otobüsü ile cümle
otobüsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Henüz EGO otobüsü gitmemektedir.不可以搭乘JR巴士。
Beyazıt'tan 39C otobüsü.至於新巴91A線為91線的區間車。
Yine tur otobüsünde kaydedilmiştir.參見公車上書。
Otobüsün önüne geçer.先发前卫车。
Kentin ATAF adıyla bilinen oldukça etkin bir belediye otobüsü sistemi vardır.由于街头立有一尊铜制水牛而得名。
Belediye otobüsü çalışmaktadır.조교마을버스가 운행중이다.
Birçok ZPT piyade birliklerinde 'Cephe Taksisi' ya da Cephe Otobüsü' takma adıyla anılır.APC가 "전장 택시" 또는 "전장 버스"로 병사들에게는 알려져 있곤 하다.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.버튼은 버스 창문 밖으로 떨어지게 되었고 버스가 그를 덮치는 사고가 발생하여 사망하게 되었다.
Otobüsün önüne geçer.버스로 전환.
İlk 172 otobüsün ihalesi 25 Ocak'ta yapılmış ve bu otobüsler bahar aylarında sefere başlamışlardır.1957년 1월 1일 창업하였으며, 현재 22대의 버스를 보유하고 있다.
Caz yarışmasına giderken, Andrew'ın otobüsü bozulur.בדרך לתחרות ג'אז האוטובוס של אנדרו מושבת בשל תקלה.
Belediye otobüsü çalışmaktadır.מכונית עירונית אוטובוס עירוני
Yunanistan'dan gelen turistler ilçeye feribot ve deniz otobüsü ile yaklaşık iki saatte ulaşır.Достигането до него от областния център може да стане с автобус или лодка за около час.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton je ispao kroz prozor, pao ispod autobusa i autobus ga je prikliještio.
6 adet otobüs için kapalı, 15 adet seyirci otobüsü içinse açık otoparkı bulunmaktadır.Također, uz dvoranu osigurano je pet parkirnih mjesta za autobuse.
Burdur merkezine 22 km uzaklıktadır.Ulaşım köykoop. otobüsü ile sağlanır.Okresné mesto Bardejov je vzdialené 12 km, prístup je zabezpečený autobusovou dopravou.
170 yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük otobüsü olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiştir.S kapaciteto 170 potnikov drži Guinessov rekord za največji avtobus.
Warren bir seyahat otobüsüyle kaçıyordur.Micka pobegne na avtobus.
Belediyenin iki büyük iki de küçük otobüsü vardır.Delegaciją lydėjo du dideli autobusai.
Köy konağı ve otobusü vardır.Yra kaimo kryžius, autobusų stotelė.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton kukkus aknast välja ja jäi bussi alla.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.1983 begannen wir, indem wir der Stadt Rio vorschlugen, wie man die U-Bahn und den Bus vereinen könnte.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.우리는 1983년에 리오(Rio)시에게 이것을 제안을 하면서 시작했습니다 버스와 지하철을 어떻게 연결하는 가를 말입니다.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.83-ban kezdtük, Rio városának terveivel, hogy hogyan kössük össze a metrót a busszal.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Am început în '83, propunând pentru Rio conectarea metroului cu autobuzul.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Chúng tôi bắt đầu vào năm 1983, đề xuất với thành phố Rio cách thức để liên kết xe điện ngầm với xe buýt.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Cominciammo a Rio nell' 83 a proporre di collegare la metropolitana con i bus
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Empezamos en el 83 proponiendo para la ciudad de Río como conectar el metro con el autobús.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Nous avons commencé en 83 en proposant à la ville de Rio de connecter le métro avec le bus.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.V roce 83' jsme navrhli Riu způsob, jak spojit linky metra s autobusy.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.We begonnen in 1983 met een voorstel voor Rio. Hoe verbind je de metro met de bus?
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Zaczęliśmy w 1983, proponując władzom miasta Rio zintegrowanie metra z autobusami.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Ξεκινήσαμε το "83, προτείνοντας για την πόλη του Ρίο την ένωση του μετρό με το λεωφορείο.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Започнахме през 83-та година с предложение за Рио относно как да свържем метрото и автобусите.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Ми почали у '83-му, запропонувавши мерії Ріо поєднати метро з автобусним сполученням.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Мы начали в 83-м году, предложив городу Рио идею того, как соединить систему метрополитена с автобусами.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.התחלנו בשנת 83 בעיר ריו והצענו איך לחבר את הרכבת התחתית עם האוטובוס.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.لقد بدأنا في عام 83، باقتراح لمدينة ريو دي جانيرو عن كيفية ربط مترو الأنفاق بحافلة الركاب.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.地下鉄とバスを連携させる方法を提示しました 地下鉄側からはもちろん反対がありました
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Imaginaţi-vă că fiecare dintre aceste autobuze din Lagos ar fi parte dintr-o reţea celulară.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Imagínense si todos estos autobuses en Lagos fueran parte de la red de mallas.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Képzeljük, ha Lagos minden busza része lenne a szövevényes hálózatnak.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Lagos에 있는 모든 버스들이 메쉬망에 연결되어 있다고 상상해 보십시오.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Stel je voor dat iedere bus in Lagos een onderdeel was van het vermaasd netwerk.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Stellen wir uns vor, jeder dieser Busse in Lagos wäre Teil eines verflochtenen Netzwerks.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Wyobraźcie sobie, gdyby każdy z tych autobusów w Lagos był częścią sieci mesh.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Φανταστείτε όλοι στα λεωφορεία στο Lagos να ήταν στα πλεγματοειδή δίκτυα.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Представьте, что каждый из этих автобусов в Лагосе был бы частью многоканальной системы связи.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.דמיינו שכל אחד מאוטובוסים אלה בלגוס יהיה ברשת משולבת.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.تخيل لو أن كل واحدة من هذه الحافلات في لاغوس كانت جزء من الشبكة المتداخلة.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.今朝ラリー ブリリアント氏によるTEDTalk Prizeの講演に行きました
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.Cuando una mujer se levanta y dice "No, no iré al fondo del bus", no sólo afectó su vida.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.Когато една жена се изправи и каже "Не, няма да отида в дъното на автобуса" тя не повлия само на своя живот.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.عندما تقف إمرآة قائلة "لا, لن أجلس في نهاية الحافلة," لم تؤثر على حياتها فقط. قرارها شكل ثقافتنا.
Bir kadın başkaldırıp, "Hayır, otobüsün arkasına gitmeyeceğim." dediğinde sadece kendi hayatını etkilemedi.自分の人生だけでなく 文化全体に影響を与えたのです あの戦車の前に立ちはだかる男もそう ランス・アームストロングの
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.Een keer stopte onze bus en een Chinese politieagent stapte in.
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.Egy alkalommal megállították a buszunkat, és egy kínai rendőr szállt fel rá.
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.Einmal, als der Bus aufgehalten wurde, kam ein chinesischer Polizeibeamter herein.
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.En gång blev vår buss stoppad och bordad av en kinesisk polisofficer.
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.Én gang blev vores bus stoppet og en kinesisk pilitibetjent steg på.