Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU człowieka, jak również zioła, - łaski i rude będzie, a gdzie worser jest dominujący,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakV človeku, kot tudi zelišča, - bo milost in nesramen; In kje je worser prevladujoča,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacak, worser이 주된 어디에 그리고, - 인간뿐만 아니라 허브에 은혜와 무례됩니다
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakΣτον άνθρωπο, καθώς και βότανα, - χάρη και αγενείς θα? Και εκεί όπου η worser είναι κυρίαρχο,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakВ человеке, а также травы, - изящество и грубо воли; А где worser преобладает,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakПри човека, както и билки, - благодат и грубо ще И къде по-лошо е преобладаващ,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakבאדם, כמו גם עשבי תיבול, - חסד בגסות יהיה, ואיפה מעבר לכך הוא השולט,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakفي الانسان ، فضلا عن الأعشاب و-- والنعمة وقحا ، وحيث يسود worser ،
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakフルすぐに潰瘍死はその植物を食べる。 [ロミオを入力してください。]
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.A ira do rei é como o bramido o leão; mas o seu favor é como o orvalho sobre a erva.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Como rugido de león es la ira del rey, y su favor es como el rocío sobre la hierba
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Die Ungnade des Königs ist wie das Brüllen eines jungen Löwen; aber seine Gnade ist wie der Tau auf dem Grase.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.En konges vrede er som løvens brøl, men hans yndest som dugg på urter.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.En konungs vrede är såsom ett ungt lejons rytande, hans nåd är såsom dagg på gräset.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Hnev kráľov je ako revanie mladého ľva; ale jeho láskavosť ako rosa na bylinu.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Kakor rjovenje mladega leva je nevolja kraljeva, a kakor rosa na travo blagovoljnost njegova.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.왕의 노함은 사자의 부르짖음 같고 그의 은택은 풀 위에 이슬 같으니라
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Kuninkaan viha on kuin nuoren leijonan kiljunta, mutta hänen suosionsa on kuin kaste ruoholle.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.La colère du roi est comme le rugissement d`un lion, Et sa faveur est comme la rosée sur l`herbe.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Lo sdegno del re è simile al ruggito del leone e il suo favore è come la rugiada sull'erba
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Mînia împăratului este ca răcnetul unui leu, şi bunăvoinţa lui este ca roua pe iarbă. -
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Mint az ifjú oroszlánnak ordítása, olyan a királynak haragja; mint a harmat pedig a füvön, az õ jóakaratja.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Murka raja seperti auman singa; kebaikan raja seperti embun yang membasahi tumbuh-tumbuhan
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Prchlivost královská jako řvání mladého lva jest, a ochotnost jeho jako rosa na bylinu.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Som Brøl af en Løve er Kongens Vrede, som Dug på Græs er hans Gunst.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Vua thạnh nộ khác nào sư tử gầm thét; Còn ân dịch người như sương móc xuống trên đồng cỏ.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Vua thạnh nộ khác_nào sư_tử gầm thét ; Còn ân dịch người như sương_móc xuống trên đồng_cỏ .
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Zapalczywość królewska jest jako ryk lwięcia; ale łaska jego jest jako rosa na trawie.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Η οργη του βασιλεως ειναι ως βρυχηθμος λεοντος η δε ευνοια αυτου ως δροσος επι τον χορτον.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Гнев царя – как рев льва, а благоволение его – как роса на траву.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.Гневът на царя е като реване на лъв, А благоволението му е като роса на тревата.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.נהם ככפיר זעף מלך וכטל על עשב רצונו׃
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.كزمجرة الاسد حنق الملك وكالطل على العشب رضوانه.
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.王 的 忿 怒 、 好 像 獅 子 吼 叫 . 他 的 恩 典 、 卻 如 草 上 的 甘 露
Kralın öfkesi genç aslanın kükreyişine benzer, Lütfuysa otların üzerine düşen çiy gibidir.王 的 忿怒 、 好像 獅子 吼叫 . 他 的 恩典 、 卻如草 上 的 甘露
Küçük bir bahçeydi. Bakımsızdı. Otlar diz boyuydu.Θυμάμαι, όταν ήταν μικρή η αδελφή μου... έκοψε τα μαλλιά της όπως ήταν τότε στη μόδα.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.As águas de Ninrim são desoladas; secou-se a relva, definhou a erva verde, e não há verdura alguma.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Các dòng nước ở Nim-rim cạn tắt ; cỏ khô , cỏ non chẳng có , không còn một vật xanh nào .
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Các dòng nước ở Nim-rim cạn tắt; cỏ khô, cỏ non chẳng có, không còn một vật xanh nào.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Căci apele Nimrim sînt pustiite, s'a uscat iarba, s'a dus verdeaţa, şi nu mai este niciun fir verde.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Car les eaux de Nimrim sont ravagées, L`herbe est desséchée, le gazon est détruit, La verdure a disparu.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Denn die Wasser zu Nimrim versiegen, daß das Gras verdorrt und das Kraut verwelkt und kein Grünes wächst.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.니므림 물이 마르고 풀이 시들었으며 연한 풀이 말라 청청한 것이 없음이로다
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Le acque di Nimrìm sono un deserto, l'erba si è seccata, finita è la pastura; non c'è più nulla di verde
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Mert Nimrim vizei pusztasággá lesznek, mert elszáradt a pázsit, elfogyott a fû, és semmi zöld nem lészen.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Nimrimin vedet ehtyvät erämaaksi, heinä kuivuu, ruoho lakastuu, vihantaa ei ole.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Nimrims Vande bliver Ødemarker, thi Græsset visner, Grønsværet svinder, Grønt er der ikke.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Nimrims vatten bliva torr ökenmark, gräset förtorkas, brodden vissnar, intet grönt lämnas kvar.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.pretože vody Nimríma budú velikou púšťou, lebo tráva uschne, bylina vyhynie; nebude ničoho zeleného.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Proto že vody Nimrim vymizejí, že uschne bylina, usvadne tráva, aniž co zeleného bude.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Przeto, że wody Nymrym zginą, że poschną zioła, uwiędnie trawa, a nic nie będzie zielonego.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Pues las aguas de Nimrim quedan desoladas. Ciertamente se seca la hierba; se extingue el pasto; no hay verdor
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Zelfs de Nimrim-rivier wordt een woestenij. Het gras verdort en de kwetsbare planten verwelken.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.διοτι τα υδατα της Νιμρειμ θελουσιν εκλειψει διοτι ο χορτος εξηρανθη, η χλοη εξελιπε, δεν υπαρχει ουδεν χλωρον
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.Защото водите на Нимрим пресъхнаха; Защото тревата изсъхна, моравата изчезна, Няма нищо зелено.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.потому что воды Нимрима иссякли, луга засохли, трава выгорела, не стало зелени.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.כי מי נמרים משמות יהיו כי יבש חציר כלה דשא ירק לא היה׃
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.لان مياه نمريم تصير خربة لان العشب يبس. الكلأ فني. الخضرة لا توجد.
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.因 為 寧 林 的 水 成 為 乾 涸 . 青 草 枯 乾 、 嫩 草 滅 沒 、 青 綠 之 物 、 一 無 所 有
Nimrim suları kuruduğu için otlar sararıp soldu. Taze ot kalmadı, yeşillik yok artık.因 為寧 林 的 水成 為乾涸 . 青草 枯乾 、 嫩草 滅沒 、 青綠之物 、 一無所有