Lee 20.Yüzyýl'ýn en karlý icatlarýndan birinin üzerinde oturmaktaydý.Dans les années 1990, Berners-Lee était assis sur l'une des inventions les plus lucratives du 20e siècle.
90'lý yýllarda, Berners-Lee 20.Yüzyýl'ýn en karlý icatlarýndan birinin üzerinde oturmaktaydý.In den 1990ern, hat Berners-Lee wohl auf einer der lukrativsten Erfindungen des 20sten Jahrhunderts gesessen.
90'lý yýllarda, Berners-Lee 20.Yüzyýl'ýn en karlý icatlarýndan birinin üzerinde oturmaktaydý.في تسعينيات القرن العشرين (1990) كان بيرنرز لي يعمل على ما يمكن القول أنه أكثر المشاريع ربحية في القرن العشرين
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale člověk, co před tou zdí seděl, zabránil radiaci proniknout až ke kameni.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale osoba, ktorá sedela na prvom schode, zabránila tomu, aby lúče zasiahli kameň.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale osoba, która siedziała na schodku przed budynkiem zatrzymała promieniowanie.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ampak na stopnici pred njim je oseba, ki je tam sedela, preprečila žarkom, da bi zadeli zid.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Dar pe treaptă, în faţă, cineva care stătea acolo a blocat razele să nu lovească piatra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.De a lépcsőjén, egy ember ült ott, és megakadályozta, hogy a sugarak elérjék a követ.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.하지만 앞의 계단에는 거기에 앉아 있던 사람이 계단에 오는 광선을 차단한 흔적이 있어요
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Maar op het trapje ervoor, zat iemand die de stenen afschermde van de stralen.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Mais juste devant, quelqu'un qui était assis là empêcha les rayons d'atteindre la pierre.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Mas nos degraus, estava uma pessoa sentada que impediu a radiação de atingir a pedra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ma una persona che era seduta sul gradino davanti impedì ai raggi di colpire la pietra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Men på det første trin, en person sad der blokerede strålerne fra at ramme stenen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod