Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?ومن ثم بالطبع اذا جلس اثنان من قبل على الكراسي كم عدد الاشخاص الذين سوف يجلسون على الكرسي الثالث
Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?椅子3には、どれだけの人々が残るでしょうか? ここには、5つの可能性があるでしょう。
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Alles was ich machen muss ist mich setzen, und sie machen alles.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Az egyetlen dolog, amit tennem kell, leülni, és ők mindent megtesznek.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar."Eu só tenho de me sentar e eles fazem tudo.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Ik hoef slechts te zitten en ze doen alles voor me.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Io devo solo sedermi e loro fanno tutto il resto.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Je n'ai qu'à m'assoir, et ils font tout.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.내가 앉기만 하면 전부 다 해주니 말이야.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Nu trebuie decât să şed, iar ei fac totul.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Solo me siento y ellos hacen todo.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Tylko siadam, a oni wszystko robią.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Το μόνο που πρέπει να κάνω είναι να κάτσω και αυτοί κάνουν τα πάντα.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Все что я деляю это сесть, а они делают все за меня.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.Трябва само да седна, и те правят всичко.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.כל מה שאני צריך לעשות זה לשבת, והם יעשו כל דבר.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.كل ما علي أن أفعله هو الجلوس، و يفعلون هم كل شيء.
Tek yapmam gereken şey oturmak ve onlar herşeyi yapıyorlar.テニスボールも投げてくれるの。
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Anda tidak perlu membakar dupa, dan yang pasti Anda tidak perlu duduk di lantai.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Bạn không phải đốt nhang, và bạn chắc chắn không phải ngồi trên sàn.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Du behöver inte tända rökelse, och du behöver verkligen inte sitta på golvet.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Es bedarf keiner Räucherstäbchen und man muss auch nicht auf dem Fußboden sitzen.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Je hoeft geen wierook te branden en ook zeker niet op de grond te zitten.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.향을 피우지 않으셔도 됩니다. 당연히 바닥에 앉을 필요도 전혀 없습니다.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Man behøver ikke at tænde for noget røgelse, og man behøver i hvert fald ikke at sidde på gulvet.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Não têm de queimar nenhum incenso, e, definitivamente, não precisam de se sentar no chão.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Napotřebujeme žádné vonné tyčinky, a rozhodně nemusíte sedět na podlaze.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nemusíte páliť kadidlo a rozhodne nemusíte sedieť na zemi.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nie musicie palić kadzidełek, ani oczywiście siedzieć na podłodze.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nincs szükség füstölőpálcikákra, és elhihetik: a földön sem kell kuporogni.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Ni potrebno, da prižigate kadilo in nikakor ni potrebno, da sedite na tleh.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Non dovete bruciare incenso, e di sicuro non dovete sedervi sul pavimento.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.No tienen que quemar incienso, y definitivamente no tienen que sentarse en el piso.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nu trebuie să ardeți tămâie și chiar nu trebuie să stați așezați pe podea.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Pas besoin de faire brûler de l'encens, et vous n'avez absolument pas besoin de vous assoir sur le sol.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Δεν χρειάζεται να κάψετε θυμίαμα, ούτε να κάτσετε στο πάτωμα.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Ви не мусите розкурювати ладан, і немає жодної потреби сидіти на підлозі.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Для этого не нужны никакие благовония и совершенно не обязательно садиться на пол.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Няма нужда да палите ароматни пръчици, определено няма нужда да сядате на пода.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.אין צורך להבעיר קטורת, ובהחלט אינכם חייבים לשבת על הרצפה.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.لا يتوجب عليك حرق البخور، و بالتأكيد لا يتوجب ذلك الجلوس على الأرض.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.床の上に座る必要もないです 必要なことは1日10分間 一歩身を引いて
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)(Aplausos)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Daripada berunding dengan pengusaha -- (Tepuk tangan)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)En vez de reunirse con ugandeses-- (Aplausos)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Inkább mint ülni ugandai -- (Taps)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)우간다의.. (박수)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Místo jednání s ugandskými -- (Potlesk)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Piuttosto che stare con gli ugandesi -- (Applausi)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Plutôt que de rencontrer des entrepreneurs ougandais -- (Applaudissements)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Statt mit ugandischen - (Applaus)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış) Ugandalı girişimciler,In plaats van overleggen met Oegandese -- (Applaus) -- in plaats van overleggen met Oegandese ondernemers,
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış) Ugandalı girişimciler,Thay vì ngồi xuống bàn luận với người Uganda (Vổ tay) nói chuyện với các nhà kinh doanh Uganda,
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Zamiast zasiąść do dyskusji z ugandyjskimi... (Brawa)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Αντί να καθήσει με τους Ουγκαντιανούς -- (Χειροκροτήματα)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Вместо того, чтобы сидеть с -- (Аплодисменты)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)Ръкопляскания
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)במקום לשבת עם אוגנדה -- (מחיאות כפיים)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)بدلا من الجلوس مع اليوغنديين -- (تصفيق)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış)(拍手) ウガンダの起業家達や、