Geceyi otelde birlikte geçirirler.اضاءات في ليلة فندقية !
Hilton Oteli, lütfen.نُزل "هيلتون"، من فضلك.
O otel, göle oldukça yakındı.ذاك الفندق قريب جداً من البحيرة.
Bu otel, toplu taşımaya uygun bir yerde bulunuyor.يقع هذا الفندق في مكان مناسب فيما يخص النقل العمومي.
Hani, dünyadaki en garip otelde yaşamaya mahkûm edilmiş gibi".Você sabe, ser condenado a viver no hotel mais estranho do mundo".
Yakınlardaki Lenox Oteli ise tahliye edilmiştir.O Hotel Lenox nas proximidades também foi evacuado.
Johnny : Johnny, otelin resepsiyonunda çalışmaktadır."Johnny:" Ele trabalha na recepção do hotel.
Bu sırada Charlie ortaya çıkar ve oteli alevler sarar.Charlie aparece, e o hotel está envolto em chamas.
Otelin atmosferi Charlie'nin karakteriyle bağlantılı biçimde kurgulanmıştı.A atmosfera do hotel foi concebido para se conectar com o personagem de Charlie.
Bu yeni film, Barton Fink, büyük ve terk edilmiş gibi görünen bir otelde geçiyordu.O novo filme, Barton Fink, foi criado em um grande hotel, aparentemente abandonado.
Otelde ayrıca Marilyn Monroe Suite de vardır.Há também uma Suíte Marilyn Monroe no hotel.
Birkaç gün sonra, Neuve Saint Eustache sokağındaki Strasbourg oteline sığındı.Dias depois, refugiou-se no hotel de Estrasburgo, na rua Neuve Saint Eustache.
1912 yılında açılan bu otel Rus İmparatorluğu'nun en lüks otellerinden biriydi.Ele foi inaugurado em 1912 e foi um dos hotéis mais luxuosos do Império Russo.
Barton otelden kutu ve senaryo ile ayrılır.Barton sai do hotel, carregando a caixa e seu script.
Ayrıca kendisinin otel müdürlüğünden “eski dünya uzmanlığı”na atladığını da eklemiştir.Disse também que saltou de Gestor de Hotel para "especialista do mundo antigo."
Katedralin doğusunda Fyodor Lidval tarafından tasarlanmış altı katlı Astoriya Oteli bulunmaktadır.Ao leste da catedral está o Hotel Astoria, com seis andares, projetado por Fyodor Lidval.
Charlie isimli bu yeni karakter, Barton'ın oteldeki kapı komşusu olacaktı.Seu novo personagem, Charlie, era vizinho de Barton no hotel cavernoso.
Bunda Crowne Plaza otelinin de önemi vardır.No local ficava o Hotel Crowne Plaza.
Yolcuların çoğu Kızıl Deniz'deki otellerde yaptığı tatilden dönüyorlardı.A maioria dos passageiros eram turistas que retornam de resorts no Mar Vermelho.
2001'de beş yıldızlı Hilton oteli havalimanında 382 yatak kapasitesiyle açıldı.2001: Um hotel de cinco estrelas, Hilton Hotels, inaugura com 382 camas junto ao aeroporto.
Otelde Barton'un odasında çok az eşya vardı ve iki büyük pencere başka bir binaya bakıyordu.Quarto de Barton é pouco mobiliado com duas grandes janelas viradas para outro prédio.
13 Kasım 2005'te Eddie Guerrero otel odasında ölü bulundu.Em 13 de novembro de 2005, Eddie Guerrero foi encontrado morto.
Astoria Oteli'nin komşusu Angleter Oteli şair Sergey Yesenin'in ölüm yeri olarak hatırlanır.Adjacente ao Astoria está o Hotel Angleterre, que é lembrado como o local da morte do poeta Serguei Iessienin.
Otelin güney cephesinden görüntüsü.Vista panorâmica do hotel.
Bütün dünyada bulunan mağaza, otel ve restoranların mimarisine verilen bir ödüldür.Apresenta-se como o prémio mundial para a arquitetura de lojas, hotéis e restaurantes.
Ardından birlikte lüks bir otel odasında yatakta görülüyorlar.Felizmente, ele foi encontrado bem em um hotel.
Laura da o esnada otele gelir ve John'ın arkasından gider.Clark aparece nesse momento e tenta se desculpar com John.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Walter se muda para um hotel.
Klipte, grup üyeleri bir otelde görünürler.No vídeo, os integrantes da banda estão situados em um hotel.
