Ana içeriğe geç
Sözlük

oturmak ile cümle

oturmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yüzden, Old Gold sigarası kullanan ve salyangozu olan adam üçüncü evde oturmaktadır.Значит, человек, который курит Old Gold и разводит улиток, живёт в третьем доме.
Zor olan, o fikirle oturmak, onu geliştirmek, başka fikirlerle tutarlı bir şekilde birleştirmek.Самое сложное — культивировать эту идею, развивать её и последовательно объединять с другими замыслами.
Peki ikinci sıradaki, mavi renkli, at olan ve Chesterfields sigarası kullanılan evde kim oturmaktadır?Какой национальности человек, живущий во втором, синем доме, предпочитающий Chesterfield и держащий лошадь?
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.В этом же городе проживает в настоящее время.
Pekala, Old Gold sigarası içen ve bir salyangozu olan adam nerede oturmaktadır?Итак, где живёт человек, который курит Old Gold и разводит улиток?
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Ақаҩба) — абхазская фамилия.
Kırmızı değildir çünkü orada İngiliz oturmaktadır (2).Не красный, потому что там живёт англичанин (2).
Olorbuttâğar ülelêbit orduk = Çalışmak oturmaktan daha iyi(dir).Безусловно, верующий невольник лучше язычника, даже если он понравился вам.
Her selamdan sonra biraz oturmak sünnettir.После обеда все чувствуют себя чуточку лучше.
Günümüzde sanatçının ailesi halen Dallas'ta oturmaktadır.В настоящее время музыкант проживает в Далласе.
Sağ taraflarında, çocuklara doğru uzanan ve sağ elini havaya kaldırmış bir kadın oturmaktadır.Справа от детей полулежит женщина и наклоняется к ним, подняв правую руку.
Norveçli olamaz çünkü o birinci sıradaki evde oturmaktadır (10).Это не норвежец — он живёт в первом доме (10).
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.Работать охранником в кафе он больше не хотел.
Bu kubbeler dört paye ve duvarlar arasındaki kemerlere oturmaktadır.Эти своды опирались на четыре центральных пилона и стены.
Sıradaki sahnede Spears ve bir adam uzun bir masada karşılıklı oturmaktadır.В следующей сцене Спирс сидит за длинным столом, на другом конце которого сидит мужчина.
Bizans’ın ileri gelen kişileri burada oturmaktaymış.За нами идут «новые византийцы».
Sıradan kişilerin yaklaşık üçte ikisi manastır duvarlarında oturmaktadır.Внутри монастырских стен проживает около двух третей мирян.
Highmore Kuzey Londra'nın bir banliyösü olan Highgate'de oturmaktadır.Джулз живёт в районе Highgate Северного Лондона.
Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.الخوف من أن تترك وحدها في أي مكان.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?مثال: أجلس حيث وجدت مكانا.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.الإسهال المتواصل يمكن أن يؤدّي إلى الوفاة.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...إذا وضعنا في الحُسبان الأكل والشرب والنوم.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.وتُستخدم الصالة كغرفة للجلوس.
Daha sonra, Daryl, Rick ile birlikte oturmakta ve ondan olanlar için özür dilemektedir.Depois, Daryl fica com Rick e pede desculpas pelo que aconteceu.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Queria apenas viver, comer, dormir.
Boone Jack'e Rose ile konuşmasını önerir, Rose kimseyle konuşmadan herkesten uzakta tek başına oturmaktadır.Boone sugere que Jack fale com Rose, quem havia estado longe dos outros desde sua chega à ilha.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.Contudo não viria a sair do banco de suplentes.
Arka koltukta oturmaktadır.Nos Bastidores da Sala de Aula.
İsa tam ortada oturmaktadır.Cristo Espera Por Ti.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Mesmo que Ele foi elevado ao céu, continua a estar presente na Terra na sua Igreja.
Morrison, eşi Riad ve 7 yaşındaki oğlu Seamus ile birlikte Los Angeles’ta oturmaktadır.Morrison woont samen met zijn vrouw Riad en zijn zoon Seamus (geboren in 1999) in Los Angeles.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Hij is opgevaren ten hemel: zit aan de rechterhand van de Vader.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.In De kleine reliekdrager buigt een tengere, geknielde, naakte jongen het hoofd.
100 Haneli bir köy olup toplam 720 kişi oturmaktadır.De plaats maakt deel uit van de gemeente Dębe Wielkie en telt 720 inwoners.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Dit zijn dingen als eten, drinken en slapen.
İsa tam ortada oturmaktadır.Christus staat centraal.
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.Thomas zit Henry achterna door het gebouw.
Bu hof içinde bulunan evlerin tamamında Avusturya vatandaşları ya da zengi aileler oturmaktadır.In elke gemeente die zich toen heeft opgegeven, staan een of meer Oostenrijkse woningen.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.Bij het kabelskiën wordt er staande gestart, of zittend vanaf een helling.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Tegenwoordig woont hij in Londen.
Oturmak istiyorsan öyleyse git ve otur.Als je wilt zitten, ga je gang en ga zitten.
Oğulları Shaul evli bir sanatçı ve ailesiyle New York'ta oturmaktadır.Syn Shaul ożenił się z izraelską artystką i mieszka w Nowym Jorku.
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Al-Ba’adż (arab.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Pod nim siedziała przy stole panna młoda.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Keke znowu musiał przenieść się gdzie indziej.
Hukuk tamamen medeni yasalar çerçevesine oturmaktadır.Terminy oblicza się według prawa cywilnego.
İglonun içinde, uyumak ve oturmak üzere yapılan yüksekçe bir yer de bulunur.Natomiast w norach, w których śpią, zimują i wypoczywają panuje stosunkowo wysoka wilgotność.
Bu bakımdan Keloğlan masallarının zıtlık temeli üzerine oturmaktadır.Jednakże w znacznym stopniu te motywujące wizje stoją na fundamentach z piasku...
Büyükşehirlerde yaşayanların yarısından azı kendi evinde oturmaktadır.W położonych po sąsiedzku czterech wsiach mieszka połowa mieszkańców gminy.
Küçük bir evde 5 kardeş, ve bir büyük anne ile oturmaktaydılar.Udałem się tam i zauważyłem 5 dzieci w towarzystwie pielęgniarki.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.Idzie spokojnie trzymając na ramieniu kij z wiadrem wody i z nagim dzieckiem u boku.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.Längre tids exponering kan leda till döden.
Arka koltukta oturmaktadır.Baksidan av stationshuset.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.Detta hus står kvar på samma plats idag.
Doğum yeri Kanada’dır ve orada oturmaktadır.Hon föddes i Kina men bor i Kanada.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Heinz Fischer tillträder som president i Österrike.
Biraz sonra Mürebbiye, Flora ile bir göl kenarında oturmaktadır.Senare kallar miss Jessel på Flora nere vid sjön.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Stefani ses också sitta på marken och sjunga medan hon gråter.
Pekala, Old Gold sigarası içen ve bir salyangozu olan adam nerede oturmaktadır?Den som röker Old Gold äger sniglar.
Anne-babalar, kız çocuklarının yanında oturmaktadır.Är barnet i sällskap med damerna?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod