Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.Το κάνουν επειδή μπορούν να ακολουθήσουν την κομμένη άσπρη γραμμή του αυτοκινητόδρομου A92.
Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.Они делают это, потому что могут перелететь сплошную линию магистрали А92.
Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.Те успяват да намерят мястото, следвайки маркировката на магистрала А92.
Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.הם עושים את זה מכיוון שהם יכולים לעקוב אחרי הקו השבור הלבן של אוטוסטרדה A92.
Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.وهي قادرة على ذلك لانها تتبع .. الخط المتقطع .. للطريق السريع ( A92 )
Bunu yapıyorlar çünkü A92 otoyolunun kesikli beyaz yol çizgisini izleyebiliyorlar.ハイウェイ A92号線の 白線に沿って 飛んでくるのさ (笑)
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.Dit is serieel en stijf: het is net als auto's op een snelweg - alles moet ordelijk gebeuren.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.Eso es en serie y es rígido: como los coches en una autopista -- todo tiene que suceder a un ritmo prefijado.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.이것은 매우 연쇄적이고 견고합니다: 마치 고속도로 위의 차들처럼요. 모든 것이 정확히 같은 방식으로 발생하죠.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.Questo è seriale e rigido: come le macchine su una superstrada, tutto deve accadere a passo di marcia.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.To jest szeregowe i nieelastyczne: jak samochody na autostradzie -- wszystko musi przebiegać krok po kroku.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.זה טורי ונוקשה. כמו מכוניות בכביש מהיר -- הכל צריך לקרות בסדר נוקשה.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.هذا متسلسل وهو جامد : انها تشبه سيارات على الطريق السريع -- كل شيء يجب أن يحدث بدون تفكير.
Bu "seri ve katı": otoyoldaki arabalar gibi -- herşey sırayla olmalı.高速道路上の車のようです。 一方、こちらは同時進行で流動的です。
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Dat is Sureka Gundi, ze woont ook met haar gezin in de tent langs dezelfde snelweg.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Đó à Sureka Gundi; cô cũng sống cùng gia đình trong túp lều bên cùng một đường cao tốc.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Esta é Sureka Gundi. Também vive com a família na tenda ao longo da via rápida.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Ez Sureka Gundi, ő a családjával együtt ugyanabban az autópálya elválasztó sávban él egy sátorban.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.슈레카 군디 씨 역시 가족과 함께 같은 곳에 있는 텐트에 살죠.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Quella è Sureka Gundi, anche lei vive con la sua famiglia in una tenda sulla stessa strada.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.To Sureka Gundi, ze swoją rodziną. Oni też mieszkają w namiocie, przy tej samej autostradzie.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Voilà Sureka Gundi, elle vit aussi avec sa famille dans la tente le long du même terre-plein d'autoroute.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.А вот, Шурека Гунди, она также живет со своей семьей в палатке на том же шоссе.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Това е Сурека Гунди - тя също живее със семейството си в палатката край същата магистрална артерия.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.זו סורקה גונדי, היא גם גרה עם משפחתה באוהל ליד אותו כביש מהיר.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.وهذه سوريكا قوندي، وهي أيضا تسكن مع أسرتها في الخيمة بمحاذاة نفس وسط الطريق السريع.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.高速の中央分離帯に暮らしています 彼女たちは素直でとても活発です
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Dieses System wurde später durch Highways ersetzt.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.다시 철도망이 고속도로망으로 대체되었습니다.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Následovaly dálnice.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Quand ils disparurent, on passa aux autoroutes.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Siendo substituidas luego por las autopistas.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Successivamente arrivarono le autostrade.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Và đường sắt mất đi ta lại có đường cao tốc.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.Она исчезла, когда у нас появились автобаны.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.С тяхното изчезване сме минали на магистрали.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.אבל אם תסתכלו בפינה העליונה -- מערכת הכבישים --
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.ومع اختفائه, جائت الطرق السريعة.
Bu yok olunca biz de otoyollara geldik.ハイウェイシステムの曲線をみれば
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.A primeira coisa que pensei foi que os vasos sanguíneos são como autoestradas para as células cancerosas.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.A tumorsejtek a véredényeken keresztül tudnak közlekedni.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.E la prima cosa che questo mi fa pensare è che i vasi sanguigni sono come autostrade per le cellule tumorali.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.Et ma première pensée fut que les vaisseaux sanguins sont comme des autoroutes pour les cellules cancéreuses.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.우선 머리에 떠오른 것은 혈관이 암 세포의 고속도로나 다름 없다는 사실이었어요.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.Und das erste, was mir dabei auffällt, ist, dass Adern wie Schnellstraßen für Tumorzellen sind.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.Và điều đầu tiên làm tôi suy nghĩ là mạch máu là con đường của tế bào khối u.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.Waar ik bedenkingen bij heb, is dat bloedvaten als snelwegen zijn voor de tumorcellen.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.И на первый взгляд, кажется будто кровеносные сосуды, это как скоростная трасса для клеток опухоли.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.И първата мисъл, на което това ме навежда е, че кръвоносните съдове са като магистрали за раковите клетки.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.והמחשבה הראשונה שלי היא שכלי הדם הם כמו כבישים מהירים לתאים סרטניים.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.وأول ما يجعلني افكر أن هذه الاوعيه الدمويه هي بمثابة الطرق السريعه لخلايا السرطان.
Damarların, tümör hücreleri için otoyol vazifesi görmeleri beni düşündürüyor.血管は高速道路みたいなものだということです 腫瘍細胞は血管を使って移動できるので
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Carretera número 2 en el distrito de los depósitos, ¿vale?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Droga numer 2, przez magazyny, zgadza się?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Estrada número 2, passando pelo distrito dos armazéns, certo?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Strada numero 2 al distretto del deposito, giusto?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Tie numero 2 teollisuusalueen läpikö?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Väg nummer 2 genom lagerområdet, eller hur?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Vej nr. 2 gennem lagerområdet, ikke?
Depo bölgesinden geçen 2 numaralı otoyol mu?Αυτοκινητόδρομος 2, μέσα από τις αποθήκες, εντάξει;