Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Když zroste tráva, a ukazuje se bylina, tehdáž ať se shromažďuje seno s hor.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Keď sa odprace seno, ukáže sa svieža otava, a spracú sa aj byliny vrchov.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,풀을 벤 후에는 새로 움이 돋나니 산에서 꼴을 거둘 것이니라
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Ko je pod streho spravljeno seno in se prikaže nežna trava in je nabrano gorskih zelišč,
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Kun heinä on mennyt ja tuore äpäre tulee näkyviin ja ruoho on koottu vuorilta,
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Le foin s`enlève, la verdure paraît, Et les herbes des montagnes sont recueillies.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Når høiet er borte, og det unge gress kommer til syne, og fjellgresset samles inn,
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,När ny brodd skjuter upp efter gräset som försvann, och när foder samlas in på bergen,
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Quando o feno é removido, e aparece a erva verde, e recolhem-se as ervas dos montes,
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Saldrá la grama, aparecerá la hierba, y serán recogidas las plantas de las colinas
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Si toglie il fieno, apparisce l'erba nuova e si raccolgono i foraggi dei monti
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Wanneer het gras opkomt en begint te bloeien, moeten de gewassen op de berghellingen worden geoogst.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Ο χορτος βλαστανει και η χλοη αναφαινεται, και τα χορτα των ορεων συναγονται.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Прозябает трава, и является зелень, и собирают горные травы.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,Сеното се прибира, зеленината се явява, И планинските билки се събират.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,גלה חציר ונראה דשא ונאספו עשבות הרים׃
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,فني الحشيش وظهر العشب واجتمع نبات الجبال.
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,乾 草 割 去 、 嫩 草 發 現 、 山 上 的 菜 蔬 、 也 被 收 斂
Çayır biçilince, yeni çimen çıkınca, Dağlardaki otlar toplanınca,乾草 割去 、 嫩草 發現 、 山上 的 菜蔬 、 也 被 收斂
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.저의 주위에는 800에이커의 야생 풀들이 펼쳐져 있었습니다.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.A mi alrededor había más de 300 Ha de arbustos silvestres secos.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.À minha volta tinha 3 km2 de mato bravo e seco.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Intorno a me c'erano 300 ettari di arbusti secchi e selvatici.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Körülöttem 800 hektár száraz vadcserje.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Mă înconjurau 320 de hectare de tufăriș sălbatic și uscat.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Oceanu Spokojnego, wokół 800 akrów dzikich krzewów.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Omkring mig var 800 hektar af vilde tørre buske.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Om me heen ongeveer een hectare wilde droge struiken.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Runtomkring mig fanns 300 hektar vild, torr snårskog.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Sekeliling saya adalah 800 acre semak-semak liar kering.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Tất cả xung quanh tôi là đám cỏ dại khô rộng 800 mẫu Anh.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Tout autour de moi, il y avait 300 hectares d'arbustes secs et sauvages.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Um mich herum waren um die 300 Hektar wilder Trockenbusch.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Ympärilläni oli kolme neliökilometriä villiä kuivaa risukkoa.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Γύρω μου ήταν 800 στρέμματα από άγρια ξερά χαμόκλαδα.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.А около мен имаше 800 акра от диви сухи храсталаци.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Вокруг меня было 320 гектаров дикого сухого кустарника.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.Довкола мене було 320 гектарів дикого сухого чагарника.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.מסביבי היו 3,500 קמ"ר של חורשה פראית יבשה.
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.ومن حولي 800 فدان من الاشجار البريّه الجافه
Çevremde ise 800 dönüm kuru yaban otları vardı.自分が泊まる部屋に入りました
Çimenleri kesip otları yakacaktım. Ağaçları budayacaktım.Η παρουσία μου εδώ πρέπει να σου είναι βάρος.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.Anna ho zvedla a očistila a všímá si, že kopřivy jsou tu všude.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.Anna poate răsufla uşurată, chiar dacă mirosul continuă să o urmărească.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.Eine verantwortlich.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.La « directive fixant des plafonds d'émission nationaux » (directive PEN) est une politique clé de l'UE.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.La “direttiva sui limiti nazionali di emissione” (NECD) è una politica
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.Nadmerné množstvo dusíka však môže viesť k závažným environmentálnym a zdravotným problémom.
Çocukken bir komşunun bahçesindeki ısırgan otlarıyla ilgili anıları hala canlıdır.Wyraźnie pamięta z dzieciństwa pokrzywy porastające ogród sąsiada.
Eğer gerçekten yabani otların takılıp çünkü.왜냐하면 가끔씩 공부하다가 사소한 것에서 막힐 때가 있거든요
Eğer gerçekten yabani otların takılıp çünkü.Будуть моменти, де ви можете "збитись".
Eğer gerçekten yabani otların takılıp çünkü.כך שזה יתווסף לידע שלכם.
Eğer gerçekten yabani otların takılıp çünkü.يمكنك حقاً الحصول على تمسك في الأعشاب.
E kurumuş otlarla millet yürür mü? İnsanın şerefiهل يمكن للناس الإستمرار بالعشب اليابس ؟ شرف الإنسان
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Antigamente era assim, e agora é mais assim, com fruta, vegetais e ervas a brotar por todo o lado.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Arăta aşa, iar acum arată aşa, cu fructe, legume şi plante aromatice peste tot.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Förr såg det ut så här, och nu mer så här, med frukt, grönsaker och örter som växer här och där.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Kiedyś wyglądało tak, a teraz wygląda tak. Wszędzie owoce, warzywa i zioła.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...이전에는 이런 모습이었는데요, 지금은 이렇게 변했고, 도시 곳곳에 과일, 채소, 허브 등이 자라나고 있습니다.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Korábban így nézett ki, és most inkább így, gyümölcsök, zöldségek és évelők nőnek mindenfelé.