Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.והנה עלה כלו קמשנים כסו פניו חרלים וגדר אבניו נהרסה׃
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.فاذا هو قد علاه كله القريص وقد غطى العوسج وجهه وجدار حجارته انهدم.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.荊 棘 長 滿 了 地 皮 、 刺 草 遮 蓋 了 田 面 、 石 牆 也 坍 塌 了
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.荊棘長滿 了 地皮 、 刺草 遮蓋 了 田面 、 石牆 也 坍塌了
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.이월 십 사일 해 질 때에 그것을 지켜서 어린 양에 무교병과 쓴 나물을 아울러 먹을 것이요
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.Mấy người đó phải giữ lễ nầy ngày mười bốn tháng hai, vào buổi chiều tối, ăn bánh không men cùng rau đắng,
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.Mấy người đó phải giữ lễ nầy ngày mười_bốn tháng hai , vào buổi chiều_tối , ăn bánh không men cùng rau đắng ,
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.Měsíce druhého, čtrnáctého dne u večer slaviti budou je, s chleby nekvašenými, a s řeřichami jísti je budou.
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.No segundo mês, no dia: catorze, � tardinha, a celebrarão; comê-la-ão com pães ázimos e ervas amargas.
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.בחדש השני בארבעה עשר יום בין הערבים יעשו אתו על מצות ומררים יאכלהו׃
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.في الشهر الثاني في اليوم الرابع عشر بين العشاءين يعملونه. على فطير ومرار يأكلونه.
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.他 們 要 在 二 月 十 四 日 、 黃 昏 的 時 候 、 守 逾 越 節 、 要 用 無 酵 餅 與 苦 菜 、 和 逾 越 節 的 羊 羔 同 喫
İkinci ayın on dördüncü gününün akşamüstü Fısıh kurbanını kesip mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecek.他 們要 在 二月 十四日 、 黃昏 的 時候 、 守 逾越節 、 要 用 無酵 餅與 苦 菜 、 和 逾越節 的 羊羔 同喫
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Dostaje się ludzkie płuca, drzewa akacjowe, paprocie, otrzymuje się te piękne, naturalne formy.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.I polmoni umani, le acacie, le felci, queste bellissime forme naturali.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Je krijgt menselijke longen, acaciabomen, varens, je krijgt deze mooie natuurlijke vormen.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Man erhält menschliche Lungen, Akazienbäume, Farne, man erhält diese schönen, natürlichen Formen.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Megkapjuk az emberi tüdőt, az akáciát, a páfrányt, ezeket a gyönyörű természeti formákat.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Obtemos os pulmões humanos, as acácias, os fetos, obtemos estas lindíssimas formas naturais.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Obtienes los pulmones humanos, obtienes acacias, obtienes helechos, obtienes estas hermosas formas naturales.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Obţii plămînii umani, obţii arborii acacia, obţii ferigi, obţii aceste minunate forme naturale.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.On obtient les poumons humains, les acacias, les fougères, on obtient ces magnifiques formes naturelles.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Προκύπτουν οι ανθρώπινοι πνεύμονες, δέντρα ακακίας, φτέρες, προκύπτουν αυτές οι πανέμορφες φυσικές μορφές.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları.. Bu güzel doğal şekillerini elde edilir.Так можно получить человеческие лёгкие, акации, папоротники, все эти красивые природные формы.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları..인간의 폐조직, 아카시아 나무, 고사리등과 같은
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları..Man får menneskets lunger, man får akacietræer, man får bregner, -
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları..ניתן לקבל ריאות אנושיות, עצי שיטה ושרכים.
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları..يمكنك الحصول على رئتي انسان, أو شجرة أكاسيا, أو نبات السرخس,
İnsan akciğeri, akasya ağaçları, eğrelti otları..美しい自然の形を描けるのです
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.A "Eutrofização" é a causa mais provável desta proliferação de urtigas à volta de Johan.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.„Evtrofikacija″ je najbolj verjeten vzrok za razrast pekočih kopriv, ki obdajajo Johana.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Johan care până atunci mergea cu paşi nesiguri, îşi pierde echilibrul şi cade într-o grămadă de urzici.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Johan har gået usikkert, og pludselig mister han balancen og falder ned i en gruppe brændenælder.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.L'agriculture et les transports constituent les principales sources de pollution par l'azote.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Näin tapahtuu, kun korkeina pitoisuuksina ammoniakki on syövyttävä ja voi vahingoittaa hengitysteitä.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Reaktywne formy azotu są wykorzystywane przez nasz organizm do produkcji białek.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Vtedy pŕhľava rástla okolo haldy kompostu, ktorá sa využívala aj ako skládka hydinového trusu.
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.• μειωθούν οι εκπομπές αερίων του θερμοκηπίου κατά 20% μέχρι το 2020
Johan’ın etrafını saran bu dikenli ısırgan otlarının artmasının en olası sebebi ‘ötrofikasyon’dur.Еутрофикацията е най-вероятната причина за избуялата коприва около Йохан.
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...Những đồng cỏ vàng bị gặm sạch bởi kì đà đất Được nêm thêm những thay đổi tuyệt vời từ những bụi xương rồng
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...Pajiştile aurii sunt mâncate de iguanele de uscat, care savurează o schimbare plăcută după cactus.
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...Zlatavé louky jsou spásány leguány, které teď kaktusové listy tak nelákají.
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...Στα χρυσαφένια λιβάδια βόσκουν χερσαίες ιγουάνες... απολαμβάνουν μια ευχάριστη αλλαγή από τους κάκτους.
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...את שדות האחו הזהובים .רועות האיגואנות היבשתיות מתענגות על השינוי הנעים .מעלי הקקטוס הבשרניים
Kara İguanaları altın rengi çayırlarda otlar kaktüsten sonra hoş bir değişiklik...المروج الذهبية مرعية بلإيغوانات البرية تستمتع بتغيير لطيف من وسادات الصبّار
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakAz ember, valamint a gyógynövények, - kegyelem és durva lesz, és ahol a rosszabb a meghatározó,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakBeim Menschen sowie Kräuter, - Gnade und unhöflich wird, und wo die worser überwiegt,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakBij de mens maar ook kruiden, - genade en onbeleefd wil, En waar de overheersende erger is,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakChez l'homme, ainsi que les herbes, - la grâce et grossier volonté, et où le worser est prédominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakDalam manusia serta tumbuh-tumbuhan, - kasih karunia dan kasar akan; Dan di mana worser adalah dominan,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakEn el hombre, así como hierbas, - la gracia y grosero voluntad, y donde el worser es predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakHos människa såväl som örter, - nåd och oförskämd vilja, och där värre dominerar,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakHos mennesker samt urter, - nåde og uhøflige vil, og hvor de worser er fremherskende,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakIhmisellä sekä yrttejä, - Grace ja töykeä se, ja missä worser on hallitseva,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakÎn om, precum şi ierburi, - harul şi nepoliticos va; Şi în cazul în care worser este predominantă,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakNell'uomo così come le erbe, - grazia e maleducato volontà, E dove il worser è predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakNo homem, bem como ervas, - graça e rude vontade; E onde a worser é predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakTrong người đàn ông cũng như thảo dược, - ân sủng và thô lỗ; nơi worser là yếu tố nổi bật,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU človeka, rovnako ako bylinky, - Grace a bude hrubý a kde prevažuje horšieho,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU člověka, stejně jako bylinky, - Grace a bude hrubý a kde převažuje horšího,