Bu arada büyükannesi onu şifalı bitkiler ve otlar dünyasıyla tanıştırdı.Meanwhile his grandmother introduced him to the world of medicinal plants and herbs.
Yeşil algler üç ana kladdan oluşur: klorofitler, koleokasetofitler ve taş otları.[1]Green algae comprise three major clades: chlorophytes, coleochaetophytes, and stoneworts.[128]
Onun görevi bahçeden kötü otları temizlemektir.Es ist seine Aufgabe, im Garten das Unkraut zu jäten.
Bunun üzerine otlar, ağaçlar yetişir.Über den Menschen die Zeit und die Bäume.
Dağlardan toplanan otlardan yapılır.Bruche) die Oberflächengestalt des Gebirges bestimmen.
Arka ayakları ile otlara tutunurlar ve öndeki bir çift ayakları ile konağa tutunmak üzere beklerler.Am Boden hüpfen sie mit den Hinterbeinen und strecken die Vorderbeine zur Balance in die Höhe.
Buna ince ince doğranmış bütün otlar ilave edilip iyice pişirilir.Die Teilfrüchte sind runzelig und scharf berandet.
Gündüz öğle sıcağında sık otların veya bir ağacın dalında uyumayı tercih ederler.Während der heißen Mittagsstunden ruhen sie meist im Schatten von Büschen oder Bäumen.
Temmuz ayında otların biçilmeye başlanmasından ağustos sonlarında toplanmasına kadar yaylada kalınır.Seine Fruchtkörper erscheinen gern in Reihen ab Juli.
Kurak ve kumlu kıyı düzlüklerde sadece az miktar otlar ve çalılar büyür.In den trockenen und sandigen Küstenebenen wachsen nur wenige Gräser und Sträucher.
Biyoherbisit yabani otlar için biyolojik temelli bir denetim aracıdır.Wildbiologische Untersuchungen liegen beispielsweise für die Wildkatze vor.
Onun görevi bahçeden kötü otları temizlemektir.Arracher les mauvaises herbes dans le jardin est sa tâche.
Kötü otları kopardı ve onları attı.Il arracha les mauvaises herbes et les jeta.
Mastodonlar bunları yedikleri otları çiğnemekte kullanırlardı.Ils tireraient ce pigment des copépodes qu'ils consomment.
Buradaki otlar yakılmalıdır.Les cathares sont brûlés.
Otlar bir alana yığılmak yerine parçalanarak, dağılırlar.La viande se dessèche plutôt que de pourrir.
Bitki örtüsü kısa otlar ve meşe ağaçlarıyla kaplı alana denk gelmektedir.Le sous-étage est localement assez ouvert avec de petits arbres et arbustes.
Wilde'da göre "gümüş bir baltaya benzer bir yüzü, otlar gibi yeşil saçları" vardı.Wilde dijo de él que tenía «una cara como un hacha de plata, y pelo verde hierba».
Eleonora'nın ölümünün ardında ise, Rengârenk Otlar Vadisi sıcaklığını ve parlaklığını yitirir.Tras la muerte de Eleonora, el Valle de la Hierba Irisada empieza a perder su lustre y calidez.
Kuru otlardan ve dallarda oluşan yuva malzemesini kuyrukları ile tutarak taşırlar (kuyruklarını kıvırarak).En el secano se cultivan algarrobos, olivos y vid, en campos escalonados.
Öncelikli besinleri otlar ve çiçekli bitkilerin sürgünleridir.Siendo mucha la demanda de plantas y de flores cortadas.
Ağaçlar, otlar, tepeler.Ensayos, la madera, rocas.
Keşke Tom bahçenin otlarını temizlese.Vorrei che Tom ripulisse il giardino dalle erbacce.
Bahçenin otlarını temizlemeliyim.devo strappare le erbe dal giardino.
Kuzukulağı: Yörede kuzukulağı olarak bilinen otlardan yapılan bir yemek.Si rinviene su idrozoi del genere Sertularella, di cui si nutre.
Zemin için genellikle kuru otlar tercih edilir fakat iyi dezenfekte edilmeleri gerekmektedir.L'albero si trova generalmente isolato, preferibilmente i suoli secchi.
Saman yapılabilecek kadar büyüyebilen otların ve diğer bazı bitkilerin yetişmesine olanak tanr.Sullo stesso luogo si sviluppò la coltivazione di viti e probabilmente di altre piante.
