Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Jonas en zijn tumor verschilden net zozeer van elkaar als jij en de persoon die naast je zit.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Jonas és a daganata annyira különbözőek voltak, mint valaki Önök közül és a mellette ülő személy.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Na verdade, o Jonas e o seu tumor eram tão diferentes um do outro como vocês e a pessoa sentada ao vosso lado.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Sebenarnya, DNA Jonas dan tumornya sama bedanya seperti DNA Anda dan orang di sebelah Anda.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Thực ra là, Jonas và khối u của nó khác với nhau như bạn và người ngồi bên cạnh bạn.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Ve skutečnosti, Jonáš a jeho nádor se od sebe odlišovali asi jako Vy a člověk sedící vedle Vás.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.W rzeczywistości, Jonas i jego nowotwór byli tak różni od siebie jak ty i osoba siedząca obok ciebie.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Ο Τζόνας και ο όγκος του ήταν τόσο διαφορετικοί μεταξύ τους όσο και εσείς με το άτομο που κάθεται δίπλα σας.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Говоря точнее Джонас и его опухоль абсолютно отличались друг от друга, как вы и те, кто сидят рядом с вами.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.למעשה, ג'ונס והגידול שלו היו שונים האחד מהשני כפי שאתם שונים מהאדם שיושב לצידכם.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.ﻓﻲ ﺍﻟﺤﻘﻴﻘﺔ ﺟﻮﻧﺍﺱ ﻭ ﻭﺭﻣﻪ ﻛﺎﻥ ﻣﺨﺘﻠﻔﺎﻥ ﻋﻦ ﺑﻌﻀﻫﻤﺎ ﻛﺈﺧﺘﻼﻓﻚ ﺍﻧﺖ ﻭﺍﻟﺠﺎﻟﺲ ﺑﺠﺎﻧﺒﻚ
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.彼にできた腫瘍は 皆さん自身と 皆さんの隣に座っている人ほど違っていました つまりジョナスの腫瘍は
Atomların yanında oturan elektron demetleri.Hay un montón de electrones flotando alrededor de los átomos de aluminio que los cedieron y que los atrean.
Atomların yanında oturan elektron demetleri.그래서 여러분은 원자들 사이에 앉아 있는 전자들의 다발을 가집니다.
Atomların yanında oturan elektron demetleri.So haben Sie eine Reihe von Elektronen in der Mitte sitzend
Ayakta duran Basit. Oturan ise kardeşi Amjad.Tady, ten stojící je Basit s ten, co sedí, je jeho bratr Amjad.
Ayrıca, burada oturanlar arasında pazarlama veya reklam işinde olan varsa intihar etsin.Ad ogni modo,se qualcuno qui è nel marketing o nella pubblicità.... ammazzatevi
Ayrıca, burada oturanlar arasında pazarlama veya reklam işinde olan varsa intihar etsin.-Förresten om någon här är från annonsering eller marknadsförings branschen... Ta livet av dig!
Ayrıca, burada oturanlar arasında pazarlama veya reklam işinde olan varsa intihar etsin.Oh iya, jika ada orang di sini bekerja di advertising atau marketing... bunuhlah dirimu ! ! !
Ayrıca, burada oturanlar arasında pazarlama veya reklam işinde olan varsa intihar etsin.por cierto definan aquí si es publicidad o marketing..
Ayrıca, burada oturanlar arasında pazarlama veya reklam işinde olan varsa intihar etsin.Ако някой тук рекламира или извършва маркетингова дейност... самоубийте се.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Also haben die, die sich bisher enthalten hatten, keinen Grund mehr, nicht mitzumachen.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Bierni obserwatorzy nie mają już powodu, aby się nie przyłączyć.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Deci aceia care înainte stăteau pe gard, acum au un motiv să nu mai stea.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Degenen die al mee wilden doen, hebben nu dus geen reden meer dat niet te doen.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.De som tidigare satt vid sidan av, har inte längre någon anledning att göra det.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Eles não se vão destacar.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Et du coup ceux qui n'avaient jusque là pas pris position, n'ont maintenant plus de raison de ne pas le faire.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok. Göze çarpmayacaklar.Tehát azoknak, akik eddig bizonytalanok voltak, most már semmi okuk erre, nem fognak kitűnni.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Jadi mereka yang hanya duduk dipinggir sebelumnya, tak punya alasan lagi.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.그래서 그 전까진 방관하고 있던 사람들도, 지금은 그럴 필요가 없는거죠.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Los que estaban en la verja antes, ahora no tienen motivo para no hacerlo.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Niinpä niillä, jotka vielä äsken istuivat aidalla, ei ole enää syytä olla liittymättä.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Perciò chi prima non prendeva posizione, ora non ha più motivo di esitare.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Så dem der sad på hegnet før, har ingen grund til ikke at være med.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Tí, ktorí predtým sedeli na plote, už nemajú na to dôvod.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Torej tisti, ki so bili prej neodločeni, sedaj za to več nimajo razloga.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Vậy nên những ai đang ngồi trước đây, không có lý do gì để không tham gia.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Αυτοί που μέχρι πρότινος στέκονταν στο περιθώριο, τώρα δεν έχουν λόγο να μη συμμετέχουν.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.А потому у тех, кто глазели, свесив ноги, больше нет препятствий.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Така че онези, които седяха на оградата преди, сега нямат никаква причина да не се присъединят.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.Ті, що досі сиділи на огорожі, тепер не мають приводу, щоб не сидіти.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.כך שלאלה ש"ישבו על הגדר" קודם, אין סיבה לא להצטרף.
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.فهؤلاء الذين كانوا يجلسون على " الحاجز الخارجي " يشاهدون لم يعد لديهم سبب لعدم الإنضمام
Az önce çitin üstünde oturanların artık katılmamak için hiçbir sebebi yok.もう目立つことはありません
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Ah! Escapai para Sião, vós que habitais com a filha de Babilônia.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Allora l'angelo che parlava con me uscì e incontrò un altro angel
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››A oto gdy on Anioł, który rozmawiał zemną, wychodził, inszy Anioł wychodził przeciwko niemu.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Da kom engelen som talte med mig, frem, og en annen engel kom imot ham.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››¡Ea, Sion! Escápate tú que habitas con la hija de Babilonia.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Hej, Sione, utekaj a tak sa zachráň, ty, ktorý bývaš u dcéry Babylona!
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Hỡi Si-ôn ở với con gái Ba-by-lôn, hè, ngươi khá trốn đi.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Hỡi_Si - ôn ở với con_gái Ba-by-lôn , hè , ngươi khá trốn đi .
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Hui, Zion, die du wohnst bei der Tochter Babel, entrinne!
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Jaj Sion! Szabadítsd ki magadat, ki Babilon leányánál lakozol.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››바벨론 성에 거하는 시온아 이제 너는 피할지니라
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Nuže, Sione, kterýž přebýváš u dcery Babylonské, vydobuď se.
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Og se, Engelen, som talte med mig, trådte frem, og en anden Engel trådte frem over for ham,
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Oh, Sion, béži, ki prebivaš pri babilonski hčeri!
‹‹Babilde oturan Siyon halkı, haydi kaçıp kurtul!››Sauve-toi, Sion, Toi qui habites chez la fille de Babylone!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
oturan ile cümle - Sayfa 9 - oturan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App