Bütün ekip, oturma odasında sıraya dizilmiştir, herkesin elinde bir silah vardır.Posádce je nařízeno zůstat u brány a u každého je provedena prohlídka kajuty kvůli nalezení zbraně.
Yedi Krallığın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht'ta oturmaya devam etmektedir.Prvním z nich je Joffrey Baratheon v Králově přístavišti sedící na Železném trůně Sedmi království Západozemí.
58.145 kişilik oturma kapasitesine sahip stadyum, Polonya'nın en büyük futbol arenasıdır.Jeho kapacita dosahuje až 58 145 míst, což z něj činí stadion s největší kapacitou v celém Polsku.
Ruskin Arms'ın üstündeki apartmanda bir kadın oturmaktadır.V Russellově bytě mají spolu sex.
Bu Opeth'in temel tarzının oturmaya başladığı dönemlere denk gelir.Již se zde projevují vlivy typické pro tvorbu Opeth.
Sandalye sadece mahkûmun oturması içindir.Stadion má místa pouze k sezení.
Hem elverişli konumu hem de oturma kapasitesi nedeniyle seçildi.Místo bylo vybráno díky své poloze.
Affedilerek yaşamının sonuna kadar Samerra'da oturmaya zorunlu tutuldu.V duchovní službě zůstal na martinickém panství po zbytek života.
Düzenli olarak mezarına gitmekte ve onun yanında oturmaktadır.Potom se vysune na její hřbet a páří se s ní.
Bu semtte sadece Sonny oturmaktadır.Jediný Sonny zůstává.
Halen yarışmanın jüri koltuğunda oturmaya devam etmektedir.Během rokování jury je soutěž zastavena.
Son sahnede çift karşı karşıya oturmaktadır.Na scénu přicházeli v předem jasných párech.
1922'den sonra orada oturmamasına rağmen, yaşamı boyunca Belçika vatandaşı olarak kaldı.Deși nu a mai domiciliat în Belgia după 1922, a rămas cetățean belgian pentru tot restul vieții.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.M-am dat jos din pat și m-am dus în sală (numai în rochia de noapte) și m-am întâlnit cu ei singură.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Heinz Fischer, Președintele Austriei.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Dulapul a rămas la biserica din Nou.
1475 - Oturma bölümlerinin inşaatı başladı.1754 - Se începe construcția reședinței guvernamentale.
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Vâlcea) de către domnitorul Matei Basarab.
Şimdi ise kenarda oturmayı tercih ediyorlar.Preferă să rămână lângă apă.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Cum se scoală - cum i-e foame, cum se culcă - cum adoarme.
Bacaklar oturma durumda olduğu gibi kırılır ve patenci buza paralel olacak şekilde geriye yatar.Picioarele se desfac, apoi se apropie cu putere ca o foarfecă până când ajung paralele.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)Trăiește în Austin, Texas, SUA.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.În prezent, el locuiește la Londra.
Birileri bizim bençte para alıp oturmamızı ve unutulmamızı bekliyor.Mă bucur că el rămâne în amintirea noastră și va sta aici.
Bu Opeth'in temel tarzının oturmaya başladığı dönemlere denk gelir.Acțiunea începe exact de unde a lăsat-o Brass Man.
Lando ile kupaların oturma yerleri tamamen kapalıdır.Tehnicile alierii cuprului și argintului sunt perfect stăpânite.
Stadyum 40,535 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. ^ "Daejeon World Cup Stadium".Stadionul are o capacitate de 4.554 de locuri pe scaune. ^ „FC Viitorul revine la Constanța!
Köy zamanla değişime uğramış ve farklı kesimlerden aileler oturmaktadır.Politica este aplicată localizat la nivel de provincie, variind într-o anumită măsură.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.Personajele sunt statice sau în mișcare, încadrate în peisaj, sau așezate pe etaje sugerând adâncimea.
Oturma odasıyla yemek odası yan yanadır.Sala de mese este lângă camera de zi.
Ne mutfakta ne de oturma odasında.Nu este nici în bucătărie, și nici în camera de zi.
1922'den sonra orada oturmamasına rağmen, yaşamı boyunca Belçika vatandaşı olarak kaldı.Annak ellenére, hogy 1922-től egyáltalán nem lakott Belgiumban, egész életében belga állampolgár maradt.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Felkeltem és kimentem a nappaliba (csak a hálóköntösömet viselve) és egyedül, és fogadtam őket.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.Ekkor határozta el, hogy nem marad a szülői házban.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?Egyszerűen annyit jelent: ki áll mögötted?
Bir akşam Lily, Nina'nın kapısını çalar ve dışarı bir yerlere oturmak için davet eder.Egy este Lily megjelenik Nina és édesanyja lakásának ajtajában és elhívja a lányt egy kis éjszakai lazításra.
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.A byte (bájt) bitek csoportja.
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.A szövegek lemásolása, akárcsak azok hangos recitációja, szent cselekedetnek minősült.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Mennybe ment és az Atya mellett a „kegyelem királyi székében" ül.
Babasının oturma odasındaki devlet işleri tartışmalarına kulak misafiri olmaktaydı.Az amerikai polgárháború kitöréséig apja műhelyében foglalatoskodott.
Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından yetersizdir.Távol eső fekvése miatt kiválóan alkalmas a nyugodt pihenésre.
Daha küçük basketbol salonu 4.050 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.A kisebb, kosárlabda csarnok 4500 férőhelyes.
Hatta Walter ayrı bir apartman dairesinde oturmaya başlamıştır.Ted kezd hozzászokni ahhoz, hogy egyedül van egy lakásban.
Arka koltukta oturmaktadır.Székhelye Poszpeliha.
Kırmızı değildir çünkü orada İngiliz oturmaktadır (2).Ez a németben nem fordul elő, mert ott a szóalakok különböznek (…).
Kupa servikse oturmalıdır.Székhelye Sarpsborgban van.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.A teremben a csapatok egy helyre ülnek.
Seninle oturmak istemiyorum.Nem akarok melléd ülni.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Tämän jälkeen hän astui taivaaseen ja istuutui Jumalan oikealle puolelle.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Istuin on istumiseen tarkoitettu väline.
2002 yılında, arena yeniden büyük bir yapılanma yaşadı ve oturma kapasitesi 11.500'e düşürüldü.Vuonna 2002 areenalle tehtiin mittava peruskorjaus, jonka yhteydessä katsojapaikkojen määrä väheni 11 500:aan.
58.145 kişilik oturma kapasitesine sahip stadyum, Polonya'nın en büyük futbol arenasıdır.Sen yleisökapasiteetti on 58 145, mikä tekee siitä Puolan suurimman jalkapalloareenan.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Penkki on monen istuttava istuin.
Doğum yeri Kanada’dır ve orada oturmaktadır.Hän syntyi Kanadassa ja asuu siellä vieläkin.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)Nykyään hän asuu Austinissa, Texasissa.
Oturma Odası: Günlük oda olarak bilinir.Ravintola tunnetaankin ”opiskelijoiden olohuoneena”.
Bu yapının alttaki oturma sıraları korunmuştur.Kunnioittakaa ohimenollanne tätä taloa.
Oturma kapasitesi: 2100.Aitiopaikkoja on 280.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Nykyisin hän asuu Lontoossa.
Anna takma bir adla Ritz'te oturmakta olup Will'i davet etmiştir.Anna asuu Ritz-hotellissa valenimellä ”Kivinen”, ja hän on pyytänyt Williä vierailulle.