Otlar ve su bitkileri ana besin kaynaklarıdır.Horské řeky a jezera jsou hlavním zdrojem vodní zásoby pro město.
Buradaki otlar yakılmalıdır.Nemocné větve se musí spálit.
Kuru ortamlardaki alçak boylu otları tercih eder.Preferă însă apele de adâncimi mici.
Bu otları çekmeme yardım et.Ajută-mă trag aceste buruieni.
Eğrelti otları damarlı bitkilerdir.A páfrányfenyők szélbeporzású növények.
Ciğer otları nemli yerlerde yaşarlar.Harmaahaikarat elävät kosteilla paikoilla.
Çiçeklerin yeşerebilmesi için yabani otların temizlenmesi gerekmektedir.Ojakärsämön kukkia voi kuivattaa koristeeksi.
Topladığı otlarla sihirli iksirler yapar.Sillä oli taikapulloja, joihin se keräsi asioita.
Ciğer otları nemli yerlerde yaşarlar.Billefluer lever i fugtige områder.
O otlardan toplayıp aileye getirmiştir.Sehingga kemudian sisa-sisa minuman itu dikumpulkan dan diberikan untuk keluarga.
Kenti çevreleyen çöl yaban otları ve ender hurma ağaçlarını barındırır.Saat itu hanyalah tinggal sumur tua yang tertimbun tanah dan pondasi bekas langgar yang tersisa.
Ege'nin lezzetli balıklarının yanı sıra, İzmir mutfağının en önemli özelliği otlar ve zeytinyağlı yemeklerdir.Selain espresso yang baik, unsur terpenting dalam membuat cappuccino adalah tekstur dan temperatur susu.
Gerektiğinde dikenli bitkiler ve kuru otlarla beslenebilir.Bisnisnya menyangkut produk rumput laut dan jajanan mudah dimakan.
"Rengârenk Otlar Vadisi (ing.Các đô thị của thung lũng Aosta |Arnad]]
Yabani otlar ve yabani meyveler bakımından çok çeşide sahiptir.果実は液果になり、多くの種子を含む。
Dağlardan toplanan otlardan yapılır.山中に碑が建てられている(位置)。
O otlardan toplayıp aileye getirmiştir.孤児の里 孤児を引き取って育てている里。
Hızlı ürer ayrıca zararlı otların gelişmesini engeller.また、雨水の排水が容易であり、雑草の生育を防止する。
Çiftçiler tohumlar tam oluşmadan ama yaprakların en çok olduğu zamanda otları kesmeye çalışırlar.农民尽量在种子还没有完全成熟时并且叶子处于最大的时候收割干草。
Bitki yiyici hayvanlar olup, neredeyse sadece otlarla beslenirler.这些都是适应力强的动物,而且几乎能吃各种植物。
Açlık sanatçısı öldüğünde otlarıyla birlikte taşınır ve yerine bir panter konur.לאחר מותו, שורפים את גופתו של האמן ובמקומו שמים בכלוב נמר רעב.
Kökler, usareler ve otlar Bölüm.4.אובידיוס, תוגות, 4.
Boynuz otları, aslında haploid gametofit nesilin gövdesidir.בארכיטקטורת SOA השירותים הם למעשה אבני הבניין של יישומים.
Otlar bir alana yığılmak yerine parçalanarak, dağılırlar.Предсърдията вместо да се свиват, потръпват.
Botanik bahçesinde, birçok aromatik ve şifalı otlar vardır.В ботаническата градина има много ароматни и лечебни билки.
Ağaçlar, otlar, tepeler.Brdo, brijeg, gora, planina.
Gerektiğinde dikenli bitkiler ve kuru otlarla beslenebilir.Je možné podávať kompletné granulované zmesi a sušené krmivo pre vodné korytnačky.
Ağaçlar, otlar, tepeler.Predvsem hribi, drevesa, hiše, kozolci ...
Ciğer otları nemli yerlerde yaşarlar.Vabalai gyvena drėgnose vietose.
Olan biteni izleyen oğlan, herkes yatıya çekildikten sonra bu otları her gün yer.Inimesed läinud vaatama, mis see mees iga päev pühas hiies teeb.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›a budú rásť na spôsob trávy, jako vrbina pri potokoch vody.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›Brotarán como entre la hierba, como los sauces junto a las corrientes de las aguas
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›cresceranno come erba in mezzo all'acqua, come salici lungo acque correnti
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›daß sie wachsen sollen wie Gras, wie Weiden an den Wasserbächen.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›de skal spire som Græs mellem Vande, som Pile ved Bækkenes Løb.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›e brotarão como a erva, como salgueiros junto �s correntes de águas.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›És nevekednek mint fû között, és mint a fûzfák vizek folyásinál.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›Ils pousseront comme au milieu de l`herbe, Comme les saules près des courants d`eau.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›In razcveto se kakor med travo, kakor vrbe poleg vodotokov.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›I porostou jako mezi bylinami, jako vrbí vedlé tekutých vod.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›I rozkrzewią się jako między trawą, i jako wierzby przy ciekących wodach.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›그들이 풀 가운데서 솟아나기를 시냇가의 버들같이 할 것이라
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›Mereka akan tumbuh subur seperti rumput di dekat air, seperti pohon gandarusa di tepi sungai
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›niin että ne kasvavat nurmikossa kuin pajut vesipurojen partaalla.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›så att de växa upp mitt ibland gräset såsom pilträd vid vattenbäckar.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›så de vokser op som iblandt gress, som piletrær ved bekkene.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›şi vor răsări ca firele de iarbă între ape, ca sălciile lîngă pîraiele de apă.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›Zij zullen opgroeien als mals, sappig gras en als wilgen langs de rivier.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›και θελουσι βλαστησει ως μεταξυ χορτου, ως ιτεαι παρα τους ρυακας των υδατων.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›И будут расти между травою, как ивы при потоках вод.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›И те ще поникнат между тревата Като върби край течащи води.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›וצמחו בבין חציר כערבים על יבלי מים׃
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›فينبتون بين العشب مثل الصفصاف على مجاري المياه.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›他 們 要 發 生 在 草 中 、 像 溪 水 旁 的 柳 樹
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›他 們要發 生在 草中 、 像 溪水 旁 的 柳樹
Anna Johan’ı kaldırıp üzerini temizledikten sonra, her yerde ısırgan otları olduğunu fark eder.Anna ga je pobrala in očistila ter opazila koprive povsod.
Anna Johan’ı kaldırıp üzerini temizledikten sonra, her yerde ısırgan otları olduğunu fark eder.Anna megkönnyebbülten felsóhajthat, még ha a beszívott levegő nem is túl illatos.
Anna Johan’ı kaldırıp üzerini temizledikten sonra, her yerde ısırgan otları olduğunu fark eder.Anna podnosi dziecko i czyści jego ubrania z brudu. Zauważa, że pokrzywy są wszędzie.
Anna Johan’ı kaldırıp üzerini temizledikten sonra, her yerde ısırgan otları olduğunu fark eder.Najednou Johan, který kráčí nestabilně, ztratí rovnováhu a padá do žahavých kopřiv.
Anna Johan’ı kaldırıp üzerini temizledikten sonra, her yerde ısırgan otları olduğunu fark eder.Plötsligt tappar han balansen och ramlar