Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Le autorità sanitarie pubbliche avevano largamente ignorato le sue parole.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Les autorités sanitaires avaient largement ignoré ce qu'il avait à dire.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Pihak berwenang kesehatan mengabaikan apa yang dia katakan.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Snovalci politike javnega zdravja so preslišali njegove argumente.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Władze opieki zdrowotnej ignorowały to co miał do powiedzenia.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Οι υγειονομικές αρχές αγνοούσαν τους ισχυρισμούς του,
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Властите за обществено здравеопазване като цяло игнорирали думите му.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.Представители общественного здравоохранения по большей части игнорировали его слова.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.שהכולרה היא בעצם מחלה נישאת במים,
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.ولقد تجاهلت سلطات الصحة العامة ما ذهب إليه تماماً.
Halk sağlığı otoriteleri onun dediklerini tamamen göz ardı ediyorlardı.彼はこれについて多く研究を行い、論文をまとめましたが
Halktan sıradan biri imajı yerine... ...otoriter bir kadın figürü koyabilirsek sorun kalmaz.Ha a feministák vagy közemberek szemében szégyenletesnek tűnik, akkor az teljes csődöt jelent.
Halktan sıradan biri imajı yerine... ...otoriter bir kadın figürü koyabilirsek sorun kalmaz.Si les féministes et les roturiers la trouvent scandaleuse, ce sera un échec total.
Halktan sıradan biri imajı yerine... ...otoriter bir kadın figürü koyabilirsek sorun kalmaz.سينتهي امرنا اذا اعطينا لشخصية مهمة, صفة شعبية, سيعطيها صورة قذرة
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Azt mondják "Kérdőjelezzük meg a tekintélyt!"
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.De siger: "Lad os anfægte autoritet"
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Dicono: "Mettiamo in discussione l'autorità".
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Ei spun: "Hai să punem sub semnul întrebării autoritatea".
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Ellos dicen, "Cuestionemos la autoridad."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.He sanovat: "Kyseenalaistetaan auktoriteetti."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Họ nói "Cần nghi ngờ chính quyền."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Ils disent, " Remettons l'autorité en question."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar."권위를 의심하자."라고 하며,
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Mereka berkata, "Mari kita persoalkan kekuasaan."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Mówią, "Nie wierzmy autorytetom."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Sie sagen, "Lasst uns Autorität in Frage stellen."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Ze zeggen: "Laten we het gezag in vraag stellen."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Zpochybňují autority.
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Λένε, "Ας αμφισβητήσουμε την εξουσία".
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Казват: "Да поставим властта под въпрос."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.Они говорят: "Давайте поставим под сомнение власть."
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.הם אומרים לא!, בואו נחגוג את הגיוון, ולא נתקבץ בקבוצות סגורות.
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar.إنهم يقولون , " دعونا نسأل السلطات . "
"Haydi otoriteyi sorgulayalım" diyorlar."個人に命の選択権を!"
Hükümetin, bakanlıkların, yerel otoritelerin ve yükseköğretim kurumlarının talebi ve EVA’nın girişimi üzerineIstituti universitari e università specializzate nella formazione degli insegnanti
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""아마도 그런 상황들 대신에 지금 우리가 처해 있는 이런 독재 상황에서 살아야만 할 것 같네요."
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""Možná je lepší tento autoritářským režimem, ve kterém žijeme, než tato druhá varianta."
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""Možno by sme mali pokračovať pod autoritárskym režimom a ten druhý scenár nechať tak."
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""Quizá deberíamos permitir estas situaciones autoritarias y no vernos inmersos en un escenario como ese".
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""Talvez devamos viver este tipo de situação autoritária em que estamos, em vez de termos o segundo cenário."
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız."Может, нам лучше жить с авторитаризмом, так, как сейчас, чем по второму сценарию".
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız."Можливо і не варто нічого міняти, натомість змиритись з існуючим режимом аніж миритись з іншим сценарієм.
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız.""אולי כדאי שנחיה עם סוג כזה של מצב דיקטטורי שאנחנו נמצאים בו, מאשר שיהיה לנו התרחיש השני."
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız."أن الأفضلَ لھم أن يتعايشوا مع ھذا الوضع المستبد عوضَ أن يعيشوا السيناريو الآخر.
"İkinci senaryoyu yaşamaktansa belki de içinde bulunduğumuz bu otoriter düzene katlanmalıyız."こうした権威的状況とうまく 付き合っていくほうがよい」と こうした反応もいけなかったのです
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Agama mengajarkan mereka untuk menerima otoritas, wahyu dan iman bukannya selalu menuntut bukti.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Det lærer dem at acceptere autoritet, åbenbaringer og tro i stedet for altid at kræve beviser.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Det lär dem att acceptera auktoritet, uppenbarelse och tro istället för att alltid kräva bevis.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Ensina-as a aceitarem a autoridade, a revelação e a fé em vez de insistirem sempre na evidência.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Het leert hen om gezag, openbaring en geloof te aanvaarden in plaats van altijd op bewijs aan te dringen.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Het leert hen om gezag te aanvaarden, openbaring en geloof in plaats van altijd te zoeken naar bewijzen.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Îi învață să accepte autoritate, revelație și credință în loc să insiste întotdeauna asupra dovezilor.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.종교는 언제나 증거를 요구하는 대신에 권위와 계시, 믿음을 수용하라고 가르칩니다.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Les enseña a aceptar la autoridad, la revelación y la fe, en lugar de a insistir siempre en la evidencia.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Li insegna ad accettare l'autorità, la rivelazione, la fede, invece di insistere sempre sulla prova.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Se opettaa heitä hyväksymään auktoriteetin, uskon ja ilmoitukset. sen sijaan että vaatisivat aina todisteita.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Sie lehrt sie, Autorität, Offenbarung und Schicksal zu akzeptieren anstelle immer einen Beweis einzufordern.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Učí ich akceptovať autority, zjavenia a vieru, namiesto stáleho trvania na dôkazoch.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Učí je, aby přijímali autoritu, zjevení, a víru, místo aby vždy vyžadovali důkaz.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Uči jih sprejemati avtoriteto, razodetje in vero, namesto da bi vztrajali pri dokazih.