Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Predtým vyzeralo takto a teraz skôr takto, ovocie, zelenina a bylinky rastú všade.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Prima era così, adesso è così; con frutta, verdura e erbe che spuntano da tutte le parti.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Solía verse así y ahora tiene este aspecto; con una irrupción de frutas, vegetales e hierbas en todos lados.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...So sah sie mal aus, jetzt sieht sie eher so aus, Obst, Gemüse und Kräuter gedeihen überall.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Έτσι ήταν, και τώρα είναι έτσι, με φρούτα και λαχανικά και μυρωδικά που φυτρώνουν παντού.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Изглеждаше така, а сега изглежда така, с плодове и зеленчуци и билки, които растат навсякъде.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Раньше он выглядел так, а сейчас вот так, утопающий в растущих повсюду фруктах, овощах, зелени.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...בעבר היא נראתה כך, והיום היא נראית יותר כך, פירות, ירקות וצמחי תבלין נובטים בכל פינה.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...كانت تبدوا هكذا، والآن تبدو هكذا، فواكه وخضار وأعشاب تنتشر في جميع أرجاء المكان.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...今はこんな感じです 町中にフルーツや野菜や ハーブが茂っています プロパガンダ・ガーデニング と呼ばれています(笑)
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Det var ikke et tilfælde – den brændende plante er tegn på høje kvælstofkoncentrationer i jorden.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Ez esetben azonban az ammóniakoncentráció nem jelent veszélyt az emberi egészségre.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Johan är ute på en vinglig spatsertur.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Los peces y otros animales se asfixian a medida que se consumen las reservas de oxígeno.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Nagle Johan, który szedł niepewnym krokiem, traci równowagę i przewraca się w kępę parzących pokrzyw.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Nenadoma je Johan, ki je še negotov na nogah, izgubil ravnotežje ter padel v grm pekočih kopriv.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.Reactieve vormen van stikstof worden in feite gebruikt door ons lichaam om proteïnen aan te maken.
Güçlükle yürüyen Johan aniden dengesini kaybeder ve dikenli ısırgan otlarının ortasına düşer.V prírode je dusík esenciálnou živinou.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Khi còn xanh tươi chưa phải phát, Thì đã khô trước các thứ cỏ khác.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.E' ancora verde, non buono per tagliarlo, e inaridisce prima d'ogni altra erba
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Encore vert et sans qu`on le coupe, Il sèche plus vite que toutes les herbes.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Endnu i Grøde, uden at høstes, visner det før alt andet Græs.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Ennu står det friskt og grønt og blir ikke skåret; da visner det før alt annet gress.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Ešte je vo svojom kvete, nevytrhli ho, a usychá prv než ktorákoľvek iná tráva.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Fiind încă verde şi fără să se taie, ea se usucă mai repede decît toate ierburile.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Khi còn xanh_tươi chưa phải phát , Thì đã khô trước các thứ cỏ khác .
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.ki prej nego druge rastline, še neporezano, usahne?
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.이런 것은 푸르러도 아직 벨 때 되기 전에 다른 풀보다 일찌기 마르느니라
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Még gyenge korában, ha fel nem szakasztják is, minden fûnél elébb elszárad.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Nej, bäst den står grön, ej mogen för skörd, måste den då vissna, före allt annat gräs.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Nýbrž ještě za zelena, dříve než vytrháno bývá, ano prvé než jaká jiná tráva, usychá.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Owszem jeszcze w zieloności swojej, niż bywa podcięta, prędzej niż inna trawa usycha.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Quando está em flor e ainda não cortado, seca-se antes de qualquer outra erva.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Sonst wenn's noch in der Blüte ist, ehe es abgehauen wird, verdorrt es vor allem Gras.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Vielä vihreänä ollessaan, ennenaikaisena leikattavaksi, se kuivettuu ennen kuin mikään muu heinä.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Y estando aún en su tallo, sin ser cortado, se seca antes que toda hierba
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Ενω ειναι ετι πρασινος και αθεριστος, ξηραινεται προ παντος χορτου.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Догде е зелена и неокосена Изсъхва преди всяка друга трева.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.Еще он в свежести своей и не срезан, а прежде всякой травы засыхает.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.עדנו באבו לא יקטף ולפני כל חציר ייבש׃
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.وهو بعد في نضارته لم يقطع ييبس قبل كل العشب.
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.尚 青 的 時 候 、 還 沒 有 割 下 、 比 百 樣 的 草 先 枯 槁
Henüz yeşilken, kesilmeden, Otlardan önce kururlar.尚 青 的 時候 、 還沒 有 割下 、 比 百 樣 的 草先 枯槁
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.A aj, porostlo všudy trním, přikryly všecko kopřivy, a ohrada kamenná její byla zbořená.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.A oto porosła wszędzie ostem; pokrzywy wszystko pokryły, a płot kamienny jej rozwalił się.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.ecco, ovunque erano cresciute le erbacce, il terreno era coperto di cardi e il recinto di pietre era in rovina
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.És ímé, mindenütt felverte a tövis, és színét elfedte a gyom; és kõgyepüje elromlott vala.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.hij stond vol distels en werd overwoekerd door onkruid; de stenen muur er omheen was afgebrokkeld.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Ja katso: se kasvoi yltänsä polttiaisia; sen pinta oli nokkosten peitossa ja sen kiviaita luhistunut.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.가시덤불이 퍼졌으며 거친 풀이 지면에 덮였고 돌담이 무너졌기 로
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Och se, den var alldeles full av ogräs, dess mark var övertäckt av nässlor, och dess stenmur låg nedriven.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.og se, den var helt overgrodd med tistler; nesler skjulte dens bunn, og stengjerdet om den var revet ned.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.se, den var overgroet af Tidsler, ganske skjult af Nælder; Stendiget om den lå nedbrudt.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Şi era numai spini, acoperit de mărăcini, şi zidul de piatră era prăbuşit.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Thấy cây tật lê mọc khắp cùng , Gai_góc che_khuất mặt_đất , Và tường đá của nó đã phá hư rồi
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Thấy cây tật lê mọc khắp cùng, Gai góc che khuất mặt đất, Và tường đá của nó đã phá hư rồi
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.und siehe, da waren eitel Nesseln darauf, und er stand voll Disteln, und die Mauer war eingefallen.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.Yang kulihat di situ hanyalah tanaman berduri dan alang-alang. Pagar temboknya pun telah runtuh
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.и вот, все это заросло терном, поверхность его покрылась крапивою, и каменная ограда его обрушилась.
Her yanı dikenlerin, otların Kapladığını gördüm; Taş duvar da yıkılmıştı.И всичко бе обрасло с тръни, Коприва беше покрила повърхността му, И каменната му ограда беше съборена