otobüsün ile cümle
otobüsün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Maggie daha sonra otobüsün içine girerek Glenn'in orada olup olmadığına bakar.Em seguida, ela procura por Glenn, mas percebe que ela não estava dentro do ônibus junto aos outros.
Buffy bir binanın tepesine çıkar ve oradan otobüsün üstüne atlar.Ellie wyprowadza go na zewnątrz budynku i razem wsiadają na konia.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.Wsiada do autobusu z wycieczką szkolną.
Otobüsün önüne geçer.Pociąg wyprzedzi samochód. .
2004 yıllı – “TATA” şasisi üzerinde küçük şehir otobüsün örneği yapıldı «Voljanin-3290».2004 рік — створено дослідний зразок невеликого міського автобусу на шасі « ТАТА» «Волжанін-3290».
2004 yıllı – 15-metrelik alçak tabanlı şehir otobüsün üretimi başlandı.2004 рік — Почато виробництво низкопілогового міського 15-метрового автобуса.
Kahramanlar bir sabah işlerine giderken aynı anda Üçüncü Cadde otobüsüne binerler.Троє героїв їдуть в одному вагоні нічного потягу.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.Ples skončil a všichni jedou vlakem domů.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton byl při smyku vyhozen z horního lůžka oknem a autobus se na něho záhy převrátil.
İlk 172 otobüsün ihalesi 25 Ocak'ta yapılmış ve bu otobüsler bahar aylarında sefere başlamışlardır.Minerii s-au îmbarcat în 50 de autobuze în zorii zilei de 17 februarie.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton kiesett az ablakon és a busz rádőlt, ott helyben meghalt.
Otobüsün önüne geçer.Terry: Jää bussin alle.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Bandet steg ud af bussen og fandt Burton liggende livløst under bussen.
Otobüsün önüne geçer.Bussarven kjøres videre.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.Orang-orang dari seluruh negeri datang untuk melihat bus.
Evi ona yakın olan George Harrison ile ilk olarak okul otobüsünde tanıştı.Chính trên chiếc xe bus đó mà một lần anh đã gặp George Harrison.
Tepenin aşağısındaki yoldan geçen yolcu otobüsüne nişan alıp ateş etmek gibi, hatalı bir seçim yapar.埠頭で鷹山・大下に銃撃されて横転。
Yine tur otobüsünde kaydedilmiştir.參見公車上書。
Otobüsün önüne geçer.先发前卫车。
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.버튼은 버스 창문 밖으로 떨어지게 되었고 버스가 그를 덮치는 사고가 발생하여 사망하게 되었다.
Otobüsün önüne geçer.버스로 전환.
İlk 172 otobüsün ihalesi 25 Ocak'ta yapılmış ve bu otobüsler bahar aylarında sefere başlamışlardır.1957년 1월 1일 창업하였으며, 현재 22대의 버스를 보유하고 있다.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton je ispao kroz prozor, pao ispod autobusa i autobus ga je prikliještio.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton kukkus aknast välja ja jäi bussi alla.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.Cuando una mujer se levanta y dice "No, no iré al fondo del bus", no sólo afectó su vida.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.Когато една жена се изправи и каже "Не, няма да отида в дъното на автобуса" тя не повлия само на своя живот.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.عندما تقف إمرآة قائلة "لا, لن أجلس في نهاية الحافلة," لم تؤثر على حياتها فقط. قرارها شكل ثقافتنا.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.自分の人生だけでなく 文化全体に影響を与えたのです あの戦車の前に立ちはだかる男もそう ランス・アームストロングの
Haberlerde, Hindistan'ın Delhi otobüsünde ki toplu tecavüz olayına karşı öfkeli protestolarını izledim.Aux informations, j'ai vu l'Inde rugir contre le viol collectif de l'autobus de Delhi.
Oradaki kız mı? Tehlikeli gibi biraz, otobüsün üstünde falan.上に乗るのは危ないわ
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Am trecut pe lângă o stație de autobuz. Am văzut un autobuz explodând sub privirile noastre.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Chúng tôi đi qua một trạm xe buýt. Chúng tôi đã nhìn thấy một chiếc xe buýt bốc hoả ngay trước mắt mình.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Egy buszmegálló mellett haladtunk el éppen. Láttuk, ahogy egy busz a szemünk láttára felrobban.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Kami melintasi halte bus. Kami melihat sebuah bus meledak di depan kami.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.우리가 버스 정류장을 지나가는데 버스 한대가 우리 눈 앞에서 폭발했어요
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Mijaliśmy przystanek autobusowy. Na naszych oczach autobus wyleciał w powietrze.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Pasábamos por una parada de autobús. Vimos un autobús explotar ante nuestros ojos.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Passávamos por uma paragem de autocarro. Vimos um autocarro explodir à frente dos nossos olhos.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Procházeli jsme kolem autobusové zastávky. Přímo před očima nám vybuchl autobus.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Stavamo passando accanto a una fermata di autobus. Abbiamo visto un autobus esplodere davanti a noi.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.We liepen langs een bushalte en zagen hoe een bus voor onze ogen ontplofte.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Wir waren an einer Bushaltestelle, als vor unseren Augen ein Bus explodierte.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Περνούσαμε από μια στάση λεωφορείου. Είδαμε ένα λεωφορείο ν' ανατινάζεται μπροστά στα μάτια μας.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Видяхме как автобусът избухна пред очите ни.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Ми проходили автобусну зупинку. І побачили, як перед нашими очима вибухнув автобус.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Мы проходили мимо автобусной остановки. На наших глазах взорвался автобус.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.עברנו ליד תחנת אוטובוס. ראינו אוטובוס מתפוצץ לנגד עיננו.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.وكنا نمر بمحطة حافلات. شاهدنا حافلة تتفجر أمام أعيننا.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.目の前でバスが爆発したのです バスが燃え 多くの人が負傷し 亡くなりました
Otobüsün tasarımı böyle.A to jest projekt autobusu.
Otobüsün tasarımı böyle.이것이 BRT 버스의 디자인입니다.
Otobüsün tasarımı böyle.Ceci est le design du bus.
Otobüsün tasarımı böyle.E questo e' il design del bus.
Otobüsün tasarımı böyle.És ez maga a busz.
Otobüsün tasarımı böyle.Şi aici e designul autobuzului.
Otobüsün tasarımı böyle.So sieht der Bus aus.
Otobüsün tasarımı böyle. Ve, bineceğiniz otobüse gelmeden önce ödeyebiliyorsunuz.Đây là thiết kế của xe buýt, và bạn có thể trả tiền trước khi bước vào xe buýt mà bạn muốn lên.
Otobüsün tasarımı böyle. Ve, bineceğiniz otobüse gelmeden önce ödeyebiliyorsunuz.Dit is het design van de bus; je betaalt vóórdat je instapt.
Otobüsün tasarımı böyle. Ve, bineceğiniz otobüse gelmeden önce ödeyebiliyorsunuz.Tady je návrh autobusu, zaplatit můžete před tím, než do něj nastoupíte.
Otobüsün tasarımı böyle.Y este es el diseño del autobús.