Öncelikli besinleri otlar ve çiçekli bitkilerin sürgünleridir.I terpeni sono fra i responsabili del profumo di piante e fiori.
Mayıs-Haziran arası 14-20 C° sularda 150-300 000 yumurtasını otların üzerine bırakır.Tra maggio e giugno sull'isola si contano fino a 100.000 uccelli marini.
Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.В его обязанности входит пропалывать сад.
Onun görevi bahçeden kötü otları temizlemektir.В его обязанности входит пропалывать сад.
Kötü otları kopardı ve onları attı.Он выдернул сорняки и отбросил в сторону.
Yabani otlar ile kaplanmış.Зарасти сорняками.
otlarla kaplanmış.Зарасти травой.
Dağlardan toplanan otlardan yapılır.Оттого и гора Думной зовется.
Eleonora'nın ölümünün ardında ise, Rengârenk Otlar Vadisi sıcaklığını ve parlaklığını yitirir.После смерти Элеоноры, однако, прекрасная долина начинает терять свою прелесть и тепло.
"Rengârenk Otlar Vadisi (ing.Псыншокъуэ — безводная долина).
Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür.Такую обувь носили дома или ходили в ней в жаркую погоду.
Ağaçlar, otlar, tepeler.«Облака, деревья, травы».
Kızıl kariyaku otlar, bulduğu zaman da meyveyi tercih eder.الشادن الأحمر يرعى على الخضروات، ويفضل الفاكهة عندما تكون متاحة.
Çatlak içindeki mangan tortusu eğrelti otları fosillerine benzer.يتم أكل السيقان الممتلئة بالطريقة التي يؤكل بها السبانخ.
İlaç, bünyeye faydalı otlar üzerine araştırmalar yapıp ilmi çalışmalarını sürdürür.وفي الكتاب نكشف بعض سموم أفعتهم ونراقب مساراتها.
Otlar, likenler ve diğer bitkileri yerler.Os iaques comem gramas, líquens e outras plantas.
Dağlardan toplanan otlardan yapılır.Zij was een bergnimf (Oreade) van de berg Kithairon.
Bu, kendimizden başka tüm canlılarla (fillerden yerdeki otlara kadar) paylaştığımız bir şeydir.De wereld waarin wij leven is slechts een van die werelden.
Bunun üzerine otlar, ağaçlar yetişir.Hierdoor konden er bomen en struiken ontstaan.
"Rengârenk Otlar Vadisi (ing.En natuurlijk Wouter Vandenhaute.".)
Olan biteni izleyen oğlan, herkes yatıya çekildikten sonra bu otları her gün yer.Het grote voordeel van dit systeem is dat eenmaal per dag iedereen wakker is.
Hemen otların arasında dört yapraklı yonca arar.Zo verrezen er aan de Hereweg vier tuinkoepels.
Otları toplayıp kulübe yaparlar, tarım ile uğraşmazlardı.Odwiedza ogrody i farmy, nie obawia się ludzi.
"Rengârenk Otlar Vadisi (ing.Dolina Sucha Ważecka (słow.
Bitkiler ve şifalı otlar üzerine 30'dan fazla kitap yazmıştır.Więcej opisów fortu oraz ponad 30 zdjęć tego obiektu
Otlar ve kamış sürgünleri ana besin kaynaklarıdır.Świerk i brzoza są tutaj głównymi gatunkami.
Kuru otlardan ve dallarda oluşan yuva malzemesini kuyrukları ile tutarak taşırlar (kuyruklarını kıvırarak).Dessa drivs vid SSABs stålverk i Luleå (1 st) och Oxelösund (2 st).
Yabani otlar ve yabani meyveler bakımından çok çeşide sahiptir.De omges av festonger och färgrika frukter.
Kurak ve kumlu kıyı düzlüklerde sadece az miktar otlar ve çalılar büyür.I den torra och sandiga kustnära ökenslätten växer bara några gräs och buskar.
"Rengârenk Otlar Vadisi (ing.«Навсікая з Долини Вітрів» (яп.
Eğrelti otları damarlı bitkilerdir.Хвощі — спорові рослини.
Hızlı ürer ayrıca zararlı otların gelişmesini engeller.Рослина також приносить користь запобігаючи подальшій руйнації еродованих малопотужних ґрунтів.
Yabani otlar ve yabani meyveler bakımından çok çeşide sahiptir.Má jedlé (ale nepříliš chutné) plody, z nichž se zhotovují různé předměty.