Hemen solunda Mariott Oteli inşa edilmiştir. .À direita da Marriott, outro hotel deverá ser construído.
2012 yılında yapılan Otel Transilvanya filminin devamı. ^É sequela do filme anterior Hotel Transylvania de 2012.
Refah içerisinde yaşamasına rağmen hayatının son yıllarını otel odalarında geçirdi.Vítima do alcoolismo, passou os últimos anos de vida vivendo em albergues.
Kilise Otobüs durağı Otel bilgileriGuia de Presidente Prudente. ônibus
Geceyi otelde birlikte geçirirler.À noite, foi para o hotel.
Otelin dışına çıkar ve metro istasyonuna gider, yağmurda dans eder.Encantada, ela começa a dançar, indo do hotel para o metrô de Los Angeles e ruas encharcadas pela chuva.
Sonra otelin pervazına çıkar ve görünüşe göre intihar etmeye hazırdır.Morre na parte final da obra, aparentemente por suicídio.
Ev tamirat ve yenileme işleri için kapalı durumda iken Brian, aileyi havalı bir otele yerleştirir.Brian coloca toda a família em um belo hotel enquanto a casa está fechada para reparos e renovação.
2000 Buz Otel bir buz tiyatrosu ile genişletilir.Cerca de 1 000 toneladas dessas sobras é utilizado na construção da nova edição do ice hotel.
Divan Oteli, İstanbul'da otel.Hotel Lambert, hotel na França.
Köy içinde 2 adet beş yıldızlı otel bulunmaktadır.O município conta com hotéis cinco estrelas.
Emilia Otello'yu cinayetle suçlayıp haykırıp yardım istemeye başlar.Dª Amélia permanece de pé, gritando por ajuda.
Bir ara kurtulduğunu sansa da, yine kendini otel odasında bulur.Suponha que um novo hóspede chega e gostaria de se acomodar no hotel.
Kayıtlar bir otel odasında az sayıda ekipmanla gerçekleşti.Há menos privacidade num albergue que num hotel.
Birkaç ay sonra Mayıs ayında, Fransa'da bir otel odasında vurulmuş halde bulunacaktır.Em outubro do ano seguinte, foi encontrada em seu quarto de hotel.
Birçok kaliteli otel bu bölgede bulunmaktadır.Muitos edifícios de alto valor estão localizados na região.
Şehirde her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür.O objetivo é a construção de um hotel em cada província.
İsmi Yelken Otel olarak da geçmektedir.Também se denomina hospedeiro de transporte.
Vesta Williams Kaliforniya'da kaldığı otelde odasında ölü bulunmuştur.Williams morreu em seu quarto no Hotel Elysee, em Nova York.
Ankara’daki otellerin gelişimi ve değişim.Forma e razão da troca nas sociedades arcaicas.
1991 yılında Bodrum Yalıkavak butik oteli Spring Otel'i işletmeye başladı.Em 2001, inaugurou-se o Bourbon Shopping Country.
Otel kuruluşunun ardından pek çok ünlü konuğu ağırlamıştır.Possui muitos hotéis, pois recebe muitos visitantes.
Kompleks, ofis, konut, otel ve diğer etkinlik alanlarına ev sahipliği yapmaktadır.O complexo abrigará escritórios, apartamentos, hotel e outros.
Dodi'nin babasının otelinde kalmak istediler.Foram alojados na casa do pai e irmão de Dudu.
Zubrowka savaşın eşiğindedir ama otelin ünlü odacısı Gustave'ın umurunda bile değildir.Zubrowka está à beira da guerra, mas Monsieur Gustave H. (Ralph Fiennes), concierge do hotel, não dá à mínima.
Kasım 1993'te Tupac ve arkadaşları bir otel odasında bir kadına tecavüz etmekten suçlandılar.Em janeiro de 2012, Tori e seu noivo foram presos depois de entrar em uma briga em um hotel de Las Vegas.
Anayurt Oteli filminde Zebercet rolündeki başarısı ile büyük beğeni topladı.O público gostou do seu desempenho em papéis com bermudas.
Otello etrafındakilerin ayrılmaları ister.Otello esconde-se antes de que estes apareçam.
Bir otel rezervasyonu istiyorum.Eu gostaria de uma reserva no hotel.
O, İki gün otelde kaldı.Ele ficou no hotel por dois dias.
Bu otelin odaları oldukça basit.Os quartos neste hotel são bem básicos.